Rakamlar burada, Pamuk da açıklasın!

''Şuna Nobel ödülü verseler de kurtulsak" demişti dün bir meslektaşımız... Verirler yakında merak etmeyin, Nobel'lik bir çıkıştı yaptığı

Haberin Devamı

''Şuna Nobel ödülü verseler de kurtulsak" demişti dün bir meslektaşımız... Verirler yakında merak etmeyin, Nobel'lik bir çıkıştı yaptığı. Bakın günlerdir ondan söz ediliyor; tarihçilerin itirazları, köşe yazıları hep yaptığı gerçek dışı açıklamayla ilgili.

Kitaplarıyla bu kadar yer alabilir miydi basında? Hayır, kesinlikle alamazdı.

Şöhreti kendinden menkul isimler vardır ya onlardan biri Orhan Pamuk da... Türkiye'de kime sorsanız "onun romanlarını bir türlü sonuna kadar okuyamadığından, sıkıcı ve anlaşılmaz bulduğundan" söz edecektir size. Ama tabiî üstün zevk ve anlayışa sahip birileri de çok beğendiğini söyleyecektir.

Anlaşılmaz, izlenmez, okunmaz olanı anlayabilmek hüner ya, onlar "hünerli" şahsiyetlerdir... Okunsa da, neler okunmuyor, neler dinlenmiyor Türkiye'de. Bir şekilde medyatik olan her şeyin alıcısı var, o nedenle yazarların da medya ilgisine mazhar olmak için yazarlık yeteneği dışında yollara saptığını, haksız rekabete girdiğini görüyoruz zaten... Böyle enteresan bir toplum burası...

"Belki" öyle, "Belki" böyle...
"Orası" ise başka! Türkiye aleyhinde konuştunuz, faaliyet gösterdiniz mi ödüllendirilirsiniz, "iki kere iki = dört" bir durumdur... Ve onlar bilirler bu durumu;

"Pamuk Bey gibi Türkiye'de can güvenliğim yok" derler. 'Türkler 1 milyon Ermeni'yi, 30 bin Kürt'ü kesmiş" derler.

Murat Belge' nin Minnesota Üniversitesi'nde yaptığı gibi "Tarihçi değilim ama..." diye başlayarak "Soykırım kavramı üzerindeki İsrar Türkiye'nin korkusunu arttırıyor. Toprak talebinde bulunulmasından korktukları için her türlü katliamı inkâr ediyorlar, oysa uluslararası hukuk terimleriyle, eylemler 'soykırım'a mükemmel şekilde uyuyor" derler.

Soykırımı anlatmak üzere kendi tarihini inkâr ederek kitap yazan Taner Akçam gibi Kanada radyolarına Türkiye aleyhinde açıklamalar yaparlar.

Sabancı Üniversitesi'nde öğretim üyeliği yapan Doçent Halil Berktay gibi "Belki 800 bin, belki 1 milyon Ermeni öldürülmüştür. Güneydoğu'da kaç Kürt'ün öldürüldüğünü bilmiyorum ama rahatlıkla 30 bin Kürt ölmüş olabilir" derler.

Üniversite sormalı!
Bu beylere "Belgelerle kanıtlayın" dediğinizde cevap alamazsınız. Çünkü onlar söze "belki"lerle, "tarihçi değilim ama'larla başlamış ama tarihe ihanet etmekten yine de geri kalmamışlardır.

Dün Orhan Pamuk u "telâffuz ettiği rakamlarla ilgili" arşiv, belge göstermeye davet ettim. Bugün Halil Berktay'dan da aynı şeyi istiyorum: Bir üniversite öğretim görevlisi emin olmadığı, kanıtlayamayacağı bir açıklama yapamaz. Buyursun "rahatlıkla" söylediği rakamları ispattasın. Kendi prestiji de söz konusu olduğu için Sabancı Üniversitesi de ondan bunu istemelidir.

Örneğin; ölen 30 bin Kürt'ün çoğunun PKK saldırılan, tuzakları sonunda ölen askerler, korucular, öğretmenler, köylüler olup olmadığını bize rakamlarla anlatmalı. Bu tür çok sesliliğe kimse itiraz etmez. Ama öbürüne? Öbürü için nasıl bir tanım bulunabilir acaba?

"Kendisiyle ve gerçeklerle yüzyüze gelmekten" söz ediyor, haydi gelsin!

Gelelim rakamlara!
Önce rahmetli Büyükelçi Kâmuran Gürün'ün hemen hemen tüm yerli ve yabancı arşivleri tarayarak yazdığı Ermeni Dosyası'na bakalım: Sayfa 226,

"İstanbul Patriği 1921 yılında, İngilizlere verdiği bir istatistikte, o tarihte Sevres Anlaşması'ndan önceki Osmanlı huduttan içinde bulunan Ermenileri, göç ettirilmiş olanlardan yerlerine dönmüş olanlar dahil 625 bin olarak göstermiştir.

Rusya'ya göç etmiş olanlarla birlikte 1.045.000 rakamına varırız.

Türkiye'nin 1914'teki Ermeni nüfusu 1.300.000 civarında olduğuna göre (bütün yabancı arşivler aynı rakamı veriyor), savaş içinde ölen Ermeniler'in toplamı 300.000'i bulmaz."

Gürün, bu hesaptan sonra iki ayrı hesap daha yapıyor; bunlardan biri şöyle: Fransa, Kanada, Amerika, Yunanistan, Bulgaristan ile diğer ülkelere göç etmiş ve orada yaşayan Ermeniler'in, o ülkelerdeki sayıma göre toplamı 825 bin. Bu rakama unutulan veya hesaplanmayanlar için fazladan 50 bini de ilave ediyor: 875 bin. Türkiye'deki 123 bini eklerseniz 998 bin. 1914'teki Ermeni nüfusu olan 1.300.000'den bu rakamı düşünce geriye kalan 302.000.

Hangi hesabı yaparsanız yapın (diğer belgelerde de görülüyor) sonuç aynı. Haydi, şimdi yukarıdaki isimlerin hesabını bekliyoruz. Biraz zamanlarını alacak ama yapmazlarsa da kendi toplumlarına ve tarihlerine çok ayıp olacak.

DİĞER YENİ YAZILAR