Katil Ogün Samast’ın fotoğrafları, açıklamaları, cinayetten sonra Yasin Hayal isimli şahsa gönderdiği “işlem bitti” mesajı, Yasin Hayal’in Trabzon’da Mc Donalds’ın bombalanması olayının da sorumlusu olması (ve sadece 10 ay yatarak serbest bırakılması), “Zeynel gitmeyince Ogün’ü görevlendirdim” demesi, katilin annesinin “Oğlumun yeni ayakkabıları yoktu, kim aldı” sorusu, onu tanıyanların son günlerde “bol para harcadığını” söylemesi ve daha birçok bilgi ortada...
Buna rağmen İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah daha araştırma, soruşturma bitmeden ortaya çıkıp “Cinayetin siyasi bir boyutu olmadığını, bireysel bir suikast olduğunu” peşin peşin söyleyebiliyor. Hiçbir Emniyet Müdürü’nün bu şekilde peşin görüş bildirmeye, kendi ifadesini devlete maletmeye hakkı olduğunu sanmıyorum.
Pazar günü Uğur Dündar’la birlikte ikincisini hazırlayıp sunduğumuz “uyuşturucu sorunu” konulu Her Açıdan programının başında Hrant Dink’in ölümüyle ilgili olarak konuşurken Dündar önemli bir noktaya değindi.
Trabzon’daki “rahip cinayeti”nin de 16 yaşında, yine cezai ehliyeti olmayan birine işletildiğini, bu olayın bağlantılarının ortaya çıkarılmadan üstünün örtüldüğünü, eğer böyle yapılmasaydı belki de Hrant Dink cinayetinin bu kadar rahat ve kolay işlenmeyeceğini söyleyerek “O olayda Trabzon Valisi görevden alınmalıydı” dedi.
Son derece haklıydı ve programdan sonra onun bu konuşmasından dolayı da çok sayıda teşekkür mesajı aldık.
İşte bu olayda Mc Donalds’ın bombalanmasıyla aradaki ilişki görülüyor. Terör saldırıları iyi araştırıldığında genellikle birbirleriyle bağlantılı çıkıyor. O zaman nasıl oluyor da elde bu kadar veri, ipucu varken daha olayın soruşturulması tamamlanmadan “kesin bir sonuç” bir emniyet müdürü tarafından açıklanabilir?
YİNE SATILDIK!
Dün gelen okur mektuplarının çoğu “Hepimiz sorumluyuz, milletçe utanmalıyız” şeklindeki toplu suçlamalarla ilgiliydi. İnsanlar “Hepimizin üzüldüğü doğru ama milletçe sorumlu olmayı veya utanç duymamız gerektiğini kabul etmiyoruz” diyorlardı.
Bunlar arasında “Arka arkaya terör kurbanı olan gariban şehitler için kılını oynatmayanların hepsi bu kez günlerce yazdılar, çünkü karşılarında Avrupa Birliği, Batı toplumu var. Onlardan korkunuzdan yazıyorsunuz” diyenler ve hatta bütün toplumu sorumlu tutarak yazanları “satılmış” olmakla suçlayanlar var.
Hep sapla samanı birbirine karıştırdığımızı yazarım ya, bu örnek onun ta kendisi... Elbette şehitler için de yazıyoruz medyada günlerce yer alıyor, PKK terörünün bitirilmesini devletten isteyip duruyoruz ama bir gazete veya siyasetçiye yapılan siyasi bir suikast, bir terör saldırısı muhakkak ki gündemi günlerce meşgul edecektir.
Hele de aydın bir insanımızın, bir gazetecinin şehrin ortasında cinayete kurban gitmesinin yanında, ölümü bütün topluma mal edilmek ve dışarda Türkiye aleyhine kullanılmak isteniyorsa... O zaman üzüntü çok boyutlu olacaktır.
Hrant Dink’in ölümünün ABD ve AB’de Türkiye için alınacak kararlarda kullanılacağı haberleri gelirken devletin görevi çıkıp peşin sonuçlar açıklamak değil, en kısa zamanda bu cinayetin nedenini ve bağlantılarını ortaya çıkarmaktır.
Bir kez olsun gerekeni zamanında yapabildiklerini göstermeleri gerekiyor.
Ve tabii suçluları 3-5 ayda salıvermelerinin sonuçlarını görmeleri!
Erdoğan’ın korkusu!
AKP’nin MKYK üyesi Ayşe Böhürler genel başkanı Tayyip Erdoğan’ı “Kurban olam ayına yıldızına” yazılı afişleri ve milliyetçi söylemleri için eleştirmiş.
O, bir “özel parti toplantısı”nda, kapalı zeminde, Genel Başkan olarak eleştirmiş ama olay sonuçta “açık” hale gelmiş ve basında yer almış.
Çünkü Genel Başkan parti içi demokrasiyi filân unutarak Başbakan otoritesiyle Böhürler’i “Çok çirkin bir yaklaşım” diye suçlamış. Sonra da “Bu konuşulanları inşallah yarın basından okumayız” korkusunu dile getirmiş.
Bu kadar önemli konumdaki insanlar basına geçecek bir tutum sergilerlerse korktukları da başlarına geliyor işte, ne yapacaksınız?
Bir parti genel başkanı partisinin içinden gelen eleştirilere kulak vermek ve saygı göstermek zorundadır.
Bizde genel başkanlığın padişahlık gibi algılanmasının, böylece seslerin korkutulup sindirilmesinin sonu gelmiyor. Umalım da basının yardımıyla doğruyu öğreniyor olsunlar!

