Sandıktan kaçamayız!

Haberin Devamı

Bugüne kadar hangi partiye oy vereceğimizi son ana kadar bilmediğimiz çok seçim geçirdik, partilerin “kemikleşmiş, futbol takımı tutar gibi parti tutan seçmeni dışında kalanlar” için bu da onlardan biri...

Yalnız bu kez önemli bir fark var; geçen iktidar dönemindeki uygulama ve söylemler sonucunda laik-demokratik rejim konusunda ciddi endişe hisseden milyonlarca vatandaşın olması.

Her şeye rağmen aslında kararlı olması gereken çok sayıda seçmenin de her partiye ayrı bir kusur bularak son ana kadar (belki seçimde de) kararsız olacağını tahmin edenler bu kusurları dile getiriyor ve “hiçbirine oy vermemek için yeterli neden olduğunu” söylüyorlar.

Oysa iç politikada yaratılan anarşinin dış politikamızı da fazlasıyla etkilediği, bu boşluktan yararlanan bazı ülkelere Türkiye’nin siyasetine yön verme imkânı sunduğu, devletle milletin birbirine düşürüldüğü bir dönemde seçmen böyle bir lükse sahip değildir. Kendi istediğimiz şartları veya “ideal şartları” şu an için hiçbir partide bulamasak da artılarla eksileri terazinin iki kefesine koyarak ve ülkemizin, kendimiz ve çocuklarımızın geleceğini göz önüne alarak “mümkün olan en doğru kararı” vermek zorundayız. En ufak bir vatandaşlık sorumluluğu taşıyorsak buna kesinlikle mecburuz.

Onun için “bu partinin liderini sevmiyorum, öbürününki ise şunu söyledi” diyerek lidere bakıp partileri toptan silivermek hatadır. Söz konusu partinin karşısındaki hangi ihtimallere ve hangi liderlere göre seçim yaptığınızı unutmamanız gerekir.

YANILTAN ANKETLER

Kısa süre önce bir yazımda medyada yayınlanan anketlere körü körüne inandığımızı ve bundan yararlanan birilerinin de anketlerle bize beyin yıkama yaptıklarından söz etmiştim.

Öncelikle seçim anketi yapan ve yayınlatan bazı kuruluşların bazı siyasi partilerle yakın ilişkide oldukları, olabildikleri biliniyor. Bu anketleri finanse edenler bazı partilerle yakınlık içinde olabiliyor. İlişkileri o anda değil yıllar sonra anlayabiliyorsunuz.

Bazen kendileri de (pişmanlıkla veya ilişkiler bozulduğu için kızgınlıkla) açıklıyorlar ama iş işten geçmiş oluyor.

Bırakın bunu bir yana 300-500 veya 3000-5000 kişiyle yapılan, ayak üstü sorulan anketler milyonlarca seçmeni (bazen tesadüf sonucu tutsa da) temsil edemez. Bu anketlerde barajı geçemeyecek bir partiyi kasıtlı olarak geçmiş gösterdiklerini düşünün.

“Geçmeyeceği” durumda oyunu “geçebilecek” bir partide değerlendirecek olan seçmenin yanıltılması bir tarafta ciddi bir kayba neden olurken karşı tarafa oturduğu yerde ciddi bir kazanç sağlayacaktır.

Bu, çok ama çok dikkatle düşünülmesi gereken bir ihtimaldir.

Son günlerde gelen mailler insanların “kamuoyu araştırması” adıyla yayınlanan bu seçim anketlerini istemediğini gösteriyor.

Aslında bugüne kadar duyurulan sayısız anket yeterli zararı (veya bazılarına yararı) sağlamıştır ve medya artık anket yayınlamaya son vermelidir. Ama bunu yapmadıklarına göre siz de çok ama çok dikkatli olmalı fantezi tercihleri bir yana bırakıp gerçekçi tercih yapmalısınız. Sonradan üzülmek istemiyorsanız tabii!

*****

Hangi bakanlıklar kadına emanet edilecek?

Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği son derece yerinde bir saptama ile işe girişmiş, bugüne kadar pek az kadının “Kadın ve Aileden Sorumlu” olan dışında bir bakanlığın başına getirildiğini (bir veya iki) vurgulayarak “Bu konu şimdiden tartışılmalı” diyor.

TÜKD Genel Başkanı Birten Gökyay’ın gönderdiği mektup ve ona ilişkin “kamuoyu duyurusu”nda birçok Avrupa ülkesinin aksine Türkiye’de kadınların ısrarla siyasette erkekle eşit konuma gelmesine engel olunduğu, hükümetlerde kadın temsilinin ise komik denecek durumda olduğu vurgulanıyor.

Özellikle de icrai bakanlıklara kadınların getirilmediği.

TÜKD Başkanı bu aşağılayıcı ayrımcılığın nasıl düzeltilebileceğini gayet güzel açıklamış. Yarın yazacağım.

DİĞER YENİ YAZILAR