Ramazan’a kadar ordu darbe yapar mı?

Haberin Devamı

Bugüne kadar TSK’ya yapılan baskılardan habersiz görünmeye çalışan, 102 yakalama kararından sonra ise “biz de yakalama kararına, tutuklamalara karşıyız ama” benzeri açıklamalar yapan iktidar yöneticileri nedense son iki gündür pek pervasız konuşmaya başladılar.
Yeni Şafak gazetesinin “Genç subaylar Balyozcu’dan rahatsız” manşetinin arkasından “Yüksek Askeri Şura’da (YAŞ) olacak terfiler”in onlar için ne kadar önem taşıdığını gösteren konuşmalar da yapılıyor, daha beterleri de... (“Genç subaylar” konusunda 29 Temmuz Perşembe Mehmet Yılmaz’ın ve Mehmet Tezkan’ın köşe yazıları çok güzeldi, okumanızı öneririm.)
Bu “genç subaylar”la kim konuşuyorsa (!) asıl rahatsızlıklarının; yakalama emri çıkarılan askerlerin YAŞ’ta terfilerine izin verilip verilmemesi olduğunu da net şekilde söylemeleri gerekir aslında...
Yoksa “12 Eylül darbesini yapanların yargılanmasını” referandum öncesine kadar 8 yıl boyunca ağzına almayanların, somut bir 27 Nisan muhtırasını yazan (kendisine göre “bildiri” imiş, hadi canım... Özde değil sözde laik olan seçilirse ne yapacaktı yani) kişiyi ödüllendiren ve koruyanların, gazetelerinin “iddialar üzerine” yakalama kararı çıkarılanlara bu tepkilerine anlam verilemez.
Ki verilemiyor da...

ARINÇ’TAN CUMHURBAŞKANI’NA AKIL!

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, “genç subaylar” manşetinin hemen arkasından “Hakkında yakalama kararı çıkan subaylar için açığa alınma yöntemi uygulanmalı. Tedbir olarak görevden alınmalı ki sağa bakınca tutuklanmış, sola bakınca içerden yeni çıkmış biriyle karşılaşmayalım. YAŞ’ta verilecek tüm kararlar Cumhurbaşkanımız’ın imzasına tabidir” demiş.
Yani, “yakalama kararı çıkmış generallere terfi verilirse imzalama” diyor.
Buradaki önemli soru; askerlerin terfi etmesi bir siyasetçiyi neden bu kadar ilgilendiriyor? Ordunun siyasete karışmaması konusunda çok titiz görünenler “siyasetin ordunun iç işlerine karışması“ konusunda neden böyle rahatlar? O kişi, bu kişi olması Arınç’ı neden telaşlandırıyor? (Özellikle de suç işlemiş milletvekillerini, dokunulmazlıkları kalkmadığı için sağında solunda, önünde arkasında, devlet yönetiminde gören, Deniz Feneri gibi dev bir bağış soygununun suçlularını hâlâ görev başında gören ve rahatsız olmayan birini...)

YAŞ’TA KİMİN ÖNÜ TEMİZLENİYOR?

Yüksek Askeri Şura’da “özellikle bir ismin önünün açılması”, önünde duran ismin oradan çekilmesi için birilerinin yoğun gayret gösterdiğini, çok sayıda generalin bu amacı gizlemek üzere tutuklandığını ve bunun ordu içinde bilindiğini, konuşulduğunu aylar önce, bir başka toplu tutuklamanın ertesinde “tutuklanan bir generalin yakınından” duymuş, o zaman da
yazmıştım.
Son olaylar, duyduklarımın
gerçeğe yakınlığını ortaya koyarak beni de şaşırttı.
Acaba terfisi istenen ve bu
nedenle kıyametler koparılan
general kim? Mutlaka anlayacağız yakında...

KUZU NE DİYOR?

Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu lâf arasına mesaj sıkıştırmakta üstün yeteneğe sahiptir ama son mesajına “PES” doğrusu.
Tek başlarına Anayasa değişikliği hazırlarken nedense akıllarına gelmeyen, referandum öncesinde birden hatırladıkları 35’inci maddeden söz ederken;
“Bu maddeyi oturup bir komisyon dâhilinde konuşmaktan
yanayız. Herhalde Ramazan’ın
sonuna kadar askeriye darbe
yapmaz” demiş.
35’inci maddeye gelene kadar “komisyon”u ağızlarına almayıp değişiklikleri tek partiyle yapmaları bir yana “Ramazan sonuna kadar darbe...” söylenecek söz müdür?
Bir Anayasa Komisyonu Başkanı böyle bir suçlamayı hele de gerçek darbe ve muhtıraların korunduğu dönemde, “Demokrasiye saygılıyız, yargıya saygılıyız” diyen ve öyle davranan ordusuna yapar mı?
Geçenlerde muvazzafların tutuklanması başarılırsa, sıra ‘en
tepedeki muvazzafa gelebilir’
demiştim.
Suikast iddiaları, askeri araçların aranması gibi olaylarda ‘şu
darbe iddiası hangi yıllara ait,
açıklasalar da öğrensek’ demiştim.
“Ordunun bugün darbe yapabileceğini” ima ederken nihayet İlker Başbuğ’a mı yaklaşıyorlar acaba?
Daha neler duyacak bu millet bakalım!

*****

ÖZÜR

Sevgili okurlarım, uzun yazıları hızla yazdığımızda gözden kaçan kelime hataları olabiliyor. Bazen kontrol ederken de fark etmeyebiliyoruz. Dün “Daha önce 17 kez değişen 12 Eylül Anayasası” derken 17 rakamı 12 olarak yazılmış, özürlerimle düzeltiyorum. Bir de ilave bundan önceki hükümetler döneminde yapılan tüm Anayasa değişiklikleri “uzlaşma komisyonları” kurularak, bütün partiler anlaşarak yapılmıştı. Şimdiki gibi tek parti tarafından ve tepeden inme değil!

DİĞER YENİ YAZILAR