Tek isteğimiz hükümetlerin bize tiyatro oynamaması, sağ gösterip sol vurmaması değil mi? Yıllardır bunu istedik, bunu bekledik. "Şeffaflık" dedik, "temiz yönetim, temiz siyaset" dedik, ışıklarımızı yakıp söndürdük ama işte bugün hâlâ görüyoruz ki son hükümet de aynı yolda... Hem de kendisinden öncekilerin ayak izlerinin üstüne basarak ve son hızla yürüyor.
Okuyucu, çok da haklı olarak Fransa olayının ve Başbakan'ın konuşmalarının üzerinde durmamızı istiyor... Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Fransa'da çoğunlukla Kuzey Afrika ülkelerinden gelen göçmenlerin dışlanması, iş bulamaması gibi nedenlerle çıkan olayları "türbana" bağlayan konuşması son derece ciddi bir hataydı.
Türkiye gibi büyük bir ülkenin Başbakanı için çok ciddi bir hata...
Nitekim Fransa Başbakanı Villepin in Erdoğan'ın sözünü yalanlaması da ciddi bir "küçük düşme" dir. Nasıl ki bir başbakanın kendisini değil ülkesini temsil ettiğinin bilincinde olarak konuşması gerekirse söylediği sözlerin arkasında durması da aynı şekilde gerekir. Ama görüldüğü gibi Erdoğan, konuşması Villepin ve üstelik Fransa'deki İslâmi örgütlerin Başkanı tarafından yalanlanırken her zaman yaptığı gibi sucu medyanın üzerine yıkıyor, medyanın sözlerini saptırarak milleti aldattığını iddia ediyor.
Aldatan kim?
Bu millet onun zannettiği kadar aptal değil oysa, kendisini kimin aldatmakta olduğunun gayet farkında... Ve eğer karşısında daha güçlü bir muhalefet partisi ya da bir alternatif olsa bunu Erdoğan da kendisinden öncekiler gibi kolayca anlayacak.
Başbakan Tayyip Bey ve partisi bunu ilk günden beri hep yapıyor. Önce konuşuyor, kışkırtıyor, mesaj yerini bulduktan sonra söylediklerini söylemediğini öne sürüyor. Örneğin önce günlerce YÖK'e yükleniyor, arkadan Fransa'deki olayların türban nedeniyle çıktığını söylüyor, ertesi gün bakıyorsunuz çeşitli illerden toplanmış 100-150 kişi Fransa'daki olayların küçük çaplı bir benzerini Türkiye'de "YÖK ve türban"ı ileri sürerek yapmış.
Ya bu olaylar da büyüse, yayılsa ve Fransa, Belçika'da olduğu gibi ciddi boyutlara ulaşsa sorumlusu kim olacak, Tayyip Erdoğan'dan başkası mı?
Çelişki!
Başbakan'ın her şeyden önce ciddi bir çelişki sorunu var. Bir yandan insan haklarını öne sürerek her fırsatta türbana özgürlük isterken öte yanda devlet kurumlarına kadın alınmaması, TMO'da 3 kadın müdürün işine aynı anda son verilmesi, İmam Hatip'li erkekler dışında kimsenin (SHÇEK'te bile) üst düzey görevlere gelememesi hep kendi döneminde oluyor. Madem ki kadınların eğitimi bu kadar önemlidir, neden çalışmaları önleniyor, cevaplasınlar bize...
Hem barış taraftarı konuşuyor görünüp, hem de olay yaratacak mesajları satır aralarına sıkıştırmak kendilerine sürekli puan kaybettiriyor. Onlara puan, ülkeye zaman ve huzur...
Ne zaman farkına varacaklar acaba?
Sarkozy'nin yaptığından farkı var mı?
Tek isteğimiz hükümetlerin bize tiyatro oynamaması, sağ gösterip sol vurmaması değil mi? Yıllardır bunu istedik, bunu bekledik. "Şeffaflık" dedik, "temiz yönetim, temiz siyaset" dedik, ışıklarımızı yakıp söndürdük ama işte bugün hâlâ görüyoruz ki son hükümet de aynı yolda...
Haberin Devamı

