12 Şubat 2003... Londra'nın Heatrow Havaalanı ve çevresinde olağanüstü durum ilk bakışta farkediliyor... Tam donanımlı savaş görüntüsünde askeri birlikler yol başlarını tutmuşlar. Eli silahlı askerler gerekli gördükleri araçları durdurarak arıyorlar.
Havaalanı'nın içinde aynı hava devam ediyor. Uzun kuyruklar halinde dizilmiş yolcuların bagajları, pasaport ve biletleri alışılmışın dışında defalarca kontrol ediliyor. Güvenlik görevlilerinin sayısı iki katına çıkarılmış.
Ben de yolcular arasındayım. Birkaç gün önce THY ile ilgili yazımda söz ettiğim gibi, hayatımda ilk kez uçaktan korkarak seyahat ediyorum. Bindiği uçaklara defalarca yıldırım çarpmış, en olmayacak hava şartlarında TV çekimleri için günde iki kez uçmuş ve en ufak endişe taşımamış biri olarak açıkça korkuyorum.
Kadere inanırım ama her türlü önlemi almaya da inanırım ve işte tam "terörist saldırı" alarmı yapıldığı, İngiliz ordusu Heatrow ve çevresi ile birçok şehir ve kasabada aşırı önlem aldığı gün bu uçuşu yapmak zorundayım. İçimiz pır pır ederek, alandaki ve uçaktaki her Arap görünüşlü yolcuyu (maalesef) şüpheyle süzerek, hatta çaktırmadan yan gözle inceleyerek yolculuğu tamamladık çok şükür. O şimdilik bitti ama İngiltere ve Türkiye'nin terör korkusu, özellikle de uçaklara yerden atılacak füze korkusu bitmedi. Bu gidişle uzun süre de hiç bitmeyecek.
İngilizler açıklıyor
12 Şubat Çarşamba'dan bu yana İngiliz medyasında çıkan haberler de bunu doğruluyor. Bush, Powell ve Blair ne derse desin insanları sükûnete ikna etmeleri mümkün olmayacak. Usame Bin Ladin'in Iraklılar'ı "Haçlı Seferi"ne karşı "cihad"a çağırdığı son kasetten sonra hele, hiç olmayacak.
Bizde alınan ihbar ve önlemler panik yaratmamak için duyurulmaz. İngiltere'de ise uygun bir dille anlatılıyor. Polis müdürleri ve Blair'in sözcüsü "İngiliz halkının ve turistlerin güvenliği için" sıkı kontrolün gerekli olduğunu, bu nedenle ilk kez eli silahlı askerlerin yollarda ve kalabalık mekânlarda yer aldığını açıklıyorlar, İngiliz Gizli Servisi'ne günde 150 civarında "uluslararası terör" raporu geldiği söyleniyor.
En büyük iki korku:
1) Geçen Kasım'da Kenya'da 270 yolcusu olan uçağın yerden atılan füzeden kıl payı kurtulduğu olayın benzerinin yaşanması.
2) "Postcard targets" denilen; Buckingham Sarayı, Parlamento Binası, Londra Kulesi, alışveriş ve metro merkezleri gibi yerlere saldırı yapılması.
Korkulardan birincisi nedeniyle Havaalanı yakınlarında, kraliçenin ve ünlü pop yıldızı Elton John'un da evinin bulunduğu, Windsor Green Park civarında kuş uçurtulmuyor.
ABD'ye İngiltere dışında en çok arka çıkan ülke biz olduğumuza, üstelik ondan da fazla tehlike altında bulunduğumuza göre acaba bizim havaalanlarımızda, şehir ve kasabalarımızda, uçaklarımızda ne gibi önlemler alınıyor merak etmiyor musunuz?
Ben fazlasıyla ediyorum. Ayrıca inanıyorum ki Irak Savaşı çıksa ve bir haftada bitse bile bu korku yıllarca bitmeyecek. Ne İngiltere, ne de Türkiye için...
Dua edelim de bizimle birlikte birçok ülkenin "barışçı çözüm" isteği gerçekleşsin.
Savaş bitse de, bitecek mi?
12 Şubat 2003... Londra'nın Heatrow Havaalanı ve çevresinde olağanüstü durum ilk bakışta farkediliyor... Tam donanımlı savaş görüntüsünde askeri birlikler yol başlarını tutmuşlar
Haberin Devamı

