Deniz Baykal avukat ama ben değilim. Yazar olarak olayları yorumlar, kendi görüşümü bildiririm. İsteyen istediğine inanır, karar hakkı okuyucunundur.
Gel gör ki incir çekirdeğini doldurmayacak bir olay öyle büyütüldü ki saat başı bir televizyondan gelen "Bülent Ersoy şunu dedi ne diyorsunuz, bunu dedi ne diyorsunuz" şeklinde sorularla karşılaşıyoruz. Avukat değilim o zaman neden bu olayda bir tarafı savunur durumdayım onu açıklamak istiyorum şimdi... Bir önceki olayda Devlet Tiyatroları'nın başarılı Genel Müdürü Lemi Bilgin'e yapılan haksızlıkta da onun tarafında yer almıştım. Yapılan yanlış ortadaydı ve bu vurgulanmalıydı.
Bülent Ersoy'un konuşmasında CHP Genel Başkanı Deniz Baykal a haksızlık yapıldığına, aynı zamanda medya ve toplum olarak olayları hep aceleci şekilde ve tam anlamadan tartıştığımıza inandığım için Baykal'ı savundum. Her şeyden önce gerçekten tartışmayı doğru yapmayı bilmemiz ve boş lâflarla zaman kaybetmememiz gerektiğini düşünüyorum.
Dün Radikal'de İsmet Berkan çok doğru bir saptama yapmış ve gazetecinin görevinin bu tür bir konuşmayı haber olarak aynen yayımlamadan ve yersiz suçlamalara neden olmadan önce olayı tam olarak anlaması gerektiğini söylemişti.
Bir iddia üzerine basının günlerce "isim-toto" oynadığını vurguluyor, adil gazeteciliğin gerçeğin tamamına ulaşmadan, yanm yamalak haberleri vermemeyi gerektirdiğini anlatıyordu. Bugün internet gazeteciliği denen, 'unsurları tam olmayan haberlerden' hepimizin rahatsız olduğunu da belirterek...
Yalandan kim ölmüş?
Peki bu olayın Internet'te yapılandan bir farkı var mı? Örneğin Internet'te "Bu isimler Sabetaycı'dır" diye uzun listeler yayınladılar. Benim ismimin de (sırf Sabah Gazetesi'nde çalışmış olduğum için) bu listelerde yer aldığını duyduğumda inanın ki Sabetayist ne demektir bilmiyordum. Her şeyi bilmek zorunda değilim, neyse sonra öğrendik. Bunun üzerine -konuştuğum kişilerin "Aman aman, sakın o konuya dokunma" türünden tepkilerine de kulak asmadan- köşemde olayı yazarak çağn yapüm; 'Buyrun, ana tarafından şu, baba tarafından bu şehirden geliyorum, soyadları da budur haydi lütfen ispatlayın nereden Sabetaycı oluyorum. İspatlarsanız hemen köşemde yayımlayacağım. Oraya eli iş tutan herkesi yazmışsınız, eksik yok, ama ispatlayamazsınız hepsinin yalan olduğu sonucu çıkacak' dedim. Haftalarca da zaman verdim, çıt çıkmadı.
İddia sahibi iddiasını ispatlamakla yükümlüdür. Aksi takdirde insanların kişilik haklarına saldın, onları haksız yere yıpratmak her şeyden önce bir insanlık sucudur ve Borçlar Kanunu'nda cezası da vardır. Bu tür haksızlıklarla hepimiz karşılaşabildiğimiz için aynı durum birinin başına geldiğinde tepkimi ortaya koyanm ben.
İstediğiniz kişiyi suçladıktan sonra "O, yüzyüze gelmediğimizi nasıl kanıtlayacak" diyemezsiniz. Siz yüzyüze geldiğinizi kanıtlamak zorundasınız. İmâlarla "Bu işler böyle el altından yürütülüyor" suçlamaları yapamazsınız. İspatlamak zorundasınız.
"Bu sanatçının reklâma ihtiyacı yok" diyenlere ise şaşırıyorum. Bu sanatçıyı son yıllarda hiç bu hafta olduğu kadar çok gördünüz, duydunuz mu?
Her neyse, amaçlanan olmuş Deniz Baykal muhalifleri faaliyete geçmiştir. Bravo medyamıza! Bravo hepimize!
(Not 1: Rana isimli ve düşüncelerimin çoğuna katıldığını söyleyen bir okurumuz Baykal'ın haklılığını savunmamın, "CHP'nin, babamın siyaset yaptığı ve benim de sempatizanı olduğum parti" olmasıyla bir ilgisi var mı diye merak etmiş. Babam Mehmet Ünaldı önce Demokrat Parti milletvekili, daha sonra Adalet Partisi'nin (kuruluşunda da yer almış) milletvekili ve senatörüydü. CHP ile her zaman rakip durumundaydı. Bu da bilinmiş olsun bari...)
(Not 2: Medyanın son popüler ve magazine! konusu ile ilgili yazılanma teşekkür edenlerin yanında "Deniz Baykal'ı savunuyorsunuz ama iş AK Parti'ye ve inançlı insanlara gelince bunu yapmıyorsunuz" diyenler de var. Ben de onlara soruyorum; inanç AKP'nin tekelinde midir? Baykal'ın inançlı olmadığına nasıl ve ne hakla karar veriyorsunuz? Ayrıca, başkasının dinini, inancını tartışma hakkını size kim veriyor?)
"Sabetaycı" olayından farkı yok!
Deniz Baykal avukat ama ben değilim. Yazar olarak olayları yorumlar, kendi görüşümü bildiririm. İsteyen istediğine inanır, karar hakkı okuyucunundur
Haberin Devamı

