Batı ülkelerinde de böyledir, gürültü ile sansasyonla, çekim boyunca haberleri çıkarak yapılan filmler sabırsızlıkla beklenir ve gişe rekorlan kırar.
İyi veya kötü, eser veya sabun köpüğü fark etmez, izleyici koşarak gider ve adı duyulan filmleri izler.
Bu hafta başlayacak olan Bridget Jones'un ikinci bölümü "Edge of Reason"ı İngiltere'de gördüm. Sebebi birinci bölümü beğenmiş olmamdan çok, Mark Darcy rolündeki Colin Firth ile filmin son sahnesiydi doğrusu... Rüzgâr Gibi Geçti'deki meşhur Scarlet O'hara-Red Butler öpüşmesi gibi 'unutulmayan sahne' klâsikleri arasına giren muhteşem bir sahneydi o.
Bakalım o sahneden sonra neler olacaktı? Merak ediyor insan...
Sonra da biraz hayal kınklığına uğruyor. Birincinin taklidi, aldığı her kilo için 1 milyon dolar ödenmesi sonucunda iyice fıçı gibi şişen bir Bridget'le, hafif zorlama hissedilen sahnelerle dolu bir "eğlencelik".
Aynen, birdenbire pek popüler olup her filmde boy göstermeye başlayan Jude Law'un Alfie'si gibi...
Tom Hanks'in Polar Express'i de oynuyordu ama onu Türkiye'ye sakladım. Noel Baba'yı görmek için Kutup Ekspresi'ne binerek Kuzey Kutbu'na giden çocuğun hikayesi. Şu sırada kitabına göz gezdirmekle meşgulüm. Tom Hanks'li bir film farklı olabilir tabii...
Ve Cem Yılmaz'ın GORA'sı. Cem Yılmazın 'kötü' bir şeye imza atmayacağına eminim ben, henüz görmedim, ona da bugünlerde gideceğim. Bu filmdeki küfürlere takılanlar Bridget Jones'u da izlemesinler. 'Fuck' lâfından geçilmiyor.
Bunların dışında bir de fazla sesi çıkmayan filmler var. Ama mutlaka izlenmesi gereken; Osama gibi!
Ve... Osama; karanlıktaki çocuk!
Gelelim "Osama"ya. Bu öyle sansasyon yaratmış bir film değil ama müthiş bir zevkle izlendiği gibi gerçekten Türkiye'de mutlaka gösterilmesi, halka izletilmesi gereken bir film. Hattâ şöyle diyeyim; belki tamamı TV'de gösterilemez ama belli bölümleri anlatımları süsleyebilir. İsteyen TV kanalı olursa (Türkiye'de henüz bulunduğunu sanmadığım) DVD'sini vermeye hazırım.
Dikkatli okurlar fark edeceklerdir, dünkü yazımın başlığı, babası tarafından 'türban' nedeniyle okula gönderilmeyen 11 yaşındaki Esra ile bağlantı kurularak "Osama ve karanlıktaki çocuk" olarak verilmişti. Bugünkü: Osama; karanlıktaki çocuk zira Osama (Usame Bin Ladin değil, filmde o da geçiyor ama) tesadüfe bakın yine 10-11 yaşlarında bir Afgan kızın takma adı ve o, karanlığın daha da ileri noktasında yaşamakta.
Bu Osama, bizim Esra'ya yapılan zorlamanın tam tersine burkayı reddettiği için saçlarının kısacık kesilmesine razı olarak bir erkek çocuk kimliğinde çıkıyor ortaya.
Bir ülke radikal dinci grupların eline geçtiğinde, din, Kur'an nasıl amaçlara alet edilebiliyor, vatandaşlar nasıl "sürü gibi" sopalarla, dayaklarla, taşlanarak yönetiliyor onu adım adım izliyorsunuz.
Film, ellerinde "Açız, bize iş verin'', "Biz politik değiliz", "İş istiyoruz" gibi pankartlar taşıyan çoğu dul ve çocuklu, burkalar içindeki kadınların gösterisiyle başlıyor. Arkadan hemen sarıklı Taliban mollaları çıkıyor ortaya ve kalın hortumlarla kadın ve çocuklara tazyikli su sıkıyor.
Kadınlığından pişman!
Perişan şekilde yerlere düşen bebeklerinden ayrılan analar dövülerek demir kafeslere kapatılıp kilitleniyor.
11 yaşındaki kızın dul annesi ile anneannesi de parasızlıktan, açlıktan bitkin halde... Kadınların çalışması yasak olduğu için çocuk çalışmak zorunda ama o da kız. Üstelik burka takmak istemeyen bir kız. Tek çare onun erkeğe dönüştürülmesi... Bir gece "Keşke Allah kadınları yaratmasaydı" diyecek kadar "kadınlığından pişman" anası tarafından o güzel siyah uzun saçlan kesiliyor. Ertesi gün çocuk tanıdık bir adamın dükkânında çalışmaya başlıyor.
Ama Taliban tarafından yakalanarak Usame Bin Ladin'in savaşmak için yetiştireceği erkek çocukların arasına katılması ve erkek olmadığının fark edilmesi de uzun sürmüyor.
İçiniz sızlayarak izliyorsunuz. Her şeye rağmen, doktorların cinsiyetinin bile siyasetçiler tarafından tartışılmaya başlandığı bir dönemde izlemeniz, görmeniz, bilmeniz gerektiğini yüreğinizde hissederek!
Sansasyonel filmleri izlememek kayıp mı?
Batı ülkelerinde de böyledir, gürültü ile sansasyonla, çekim boyunca haberleri çıkarak yapılan filmler sabırsızlıkla beklenir ve gişe rekorlan kırar
Haberin Devamı

