Şans yetecek mi?

Bilmiyorsunuz, size hemen söylemedim ama günlerdir yazılarımı International Hospital'dan yazmaktaydım

Haberin Devamı

Bilmiyorsunuz, size hemen söylemedim ama günlerdir yazılarımı International Hospital'dan yazmaktaydım. Durun, yine Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi sevgili okurum Koray Volkan Serin gibi siz de telaşlanmayın, çok şükür ben iyiyim. Hasta olan, size "Çerkez kızı" başlığıyla yaşam öyküsünü yazdığım canım annem...

Ne derim her zaman, insanın hayatının en zor günleri canının bir parçası gibi sevdiği yakınlarını hasta gördüğü, elinden bir şey gelmediği ya da daha kötüsü onları kaybettiği günlerdir. Babamı 1991 yılının Haziran ayında bir doktor hatası yüzünden kaybetmiştim. Öyle büyük bir bağlılıktı ki onlarınki o günden sonra annem bir daha toparlanamadı. Yaşadığı her gün onu andı, onun fotoğraflarıyla konuştu... Ve nihayet 14 yıl sonra yine bir Haziran günü beyin damarlarından birine giden bir kan pıhtısı nedeniyle ağır şekilde hastalanarak International Hospital'a kaldırıldı.

Annemi dün yoğun bakıma aldılar... Yıllardır onu mucize tedavilerle her seferinde iyileştiren, ayağa kaldıran doktoru, Türkiye'nin en başarılı beyin cerrahlarından biri olan Cengiz Aslan'ın tedavisi, hastanenin yakından şahit olduğum kusursuz bakımı anneciğim için büyük bir şans biliyorum. Ama kimsenin hasta ve çaresiz olmasına dayanamayan, hiç görmediği hastalan iyileştirmek için seferber olan ben, kendi anacığımı bu kez sağlığına kavuşturmayı başarabilecek miyim bilmiyorum.

Şu anda elimden gelen tek şey dua etmek ve görüşmemize izin verilen dakikalarda moral vermek... Yanında olduğumu ve sevdiğimi hissettirmek.

İçim rahat... Çünkü ben yalnız özel günlerde ve hasta olduğu zamanlarda değil her zaman onun yanındaydım. Sevdiğimi her gün söyledim, hissettirdim, birlikte güldüm, paylaştım her şeyi...

Ama anne o... Bir anneyi yoğun bakımda görmenin acısını ise hiçbir şey hafifletmiyor.

Biliyor musunuz insanın tüm yaşamı, yalnız kendi hayati tehlikeye girdiği anda gözlerinin önünden geçmiyormuş. Şimdi ben, yoğun bakımın kapısında beklediğim zamanlarda birlikte geçen güzel günlerimizi yeniden yaşıyorum. Bir an, onun öğretmenlik günlerinde elinden tutup yanında okula götürdüğü küçük kız, bir an imtihan sabahı tatlı tatlı uyandırdığı liseli genç kız oluyorum.

Bir yaz günü Beyoğlu'nda el ele dolaşıyoruz bazen... Benim ayağımda o yaz pek moda olan şıpıdık tokyo terliklerim, o bana köşedeki çikolatacıdan fındıklı çikolatalar alıyor... Ne zaman bir zorluk yaşasam yanı-başımda bitiyor, binlerce kilometre uzakta olsam bile sıkıntımı hissederek beni arıyor...

Sevdiklerinize iyi bakın diye yazıyorum bunları... Evet, hayat hızla akıyor, yapacak, yetişecek çok şey var. Ama "kaçırmak istemediğiniz tüm nedenlere rağmen" anne ve babalarınızı arayın, sevdiğinizi "yaşamınızın şahiti olan" insanlara sık sık hissettirmeyi unutmayın. Sadece birkaç dakika bile mutluluk vermek ve almak için yeter...

O mutluluk asla zannettiğiniz gibi sonsuza kadar sürmüyor. Bunu ben şimdi çok daha iyi anlıyorum...

İtirazlari hatalar!
Sevgili okurlarım, önce 4 gün üst üste yayımlanan sağlık röportajlarım ve köşe yazılarımda olan küçük hatalardan söz edeceğim.

Yazılarımın çoğunu, belirttiğim gibi International Hospital'dan yazmış ve kontrolleri de buradan yapmış olmam nedeniyle dizgide bilgim dışında yapılan bazı hatalar oldu. Bunların üzerinde durduğumu biliyorsunuz. "Mâruz" kelimesinin "mağruz", "AB'ye girmekle "girmek"in "gitmek" olarak yazılması ve buna benzer yanlışlar için özür diliyorum.

Gazetecilikte "neden ne ve kim olursa olsun" sorumluluk yazara aittir. Ayrıca, ayın 19'unda yayımlanan "Çalışan kalpte by pass ameliyatı" yazısında bu ameliyatların ilk kez ASM'de yapıldığı bilgisi hastanenin dergisinde yer alan bir hata sonucu verilmiş. Bu nedenle ASM'den gelen özür yazısını yayınlamıyorum ama Gülhane Askeri Tıp Akademisi GATA, Yüksek İhtisas gibi başka hastanelerde de yapıldığını Doç. Dr. Cem Alhan, Dr. Sertaç Çiçek gibi bazı doktorlarımızın itirazı sonucu öğrenmiş olduk.

Asıl önemli olan tipta ve teknolojideki son gelişmelerin Türkiye'de de uygulanıyor, kullanılıyor olması, bununla birlikte hastaların aynı imkânı diğer bazı hastanelerde bulabileceğini bilmesi de önemli. ASM'den gelen açıklamada "halen by pass ameliyatlarının ABD'de ve bütün dünyada oldukça sık şekilde pompalı sistemle -kalbin durdurularak pompaya bağlanması yapıldığı, by pass dışındaki kalp ameliyatlarının çoğunda da bu sistemin kullanıldığı" bildiriliyor. Öte yanda, itiraz yazısı gönderen doktorların da belirttiği gibi son yıllarda yeni yöntem olan "çalışan kalpte by pass ameliyatı" Türkiye'de de başarıyla uygulanıyor.

Bu bilgileri dikkatinize sunuyorum.

"Acelemiz var"
Recep Özbey, 16 yaşında iki kez beyin ameliyatı geçirmiş ve beyin sapındaki tümör iki kez nüksetmiş bir hastanın; Yasin Özbey'in babası.

Gönderdiği 'mail'de oğluna 3 hafta ömür biçildiğini, bunun bir haftasının da geçtiğini belirterek "ASM'nin SSK ile anlaşmasını beklediklerini, bu süre içinde Uzay Neşteri'ne ulaşamazlarsa oğlunu kaybedeceğini" söylüyor. Daha doğrusu haykırıyor.

Ben de bu durumu ASM yetkililerine bildiriyorum.

Anlaşmanın 2 haftada olma şansı var mı?

16 yaşındaki bir genci, eğer mümkünse, kurtarmayı düşünürler mi?

(Recep Özbey'in telefonu: 0532 415 25 88)

DİĞER YENİ YAZILAR