Cumhurbaşkanı herhangi bir yasanın kabulü konusunda referandum yapılmasını isterse ve sonuç onun değil de iktidarın istediği şekilde çıkarsa istifa etmesi şart mıdır?
Dün Meclis'te kabul edilen bir yasayı veto eden Cumhurbaşkanına (veya küçük harfle -herhangi bir-cumhurbaşkanına) tepki gösterilmesinin yanlış, haksız ve yersiz olduğunu yazmıştım.
Sezer'in orman arazilerinin satışına izin veren, "orman vasfını yitirmiş" bahanesiyle ormanların, hazine arazilerinin talanını yasallaştıran kanuna karşı çıkmaktaki haklılığını vurgulayan yazı "Bir defa için daha affedilse ne olur mantığı ne zamana kadar sürecek, eğer referanduma gidilmeyecekse hiç değilse ek ceza getirilsin" soru ve önerisiyle bitiyordu.
Ek ceza fikrini beğenen bir çok telefon aldım. Hak etmeyenlere ek vergi bu kadar kolay çıkıyorsa hak edenlere ek ceza da çıkabilir düşüncesi arayanların hepsine makul bir çözüm olarak görünmüş.
"En azından bir yaptırım. Gelecekteki benzer adımlar için caydırıcı neden olabilir" diye düşünüyorlar. Oy kaybetme riskini göze alarak bunu düşünebilir mi dersiniz iktidar partisi? Malum, ne de olsa diğer tarafta da ülkenin en güzel ormanlarının talan edilmesine, bizzat siyasetçilerin, belediyelerin bunu korkusuzca başlatmasına, çocuklarının mirası toprakların çöle dönüşmesine karşı çıkan, çevre bilincine sahip büyük bir kitle var. Onların oyu söz konusu.
Turistsiz İstanbul
Uçaktan İstanbul'a hiç baktınız mı? Ne içler acısı bir taş yığını görüntüsüdür o... Şimdi haberleri okuyoruz:
"İstanbul turistsiz". Paris'e 1 yılda gelen turist 3.5 milyar euro, Londara'ya 2 milyar dolar bırakırken İstanbul'da bu rakam sadece 50 milyon dolar.
Kontrolsüzce büyüyen, en güzel köşesinde, Boğaz'ında bile dev apartmanlardan oluşmuş siteler yükselen, tarihi yapılarını tek tek ihtiraslara kurban eden, havaalanı yolunda çirkin binalardan geçilmeyen "dünya şaheseri bir şehrin" geldiği nokta.
Bırakın çölleşme tehlikesini bir yana şehirlerimiz hızla elden gidiyor. Çoğu gitti bile... Bu durumda, Cumhurbaşkanı referandum istiyor diye ona "Sonuç istediği gibi çıkmazsa istifası gerekir" denebilir mi?
Bana göre ve herhalde birçok vatandaşa göre denemez. Cumhurbaşkanı toplumu, gelecek kuşakları bire bir ilgilendiren, çölde yaşama zorunluluğuyla karşı karşıya bırakan bir konuda tercihi halka bırakıyor.
Aynı zamanda yanlış seçim sistemini bir türlü değiştirmeye yanaşmayan siyasetçiler yüzünden halkın çoğunun iradesinin temsil edilmediği bir Meclis kararını...
Sezer baskı altında bırakılmamalı!
Sezer'in evi
Zafer Çoksever isimli okurumuz benim Sabah Gazetesi'nde yazdığım günlerde Cumhurbaşkanı Sezer'in aldığı evle ilgili yazdığım bir yazıyı hatırlatmış.
Onun memur maaşıyla bu evi nasıl aldığını sorguladığımı söylerken "O zamanki gazetenizin ana politikasına uygun olarak..."
"Eski patronunuzun DGM yerine Ağır Cezada yargılanmasına ilişkin düzenlemeyi reddedince..." gibi önyargılı nedenler ileri sürmeyi de unutmamış.
"Vatan'a geçince Sezer'in değerini anladınız demek" diyor. Ve kendine göre taşı gediğine oturtuyor. Oysa gerçekte çok yanılıyor. Cumartesi günü Sezer'le ilgili yazımın başında onu da eleştirdiğimi bazı örnekleriyle kendim söylemiştim zaten.
