"Yazı çıktığı sabah başladı telefonlar. Bir dakika susmuyor, dört beş sekreter cevaplamaya yetişemiyorlar Ruhat Hanım" dedi hastanenin sorumlu müdürü... Ve ekledi "Böylesini şimdiye kadar hiç görmemiştik."
'Bilgiye açlık bu' diye düşündüm, öğrenmeye, doğru, güvenilir ağızlardan bilgi edinmeye öyle açız ki hâlâ. Bir çok yazı çıkıyor aynı konularda, ama insanlar hangisi doğrudur, hangisi reklâm yazısıdır, hangi bilgiye inanmak gerekir anlayamıyorlar ve haksız da sayılmazlar.
Türkiye'nin gururu olan plastik cerrahlarımızdan Prof. Dr. Onur Erol'un Amerika'da, dünyanın her köşesinden gelen 1000 doktora, canlı yayında operasyon yaparak Tıp Literatürü'ne girmiş olan kendi tekniğini anlatması ilgimi çekmemiş olsaydı bu diziye hemen başlamak aklıma gelmeyebilirdi.
Birkaç gündür, sizin için hazırladığım "Türkiye'nin Süper Doktorlarından Son Tıp Haberleri" yazı dizisini okuyorsunuz. Burada ilginizi çeken her soru ve bilgiyi ben de sizin kadar merak ederek sordum, cevabını sizin kadar ilgiyle dinledim. Doktorlarımızın başarısına, disiplinine, tıp bilimini medeniyette en ileri ülkelerle aynı düzeyde takip etmelerine hayranlık duyarak. Onun için de konuşmalar sırasında çekilen fotoğraflara bakınca gülmekten kendimi alamıyorum; çoğunda gözlerim hayretle açılmış, pür dikkat dinlerken çıkmışım. Düzgün bir fotoğraf bulmakta zorlanıyorum.
Bu röportajların arka arkaya verilmesi okuyucu açısından (eğer dikkatle izlenirse) önemli bir avantaj. Konusunda en başarılı, en uzman doktorlar arasından seçtiğimiz isimlerin sağlıklı yaşamak için "nelerden kaçınmak" ve "neleri yapmak" konusunda söylediklerinin çoğu aynı noktalarda kesişiyor. Dizinin sonunda bunları da toparlamaya çalışacağım. (Konuştuğum süper doktorların ortak noktası ne biliyor musunuz? Hepsinin işlerine büyük bir aşkla bağlı olmaları... Demek ki başarının asıl sırrı bu.)
Röportajlarım sırasında gittiğim hastaneleri de dikkatle inceliyorum. Her ne kadar süper doktorlar, süper hastane ve kliniklerde çalışıyor olsalar da bu hastanelerin birkaç yıl önceki haliyle bugünkü arasında bile büyük fark var. Hepsi tertemiz, bakımlı, sessiz ve iyi bir personel kadrosuna sahip. Şimdi hemen "Siz bir de devlet hastanelerini, SSK'ları dolaşın" dediğinizi duyar gibiyim, yine haklısınız.
Devlet ancak özel sektörle rekabet içinde olduğu, sistem bunu sağlayacak şekilde değiştiği zaman onlar da değişecek. Toplum sağlığı tüm yönetimler için öncelikli önem taşır. Bu konudaki gelişmeleri Sağlık Bakanlığı topluma duyurmak zorundadır.
Örneğin; meme hastalıkları konusunda konuştuğum (ve yakında açıklamalarını yayınlayacağım) radyolog doktorlar "her 8 kadından birinin göğüs kanserine yakalandığını" söylüyorlar. Sağlık Bakanlığı bu konuda nasıl bir önlem çalışması yapıyor, hiç duydunuz mu?
Ben duymadım, ümitle bekliyorum.
Gösterdiğiniz ilgiye sonsuz teşekkürler.
Sağlık Bakanlığı'nın ilgi alanı ne?
"Yazı çıktığı sabah başladı telefonlar. Bir dakika susmuyor, dört beş sekreter cevaplamaya yetişemiyorlar Ruhat Hanım" dedi hastanenin sorumlu müdürü... Ve ekledi "Böylesini şimdiye kadar hiç görmemiştik."
Haberin Devamı

