“Saçmaladılar” yetmiyor, “azdılar”

Haberin Devamı

Geçen gün Herald Tribune’un PKK’yı “özgürlük savaşçısı” olarak adlandırmayı sürdürmesi üzerine “iyice saçmaladılar” diye yazmıştım, bugün “The Guardian” da onlara katılmış.
Efendim, Türkiye’deki “Kuzey Irak’a harekât ve cumhurbaşkanlığı seçim sürecini” yorumlayan Guardian yazarı Jonathan Steele bizim bu ülkenin vatandaşları olarak anlamakta zorlandığımız bir karmaşayı şıp diye anlayıvermiş.
Ne hikmetse, seçim sürecinde açıkça dışardan destek verdiklerinin anlaşıldığı bir partiye yine arka çıkarak ve Başbakan’ın hatasından dolayı özür dilediği “İçerde 5 bin terörist, dışarda 500” lâfını da (özrü beklemeden kaleme sarıldıkları için) doğru kabul ederek şöyle yazmış:
“Başbakan Tayyip Erdoğan şimdiye kadar dayandı ve bu hafta cesur bir şekilde ‘Irak’taki her bir PKK militanına karşılık Türkiye içinde 10 militan bulunduğunu’ söyledi. Başbakan’a göre asıl mücadele, sınırın öbür tarafında değil içerde verilmeliydi.
Aslında laik kesim AKP’ye kıyasla daha dar görüşlü ve milliyetçi. (Vay, vay, vay... Nasıl da emin arkadaş! R. M) Cumhuriyet mitinglerine katılanlar, genelde orta ve üst sınıflardan geliyordu ve varoşlardaki göçmenlere karşı güçlü bir önyargı taşıyorlardı. (Tam bir cahil üstelik. Mitinglerde köylüsünden işçisine, çobanından çiftçisine her kesim oradaydı ve sadece iktidar icraatlarına tepki gösteriyorlardı. R. M)
Türkiye’de asıl mesele Kemalizm’in modernleşmesinin mümkün olup olmadığı. Laikler tekrar ilerici ve açık görüşlü bir parti oluşturup sınıfsal önyargılara dayanmayan, İslamlaşmaya yönelik fantezilerden arınmış ve sırtını askere yaslamayan bir şekilde İslamcılarla mücadele edebilecek mi?”
Yani Jonathan Bey mitinglerde yürüyen milyonları ve laik rejimin korunması gerektiğine inanan her Türk vatandaşını bir kalem vuruşuyla “gerici, dar görüşlü, milliyetçi, sırtını askere yaslayan” olarak tanımlarken İran benzeri bir rejime gidiş endişesini ise “fantezi” olarak görmüş. Ama yine de son cümlesine bakılırsa bu anlayışla mücadele etmek lâzımmış. Tabii bunları yazanın “İyi ama nasıl” sorusunu da cevaplaması gerekiyor.

UKALÂ VE KÜSTAH

Dini istismar ederek oy avcılığı yapan, toplumu din, inanç üzerinden bölerek ve her türlü uygulamayla adım adım ilerleyen, erzak poşetleri ve çeşitli imkânlar sunarak “gecekondu tapularınızı onlar vermedi, biz vereceğiz” diyerek gücünü korumaya ve vitrinler hazırlayarak olduğundan da farklı görünmeye çalışan partilerle mücadele onun zannettiği kadar kolay değil. Kolay olmadığı için o mitinglerde milyonlarca insan sokaklara dökülerek tepkisini, endişesini anlatmaya çalıştı.
Hani bunu yazan adam “Aman bize bir hastalık getirmesinler diye Türkiye’den kalkan uçaklarda yolculara ilaç sıktıran ülkeden” olmasa anlayacağım. Demek kendileri en ufak korkuda insanları “hakaret eder gibi” ilaçlatacaklar, üstlerine hiç vazife olmadığı halde Irak’a girip bütün bölgeyi altüst edecekler, sonra da Türkiye’nin iç işlerine, dış işlerine müdahale edip, ahkâm keserek küstahlık edecekler. Haydi Jonathan başka kapıya... Kendi işine bak sen ukalâ!

DİĞER YENİ YAZILAR