Şehitler üzerinden siyaset böyle olur!

Haberin Devamı

Bir yandan “Kimse şehitler üzerinden siyaset yapmaya kalkmasın” diye ortalığı inletirken bir yandan şehit bebeklerini “eşiyle dönüşümlü olarak” kucağına alıp gazetecilere poz vermek nasıl bir çelişkidir acaba?

Görüyoruz ki Aktütün’de şehit düşen Uzman Çavuş Bahattin Erturhan’ın kızı Sılanur kucaktan kucağa dolaşmış... Fotoğraflar gazetelerde, haberlerde boy boy yer aldı.

Medya, Aktütün (ve daha önce Dağlıca) terör saldırılarıyla ilgili haklı soruları sorduğu zaman sinirleniyorlar...

Nasıl oluyor da yüzlerce terörist, ağır silah (roketatarlar, füzeler) yüklü 25 katırla sınırdan geçip karakollara kadar -gece ve güpegündüz- görülmeden ve durdurulmadan ilerleyebiliyor?

Saldırıya uğrayan birliklere takviye güç neden çok sayıda şehit vermeden ulaştırılamıyor?

Genelkurmay’ın “Biz onları Irak’ın Kuzey’indeyken gördük, izledik” demesine rağmen bu kayıplar neden veriliyor?

Van Asayiş Kolordu Komutanlığı’nın raporu Genelkurmay’ın verdiği bilgilerle nerede çelişiyor?

Aktütün baskını bir gün önceden biliniyor muydu, Jandarma Asayiş Komutanlığı’nın “saldırıdan bir gün önce sınırda katırların beklediğini, terör örgütünün saldırı hazırlığında olduğunu” yazan raporu yalan haber midir, yoksa ciddiye mi alınmadı mı?

Genelkurmay’ın bütün bu bilgilere sahip olduğu iddiaları da mı yalandır, eğer sahip ise bu büyük ihmal kime aittir?

Bırakın ABD’ye karşı ezik siyasetimizi, hükümetin onların haberi olmadan veya onlar kabul etmeden adım atamayışını, sınır ötesi operasyonun hiçbir şey halledilmeden bir haftada bitirilmesini, bu nedenle Dağlıca baskınından beter bir olay daha yaşanmasını, Aktütün’le ilgili yukardaki sorular bile hükümetin millete açıklama yapmasını ve tüm
detaylarıyla olayı aydınlatmasını gerektirir.

Başbakan ve hükümeti bunu yapmak zorundadır.

Oysa onlar ne yapıyorlar? Şehit yavrularını kucaklarına alıp “ne kadar sevgi ve ilgi dolu oldukları” mesajını vermeye çalışıyorlar.

Ama durumun yenir yutulur hali yok artık, başta çocuğu askerde olanlar ve yakında gidecekler olmak üzere millet açıklama bekliyor.

Kaçamaksız, kıvırtmadan, dosdoğru açıklama!

******


Hamdolsun iyiyiz ama konuşmayız!

Olanları halka yansıtan, dev yolsuzluklardan terör konusundaki ihmallere, dış siyasetteki ciddi yanlışlara kadar önemli ülke sorunlarını takip eden, açıklayan, çözüm arayan “medya kesimi” Başbakan’ın bir numaralı düşmanı!

Evet kelimeyi doğru gördünüz, bu sıradan bir kızgınlık filan değil. Türkiye tarihinde ilk kez bir başbakan ve hükümeti iktidarın eline geçmemiş ve artık azınlık halinde kalan özgür medyaya düşmanlık duyuyorlar.

“Terör” yazıyorsunuz Başbakan konuşmasında “Terör üzerinden hükümete vurmak insafsızlıktır” diyor ve hatta yazanları “PKK yandaşı” olmakla, “provoke etmekle” suçluyor.

Gizlenemeyecek boyuttaki “yolsuzlukları” yazıyor, konuşuyorsunuz “Medya yanlış aktarıyor, belgeleri gizliyor, iftira kampanyası yapıyor” diye halka sızlanıyor.

Ve hatta Ilısu Barajı, Hasankeyf konusunda bile “tarihi şehir kalıntıları”nın sular altında kalacağı gerçeğini “biz tarihi eserleri taşıyoruz” diyerek gizliyor.

***


Milletin trilyonlarını din, inanç istismarıyla ele geçirip üstüne yatanlar Almanya’da takip edildi, yakalandı, Alman hükümetine partiler tarafından soru önergeleri verildi ama “Asıl faillerin Türkiye’de olduğu” bildirilmesine, isimleri verilmesine rağmen Alman yargısından soruşturma ve karar dosyaları hâlâ, haftalar sonra ve Adalet Bakanı’nın “istediklerini” söylemesinden sonra bir türlü Türkiye’ye ulaşamadı.

Ülkeyi yöneten iktidar partisinin Genel Başkan Yardımcısı’yla ilgili ciddi belgeler, Danıştay kararları tarihleriyle açıklandı ama Başbakan’ın sesi çıkmadı...

Millet ekonomik sıkıntıdan kıvranırken Başbakan bir yandan hükümeti krize karşı uyaran iş dünyasını “ülkemde yangına körük tutanlar var” diye suçluyor, bir yandan da inatla tekrarlıyor: “Hamdolsun iyiyiz!”

Hamdolsun birileri gerçekten çok iyi memlekette ama kırık dökük gecekondularda yaşayan şehit analarından başlayarak çoğunluk aynı şeyi söyleyecek durumda değil... Bir poşet erzağa muhtaç haldeler!

Başbakan “Yerel seçimlere kadar CHP’nin iddialarına, sorularına cevap vermeyeceğini” söyledi... CHP’ye vermiyorsa medyanın sorularına cevap versin yolsuzluk, dokunulmazlık, terör konularını açıklığa kavuştursun.

Mahalle sohbeti değil bu, en ciddi ülke meseleleri...

Başbakan olarak cevaplamak onun tercihine bağlı değildir, zorunludur!

DİĞER YENİ YAZILAR