İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nün, Trafikten Sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı Ali Kemal Hanlı yönetiminde yürüttüğü geleneksel bir festival var.
İlköğretim okulları arasında yapılan ve trafik sorununun şarkıyla, dansla anlatıldığı Trafi Rap Yarışması 2006'da, geçen yıl olduğu gibi jüri üyesiydim. Hıncal Uluç, Ercan Saatçi, Yunus Günce'nin de aralarında bulunduğu kalabalık bir jüriyle yapılan ve Tülin Şahin'in sunduğu yarışmanın salonundaki kalabalık ve coşkuyu tarif etmeye imkân yok.
Hani 'Eurovision yarışması bile bunun benzeri bir heyecan yaratmıyor' desem yeridir. İsteyen her okulun katılabildiği böyle bir etkinlik başlatmayı düşündükleri için Emniyet Müdürlüğü ve Doğuş Çocuk Klübü doğrusu kutlanmayı hak ediyorlar.
Zencilere fark atarlar Trafik kazalarında, sırf ihmal ve sorumsuzluk nedeniyle her yıl binlerce can kaybının olduğu Türkiye'de, bu festivaller çocukların trafik konusunda erken bilinçlenmesini sağladığı gibi onların dans ve müzikte -belki ailelerinin bile farkında olmadığı- yeteneklerini de ortaya çıkarıyor.
Halil Türkkan İlköğretim Okulu ile Lions İlköğretim Okulu'nun birinci olduğu yarışmada kızlı erkekli çocuk gruplarının Amerika'nın "rap"çi zencilerine taş çıkaracak şekilde havada taklalar atmasını, tek ellerinin üzerinde fırıl fırıl dönmesini, Ben bir trafik elçisiyim" diye şarkı söyleyerek dans etmesini izlerken aklıma bir gün bu tür etkinliklerin de yasaklanabileceği geldi.
Öyle ya, okul mezuniyet törenlerinde kep giyilmesini yasaklayan, kadınlarla erkekleri harem-selâmlık oturtan anlayış kız ve erkek çocukların birlikte dans etmesini de yasaklayabilirdi.
"9 yaşında kızların evlenebileceğini" söyleyen profesörler gördüğümüz bir dönemde 9 yaşındaki kızların aynı yaşta erkek çocuklarıyla dansetmesinin yasaklanması da gündeme gelebilirdi.
Emin Çölaşan daha iki gün önce, Tayfun Talipoğlu'nun Bam Teli programı sırasında çekim yaptığı öğrencileri yazmıştı. Manavgatlı küçük kız çocuklar "Nasıl bir Türkiye istersiniz" sorusuna toplu olarak "Türkiye Müslüman ülkesi ama başörtüsünü kaldırıyorlar. İsteyerek örtünüyorum. İnsanların dinini yaşayabildiği bir ülke istiyorum ben. İnsanlar başını örtemiyor, örtünüp öğretmenlik yapamıyor" cevabını verince şok olduğunu anlatmıştı Talipoğlu.
Stadyum yasağı
Demek ki dini, inancı bir tek kadının örtünmesine bağlayan, kadınlar ve din üzerinden siyaset yaparak toplumu kışkırtan, bölen anlayış ilkokullarda bile faaliyetteydi.
Düşüncelerim buradan yine hızla İran korkuma ve oradaki son kararlara atladı. Çarşaflı kadınların stadyumda erkeklerle birlikte maç izlemesini de yasaklamıştı yeni yönetim: "Kadınlar çarşaflı bile olsalar erkeklerle aynı yerde bulunmayacaklar. Ayrıca futbolcuların bacaklarına bakmaları da günah" demişti... Hızla "Taliban Afganistanı" na doğru bir gidiş vardı İran'da.
İnsanların çoğunun din sebep gösterilerek her şeye ikna edilmesi mümkün olduğuna göre, bugün Türkiye'de kadınları (ve çocukları) harem-selâmlık şeklinde ayırmaya başlayanlar, yarın İran'daki gibi dansı, eğlenceyi, yanşmayı, stadyumu, her şeyi yasaklayamaz mıydı? Bugün "radikal" bulduklarımızın daha da radikali çıkarsa ne olacaktı?
Türk insanına "işte laikliğin (devlet işlerine din karıştırıl-mamasının) bunları önlemek için gerekli olduğunu" kim anlatacaktı?
Çocukların coşkusunu, kazananların sevincini izlerken jüri masasında bu düşüncelere öyle dalmışım ki yanşmanın bittiğini farketmedim bile...
Çıkışa doğru yürürken içimden "sırf iktidar olabilmek için" bize yaşadığımız kısacık mutlu ardan bile zehir eden, endişeye sürükleyen politikacıların kulaklarını çınlatmakla meşguldüm.
Dr. Muzaffer Kuşhan'a sorular!
Geçen hafta Dr. Ender Saraç'ın "evde detoks" tarifinin ve zayıflama formülünün büyük bir ilgiyle izlendiğini gördüm. Sağlık, zindelik ve zayıflık konularına artık fazlasıyla önem verdiğimiz, özellikle yaz öncesi, kışın aldığımız kiloları nasıl vereceğimizi kara kara düşündüğümüz ortada...
Bugün endişeleri biraz daha gidermek, kolay ve hesaplı çözüm yollarını tartışmak üzere Türkiye'nin bu konudaki en uzman isimlerinden biri; Dr. Muzaffer Kuşhan "Her Açıdan" a konuk olacak (sabah saat 11.10'da STAR TV'de).
Programın ilk bölümünde Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç'un "turşu" benzetmesi yaparak ve "Turşu bile yenmek içindir, koyları kullanmayarak çevreyi korumuş olmazsınız" diyerek imar izni verdiği, taş binalarla katledilen sahillerimizle ilgili; Eski Çevre Bakanı İmren Aykut ile ünlü çevreci ve mimarların da katılacağı bir tartışma var.
Ve Emre Altuğ... Türkiye'nin en güzel seslerinden biri olan Altuğ en sevilen yerli ve yabancı şarkılarından sonra köpeğine de şarkı söyletecek.
Farklı bir program izlemek isteyenleri bekliyorum!
İyi ki varsınız!
Cuma günü "bir TV konuşmam ve bir yazım nedeniyle açılan mektup kampanyalarından söz ettiğim" yazıya Türkiye ve diğer ülkelerdeki okurlarımdan çok sayıda destek maili geldi.
Bunların hepsinde "haklı olduğuma inandıkları ve beni gönülden destekledikleri" mesajı var. Yazılarımı ve TV programımı ilgiyle izlediklerini belirten, takdirlerini anlatan bu okurlarıma tek tek cevap vermem mümkün değil. Ama buradan hepsine teşekkürlerimi gönderiyor, ben de onlara "iyi ki varsınız" diyorum.
Rap Festivali ve harem-selâmlık Türkiye!
İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nün, Trafikten Sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı Ali Kemal Hanlı yönetiminde yürüttüğü geleneksel bir festival var...
Haberin Devamı

