Rekortmenin hikayesi

Öyle bir avukat ki her yıl vergi rekortmenleri listesinin başında yer alır...

Haberin Devamı

Öyle bir avukat ki her yıl vergi rekortmenleri listesinin başında yer alır...

Ahmet Pekin adını duyanlar onu önce bu özelliğiyle hatırlarlar. Yakından tanıyanlar için ise önemli bir özelliği daha vardır; uzun yıllardır evli olmalarına rağmen eşi Düriye'ye olan büyük aşkı...

Sadece güzellik değildir bu aşkın nedeni... Zekidir, yeteneklidir, kusursuz bir eştir Düriye Pekin ama en önemlisi o da hâlâ eşine büyük bir aşkla bağlıdır. Tam "Evlilik aşkı öldürür efem" diye ahkâm kesen günlük aşk" uzmanlarını yalancı çıkaracak bir beraberliktir onların ki... Tahtaya vuralım nazar değmesin!

Durup dururken neden anlatıyorum bunları, sebebi var...

Bir hediye söz konusu... Ahmet Pekin eşine güzel ve anlamlı bir armağan vermek istemiş. Düşünmüş, taşınmış ve en anlamlı hediyeyi bulmuş: Genç kız intiharlarının sık sık görüldüğü, kızların töre baskısı altında ezildiği bir yerde, Batman'da bir kız yurdu açmak ve eşinin adını vermek...

Bence bundan daha iyisi olamazdı. Sevdiği kadının adını sonsuza kadar yaşatırken aynı zamanda belki başka kadınların hayatını kurtaracak bir armağan bulan Ahmet Pekin dev bir "BRAVO"yu hak ediyor doğrusu!

Güldürmeyin insanı!
Artık gazetelerin ve magazin programlarının bazı haberlerine kahkahalarla güler oldum. Yani tamam, haber yazmak için biraz abartı gerekebilir ama bunun "okuyanı aptal yerine koyma" sınırına kadar varmaması da gerekir.

Birkaç gün önce Vatan dahil birçok gazetede şarkıcı Gülşen'in yeşil elbiseyle çekilmiş bir fotoğrafı vardı ve bazı gazetelerde fotoğrafın yanında "Gülşen üçüncü klibi için bir aydır (veya üç aydır -her biri başka şey yazıyor) flamenko dersi alıyor. Gülşen bu görüntüleriyle dünyaca ünlü flamenko sanatçısı Joaguin Cortes'le yarışıyor." yazmaktaydı.

Olduuu... İnandık... Sanatı, dansı, hele flamenko gibi çok özel, zor bir dansı bir ayda öğrenir ve hemen dünyanın en ünlü uzmanlarına rakip oluruz.

Türkiye'de şarkıcının, mankenin, artistin hayatı çok kolay... Mesleğin birinde yaş sınırı geçince hemen ucuna diğeri ekleniyor. Şöhret asla bırakılmıyor...

Zira bir sanat dalı için yetenek varsa, hepsi için var demektir bizde... "En güzel" olmak da kolaydır, çıkar söylersiniz, "Rakibim yok" dersiniz, birkaç da seksi görüntünüzü magazincilere verdiniz mi iş bitmiştir. PR'cılar hallediverir bu olayı... (Siyasette de aynı yol izleniyor, ortaya bir isim atılıyor, allanıyor, pullanıyor, reklâm ayyuka çıkıyor ve bir bakıyoruz o isim zirvede.) Ama yeter artık yahu... 2006 yılındayız ve bu aldatmacadan bıktık artık... İşi öyle bir hale getirdiler ki klipte bin türlü hileyle "kendi güzel, sesi güzel" gösterilen şarkıcıyı sahnede, bu hilelerden uzak vaziyette duyduğunuzda, gördüğünüzde tanıyamıyorsunuz.

Flamenkoyu 1 ayda öğrenen kişi Joaguin Cortes'le filân yarışamaz. Ancak "kolay beğenir" hale getirilmiş izleyiciye hitabedebilir. Yeni küplerin reklâmını yapmak istiyorsanız yapın ama bizi alet etmeyin!

Düğünde silâh... Hâlâ!
Ankara, Keçiören'den yazan Hasan Savaş isimli okurum mahalle düğünlerinde topluca silah atıldığından ve bunun çekilmez hale geldiğinden şikayet ediyor.

"Perşembe'den başlayıp pazar geceleri saat 01.00'e kadar devam eden düğünlerin gürültüsünün yarattığı rahatsızlık yetmezmiş gibi bir de savaş çıkmış gibi silah sesleriyle uyanıyoruz" diyen Hasan Savaş bu arada polise, belediyeye yapılan şikayetlerden hiçbir sonuç alınamadığını da söylemiş.

Türkiye gibi, her işi bırakmış vatandaşın dinini, inancını nasıl istismar edebileceğine kafa yoran politikacıların yönettiği bir ülkede asayiş, havaya ateş açma gibi sorunlar detay (!) sayılır. Kapkaç, can güvenliği, terör, işsizlik sorunları gibi...

Hatta bunlardan şikayet eden vatandaşları can sıkıcı bile buluyor olabilirler.

Ben yine de Keçiören semtinden sorumlu emniyet amirliğine, belediyeye bir duyurayım, belki rahatsızlığın ahalide zirve yaptığını farkederler.

DİĞER YENİ YAZILAR