Beni uzun yıllardır izleyen okurlarım gazete değiştirmekle çizgimin değişmeyeceğini, ayrıca bugün bîr konuda takdir belirttiğim kişiye yarın gerekirse eleştiri getireceğimi gayet iyi bilirler. Aynı soruyu bugün de sorabilirdim. Devlet yönetmeye talip olan, zirvede yer alan insanlar mal varlıklarının hesabını kuruş kuruş vermekle yükümlüdürler. Bu ayrı bir konu.
Yazılarımın patronlara göre şekillenmeyeceği de apayrı bir konu. Okur, güven duyduğu yazarını seçerken bunları bilir. Bu arada hâlâ "Sabah'tan ayrılmakta neden geç kaldığımızı" imâ yollu soran bazı okurlar çıkıyor, ona da cevap vermiş olayım.
Köşe yazarları çalışırken bir yandan da patronlarının bankasında olup bitenleri inceliyor mu sanıyor bu okurlarımız acaba?Öyle sanıyorlarsa çok yanılıyorlar.
VATAN yazarları en doğru olara, en doğru zamanlamayla yapmıştır. Daha önce yapsalardı "arkadan vurdukları", "en zor günde terk ettikleri" söylenecekti.
Bizim vicdanımız rahat. Hiçbir dönemde patron düşünerek yazı yazmadık. Yazdığım her yazının altina bugün de imzamı atarım.
Bilmem anlatabildim mi?
Şehrin göbeğinde doğa cenneti
Hani açık hava sinemasını çok severim diye ballandıra ballandıra çocukluk anılarımı anlatmıştım ve 'görmediğim film yok ki gideyim'demiştim ya, gittim sonunda.
Görmediğim bir film vardı geçenlerde onu yakaladım; Charlie'nin Melekleri.
Filmi fazla övemeyeceğim. Melekler'i sahici meleklerle kanştırıp fazlaca uçurmuşlar, Bond filmlerini bile sollamış. Macera, aksiyon filân olmaktan çıkıp tam komediye dönüşmüş.
Ama... Ama yine de Parkorman'ın açık hava sinemasında (ses daha kolay duyulsun diye tam da açık değil) keyifle izledim. Oturacak yer bulmak zor, yüzlerce kişi minderini kapıp koşmuş.
Olay sadece sinema değil. Şehrin göbeğine bir tatil merkezi kurmuşlar. Parkorman'ı daha önce görmüştüm ama çok değişmiş. Ortada 1600 m2 bir havuz (İstanbul'un en büyük havuzu imiş), bu alanda aquagym, aerobic, step, beachvolley ve her tür spor faaliyeti. Restoranında mantıdan kebap ve pizzaya bin çeşit (yok artik) yiyecek... Pazar günleri açık büfe kahvaltı, Cumartesileri mangal.
Havuz alanındaki Pine Club'da Cuma akşamları danslı Latin Geceleri, Cumartesi akşamları Napolitenler. Benim gittiğim gece havuz başında muhteşem bir düğün yapılmaktaydı.
Partykids
Siz eğlenirken çocuklarınızı da eğlendirmek istiyorsanız eğitimli bakıcılar nezaretinde "Partykids"de bırakabiliyorsunuz.
Aklınıza gelen tüm oyuncaklar, aktiviteler, dans... The North Shield İngiliz Pub'ı, daha çok sayıda restoran ve barı ile şehir içinde yeşil bir şehir gibi Parkorman...
Hepsini anlatmaya kalksam bu köşe yermez, ben en iyisi size telefon ve adresini vereyim, kendiniz görün.
Gözlerinize inanamayacaksınız.
Tel: (0212) 328 20 00 Adres: Büyükdere Cad. Maslak (www.parkorman.com.tr)
Referandum sonucu istifa gerekli mi?
Cumhurbaşkanı herhangi bir yasanın kabulü konusunda referandum yapılmasını isterse ve sonuç onun değil de iktidarın istediği şekilde çıkarsa istifa etmesi şart mıdır?
Haberin Devamı

