Ormanlarımız Türkiye'nin dört bir yanında yüreklerimiz gibi cayır cayır yanıyor. Çanakkale, Kırıkkale, İstanbul, Bursa, Aydın, İzmir'de de Bodrum ve Marmaris'in peşinden yangınlar çıktı. Aynı hafta içinde ve kaçak yapılara, orman arazilerine af çıkacağı beklenen zaman diliminde bunca ormanın yanması tesadüf olabilir mi?
Sadece birkaç gün önce Çanakkale'nin Bayramiç ilçesinde ünlü PR. uzmanı Deniz Adanalı'yla karşılaştığımızda bana "Ne muhteşem ormanlar varmış burada" demişti. Hemen sözünü kesmiştim elimde olmayarak; Aman güzel demeyin, neye güzel desek başına bir şey geliyor. Keşke bu kez doğru çıkmasaydı sözüm, Bayramiç'te de orman yangını başladı ve kimbilir kaç hektar çam ormanı yandı.
Yanan ormanların çoğu ülkenin gözbebeği bölgelerde. Site, ev yapılmasına izin verilmeyen alanlar içinde. Zaten şu anda Kaz Dağları'nın halini, o taş yığınlarının öbek öbek zirvelere tırmanışını görseniz içiniz sızlar. Kuşadası'nın durumu ortada işte. Ne orman dinlediler, ne inşaat yasağı ve bugün Kuşadası tartışmasız kaybedilmiş bir sahil beldesidir Türkiye'nin.
Sıra Bodrum'da. Marmaris'te. Çanakkale'de. Foça'da. Vahşi, arsız, barbar sürüler gibi hücuma geçildi. Önce yakılacak, sonra izin çıkacak, yarım ağızla "yasak" bile dense o alanlar kullanılacak ve bir süre sonra yeni bir "af gelecek. Hükümetin kendi bakanlan bile "Devlet orrmanları koruyamıyor" derken bu akıl, mantık almaz gidişe susmak mümkün mü?
AKP orman arazileri satışına çıkarmak istediği iznin Cumhurbaşkanı Sezer tarafından durdurulabileceği endişesiyle CHP'den yardım istiyor. Önce onlara, "Siz orman satışına destek verirseniz biz de dokunulmazlıkla ilgili düzenlemeyi Meclis'e getiririz" diyecekler. Zira Sezer "Orman vasfını yitirmiş arazilere getirilmek istenen satış ve inşaat izni"ni daha önce geri çevirmişti ve bu kez de önlemeye çalışacağı tahmin ediliyor.
Hükümet şunu iyi bilmeli ki, "milletvekili dokunulmazlığı nın sınırlandırılması öyle pazarlığa filân bağlanacak bir konu değil. Avrupa Birliği'ne girmek için demokrasiyi, adaleti sağlayacak, evrensel normlara uyan yasaları çıkartmak nasıl bir zorunluluk ise, aynı nedenlerle tüm vatandaşları yargı karşısında eşit hale getiren "dokunulmazlıkların sınırlandırılması" da öyle zorunluluktur. Tercihe bağlı değildir yani. Pazarlık konusu yapılamaz.
CHP'nin de bunu unutmaması ve ormanlarımızın cahil ve ihtiraslı ellerde yakılmasına neden olan yasaya geçit vermemesi gerekiyor.
Bu berbat teklifi kabul etmesi sağduyulu çoğunluğun son ümidini de kaybetmesi demek olacak!
Nurcan'ı okutalım!
Dün aynı başlıkla yazdığım yazıda İmar Bankası offshore'zedesi olan aileden ve Nurcan'dan söz etmiştim. Haberini de hepiniz duydunuz zaten. Adanalı ailenin işçi babası Ömer Kara işten çıkarılırken verilen 12 milyar 500 TL. tazminatını bankaya yatırıp hepsini kaybettiğinde kendisi ve üniversiteye gitmek isteyen ama bu olayla tüm ümidini yitiren kızı Nurcan aynı saatlerde ölmek istemişlerdi.
Baba son dakikada çocuklarını düşünerek vazgeçmiş ama Nurcan bir çatıdan atlayarak belini ve iki bacağını kırmıştı.
Dün tekrar konuşarak hesap numarası aldığım Ömer Kara kendisinin sırtındaki rahatsızlıktan dolayı iki büklüm olduğunu, bu nedenle iş bulmakta çok güçlük çektiğini, Nurcan'ın ise kırılan topuklarının, bacaklarının ve belinin iyileşmesi için en az 3-4 aya ihtiyaç olduğunu söyledi.
Umarım yatırıldığı hastane de onlara yüklü bir fatura çıkartmaz.
Ben ilk yardımı bugün gönderiyorum. Sizler arasında da çok yardımsever, iyi kalpli okurlarım olduğunu daha önceki yardımlardan biliyorum. Her biriniz sadece 10 milyon TL. yatırsa Nurcan'cık için hiç değilse hastane yatağında bir umut, bir mutluluk kaynağı oluşabilir, iyi düşünün lütfen. Gerçekten yardıma muhtaç insanlara el uzatmanın ne mutluluk verici bir duygu olduğunu hatırlayarak.
Hesap numarası: İş Bankası 60100444911 Adana, Çukurova Üniv. Şubesi
Rezalet bir "alışveriş" teklifi!
Ormanlarımız Türkiye'nin dört bir yanında yüreklerimiz gibi cayır cayır yanıyor. Çanakkale, Kırıkkale, İstanbul, Bursa, Aydın, İzmir'de de Bodrum ve Marmaris'in peşinden yangınlar çıktı
Haberin Devamı

