Raporun sahibi görevden alınmış!

Aman efendim Uğur Dündar’ın Konya’daki “testis raporu olayı”nı ve tesettürlü kadın doktorların 16 yaşındaki erkek hastaya ultrason çekmemesi haberini yazdık ya kıyamet koptu

Haberin Devamı

Aman efendim Uğur Dündar’ın Konya’daki “testis raporu olayı”nı ve tesettürlü kadın doktorların 16 yaşındaki erkek hastaya ultrason çekmemesi haberini yazdık ya kıyamet koptu.

“Yeni Şafak”ın haberlerini görmemiş miyiz, haber yalanlanmış nasıl yazarmışız, biz “dine ve dindarlara karşı”ymışız, ne isterseniz var gelen suçlamalarda.

Önce şöyle söyleyeyim, ben açıkça bir siyasi partinin tarafını tutan, asıl görevinin “iktidarların hatalarını eleştirmek ve tarafsız bilgi vermek” olduğunu unutan basın/yayın organlarını izlemem.

Ayrıca ortada ilgili doktorun açıklanmış raporu var, Hastane’nin Başhekimi “Uğur Dündar’ın haberini yalanlamam” diyor (eğer söylediklerinden eminse yalanlaması gerekir) ve sonra “Bu raporun varlığından gazetede okuyunca haberdar oldum. Rapor hakikaten ciddi ve soruşturulması gereken nitelikte, o da şimdi yapılıyor” diyor. Söz konusu hasta çocuk ilk konuşmasında “Evet erkek olduğum için kadın doktor bana bakmadı” diyor (daha sonraki ifadeler bazen baskılar sonucu değişebildiği ve bunu cinayetlerde bile gördüğümüz için genellikle ilk söylenenlerin doğru olduğunu düşünenlerdenim) ve bütün bunları yorumladığınızda “Vay efendim, yalan çıkarsa özür dileyecekmisiniz” diye mektup yağıyor.

Bunları yazanlar elbette yazarken “raporun sahibi olan Dr. Cemal Tütüncü’nün bir başka olay bahane edilerek dün görevden alındığını” bilmiyorlardı. Henüz rapor inceleme safhasındayken bu neden yapıldı acaba? Sağlık Bakanlığı şimdi bir de bu soruyu cevaplamak zorunda!

DİNLE İNANÇLA İLGİSİ YOK
Cevabı yakında herhalde öğreniriz ama yine de diyelim ki bu gelişme hiç olmadı, böyle bir durumda da ben genelde, yazımda söz ettiğim gibi “dini, inancı baskıyla, korkuyla, ‘13 yaşın üstündeki karşı cinse dokunmak, görünmek günah’ ile özdeşleştiren anlayış”ın doktorluk, hemşirelik, öğretmenlik gibi mesleklerle bağdaşmayacağına inanıyorum. Bu hastanede olmasa bir başka hastanede bunun benzeri olayların yaşanması kaçınılmazdır.

Yazımda bilimle içi tesettürlü kafaların yanyana gelmesinin insanların hayatına malolabileceğini belirttim, bu doğrudur. Benim dinimle, inancımla da uzaktan yakından bir ilgisi yoktur. Böylesi tutucu, yobaz bir anlayış hangi dinde, inançta olursa olsun bu mesleklerde yanlış sonuçlar doğurur.

İnsanlar elbette kendi yaşamlarında, özel alanlarında özgürdürler ama başkalarının yaşamının söz konusu olduğu bir alana girdikleri anda bu özgürlükler sınırsız olmaktan çıkar. Yani eleştirim türbanlı insanlardan çok “kafasının içi tesettürlü, dini saplantı haline getirmiş, bilim alanında bile ‘erkek hastaya dokunamazsın, günahtır’ anlayışındaki insanların doktor olarak çalışmak istemesine ve buna izin verilmesine”dir.

Böyle bir durum görüldüğü anda aynen “kasıtlı trafik suçu işleyenlerin ehliyeti gibi” onların ehliyetine de el konması gerektiğine inanırım. İşin ucunda “yaşamlar” olduğu için... Olay bundan ibaret.

FİKRET OTYAM’A BAKMAYAN DOKTOR
Şimdi bana dün Antalya Gazipaşa’dan gelen ve gönderenin ismini saklı tutacağım bir mektubu okuyalım: Ünlü sanatçı Fikret Otyam’la röportajı Adem Tekin isimli bir gazeteci yapmış, kendisiyle de konuşarak olayın gerçeğe uygun olduğunu ondan öğrendim.

“Sevgili Ruhat Mengi,

Hürriyet gazetesinde Konya’da hastasının testis ultrasonunu çekmeyen kadın doktorla ilgili haberler yer alıyor. Benzer bir vakayı Fikret Otyam yerleştiği Antalya Gazipaşa’da yaşamış ve Gazipaşa Yaşam dergisinin Kasım sayısına verdiği röportajında bunu anlatmış. Röportajdan ilgili bölümü aynen alıntılıyorum;

Otyam: Bir gün odun keserken sol baş parmağımın bir kısmını uçurdum. O tek elle arabayla hastaneye geldim. Acil serviste üzerinde ameliyat giysisi bulunan tepeden tırnağa kapalı bir bayan doktor vardı. Elimin halini görmesine rağmen hiç ilgi göstermedi. Yani görmezden geldi ve tedavimi yapmadı... Adını hatırlamıyorum ama çok sevdiğim bir hemşire imdadıma yetişti. Acıyla ondan öğrendim, bu bayan doktor imiş (...) Bu yolda benzer işler çoğaldı ki bunlar adı da güzel Gazipaşa’ya hiç yakışmıyor.”

Bu olayları duyunca kim ne derse desin, ne kadar kızarsa kızsın ben “Taliban Afganistanı”nı hatırlıyorum. Kadınların “Erkek doktora gitmemiz yasaktı, kadın doktorların çalışmasına da izin verilmediği için hastalanan kadınlar ölüyordu” dediği günleri...

Bağnazlık kadın doktorun erkek hastaya bakmaması ile başlayıp buralara kadar varabiliyor. Bazı toplantılarda tesettürlü kadınların bile salonlara gerilen çarşaflar arkasına saklandığı, harem-selamlık oturtulduğu Türkiye’nin gidişine bakınca bu endişeyi duymamak imkânsız.

Yani olay “Türbana karşısınız” demekten çok daha başka bir noktada ve bu da görevden alınan doktor olayında görülüyor, bilmem anlatabildim mi?

DİĞER YENİ YAZILAR