Sarsıcı bir film!

Cuma akşamı, Hitler'in ölümünden önceki son günlerini, Berlin'in teslim oluşunu anlatan Çöküş filmini izledim

Haberin Devamı

"En İyi Yabancı Film" dalında Oscar'a aday gösterilen ama ödülü İçimizdeki Deniz e kaptıran filmde Hitler'in sığınakta geçen ve orada evlendiği sevgilisi Eva'yla birlikte intiharına kadar giden günler, sekreteri Traudl'ın anılarından alınarak anlatılmış.

Filmde yer alan kişilerin sonradan ne yaptığını da filmin sonunda görüyorsunuz. İntihar ettiği âna kadar yenilgiyi kabul etmeyen ve edilmesine izin vermeyen, öfkesini çılgınlık boyutunda yansıtan, kızdığı herkesi anında kurşuna dizdiren bir Hitler, "Nasyonel sosyalizmin olmadığı bir ülkede yaşamasınlar" diyerek 6 küçük çocuğunu da öldüren ve kocasıyla birlikte Hitler'in ardından intihar eden "Propaganda Bakanı Goebbels'in eşi Magda", Hitler'in yaratlığı motivasyonla ölüme yürüyen çocuk ve gençler... Hepsi oldukça irrite edici, sarsıcı etki yapıyor. (İtiraf edeyim, ben birçok sahnede gözlerimi kapattım.) Ama gerçek şu ki Çöküş'ü, tüm aktörlerin başarısını ve özellikle Bruno Ganz'ın oynadığı Hitler rolünü görünce bu filmin Million Dollar Baby'den de çok Oscar'ı hak ettiğini düşünüyorsunuz.

Sinema ve tarih meraklılarının sıkılmadan izleyecekleri güzel bir film... Bence, ustaca motive edilen çocukların neler yapabileceğini göstermesi açısından da izlenmesi gerekiyor.

Mazereti yok!
Bütün gazete ve TV haberleri "dehşet verici" olaylarla, "şiddet'le dolu... Dün VATAN'da bu haberlerden bazılarının toplandığı köşenin de başlığı "Dehşet kol geziyor" idi.

Birkaç bilezik için öldürülen kadın, doktor muayenehanesinde katledilen sekreter, Etiler'deki silahlı çatışma ile ilgili tutuklamalar, kapkaç olayında yüzüne silah kabzasıyla vurulduğu için dili tutulan genç kız, İstanbul'da silahla katledilen şoför... İki bileziği için öz kızını öldüren adam.

Ve birkaç gün önce elinde silahıyla gazetelerde fotoğrafı çıkan milletvekili Canan Arıtman... Bugün yazdığım "Anasının nikâhı" yazısıyla yakından bağlantılı bir konu bu...

Her ne kadar Arıtman çoğu kez yerinde ve haklı konuşmalar yapan bir siyasetçi ise de, özellikle son aylarda çığrından çıkan şiddet olaylarına "çare üretemez durumda" olan bir Meclis'in parlamenteri olarak, çektirdiği fotoğrafın ve "birkaç silaha sahip olduğuyla" ilgili konuşmasının mazereti yoktur.

Basının insanları şiddete özendiren, mafya olaylarına ve insanlarına karşı sempati yaratan dizileri ön plâna çıkarması, övmesi, onların izlenirlik oranına katkıda bulunması ne kadar zararlıysa, tanınmış kişilerin bu tür eylemleri de en az o kadar zararlı.

Olmaması gerekirdi. Umarım Canan Arıtman da hatasının farkındadır.

Anasının nikahı?
Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül'ü nazik, nerede ne söyleyeceğini, nasıl davranacağını bilen biri olarak tanırdım ben... Ta ki CHP Genel Başkanlığı'na aday oluncaya kadar... Olduğu andan itibaren o nazik insan gitti, yerine ağzına geleni söyleyen, kavgacı bir siyasi karakter çıktı. Gerçek böyleydi de yaldız kazınınca altından o mu çıktı, yoksa öfke onun gerçek karakterini mi değiştirdi bilmiyoruz. Ben ikincisine inanıyorum. Oysa Deniz Baykal'ın puan kaybetmesine neden olan özelliği buydu zaten; öfkelenince konuşmalarını kontrol edemeyişi... Duygularına kapılarak partinin de kontrolünü kaybedişi... O toparlanırken bu kez Sarıgül'ün aynı havaya girdiğini görüyoruz.

Son olarak "Baykal benden özür dilemezse anasının nikâhını görür" sözüyle gündemde. Buyrun size gazeteci söylese hapsi boylayacağı bir söz...

Ata Demirer'in "Vercen mi" sözünü enine boyuna eleştiren basın Sarıgül'ünkilere susacak mı?

Hayır, bunun da susulur tarafı yok... Demirer hem sözün muhatabı izleyiciden hem de toplumdan özür diledi... Her ne kadar, o arada "Vay, ne iki yüzlü toplumuz, adamı pişman ettik. 'Kız arkadaşın var mı' diye soran izleyici de suçlu" gibisinden "elmalarla armutlar" tarzı cılız karşı görüşler duyulduysa da Demirer özür dilemekle doğru olanı yapmıştı. Şöhret, kötü örnek olmaya mazeret sayılmazdı. Mustafa Sarıgül hata yaptığını kabul etmek zorunda.

Tabii, Türk halkının artık bu tür lider modeli istemediğini de anlamak...

DİĞER YENİ YAZILAR