Rahşan Ecevit "sağlı sollu ittifak" için siyasi parti genel başkanları ve Süleyman Demirel'le görüşmelere başlamış.
Seçim öncesi ittifak yapılarak, dağınık/bölünmüş haldeki sağ ve sol partileri aynı çatılar altında toplayarak hem insanlara güçlü alternatif seçimler sunmanın, hem de barajı yalnız başına aşamayacak partilerle seçime gidip oyların kaybedilmesine engellemenin doğru olacağını, geçen seçimde bunu yapmayı reddedenlerin sonucu gördüğünü hepimiz biliyoruz.
Ama bu konu neden Rahşan Ecevit'e kalıyor onu bilemiyoruz. Son parlak fikrinin(!) dikkate alınmasıyla on binlerce suçlu, adalet hiçe sayılarak serbest bırakılmış, bunların bir kısmı aynı suçlan işlemeyi sürdürmüştü.
Ayrıca, kendisine acil şifalar diliyorum ve siyasi deneyimine de saygı duyuyorum ama Bülent ve Rahşan Ecevit artık siyasette zamanlarını tamamladıklarını, ülkenin daha genç ve dinamik beyinlere ihtiyacı olduğunu neden anlamak istemiyorlar?
Kenara çekilmek, bunun zamanının geldiğini kabul etmek bu kadar zor mu?
Millet onlar ve "onlar gibi düşünenler'den bıktığı için geçen seçimde CHP dışındaki eski partileri tümüyle silmişti... Sonuç yalnız o partileri ve seçmenlerini değil bütün Türkiye'yi etkiledi...
Neden hâlâ kişisel ihtiraslarına gem vurmaları gerektiğini kabul edemeyecek kadar bencil davranmayı sürdürüyorlar anlamak imkânsız.
Rahşan Ecevit'in ortaya çıkması birçok kişiyi rahatsız ediyor ama ben asıl DSP Genel Başkanı Zeki Sezer'i rahatsız etmesi gerektiğini düşünüyorum. Söylenecek, yapılacak bir şey varsa partinin genel başkanı konuşmalıdır, Rahşan Hanım değil. Ve son olarak... Eşi ağır hasta vaziyetteyken Rahşan Hanım onun yanında bulunmak yerine neden siyasete dalıyor, bu normal bir tercih midir?
Değişmek ya da değişmemek!
CHP İzmir Milletvekili Erdal Karademir, Tayyip Erdoğan'ın son 10 yılda yaptığı çelişkili açıklamaları bir araya getirerek bir soru önergesi vermiş.
Örneğin: 21 Haziran 2006'da TRT'de yayınlanan bir programda "Halkımı mı aldatacağım, dün neysem bugün de oyum, değişemem, değişmedim" diyen Erdoğan'dan "Tam aksini söylemekteydiniz, şimdi yine değiştirdiğiniz ifadeniz 1990'lı yıllardaki iddialarınızı terketmediğiniz anlamına mı geliyor" sorusunu cevaplamasını istiyor.
Tayyip Bey'in "Halkı mı aldatacağım, değişmedim değişemem" sözlerindeki "değişmedim" vurgusunun hangi anlamda yapıldığından emin olamayan yalnız Erdal Karademir değil, aynı soruyu soran okurlar da var.
Milletin bu konudaki endişelerine kendileri neden oldukları, bir çok söylemleri Refah Partisi dönemini hatırlattığı için anlamayanlara hak vermek lazım.
"Değişmek ya da değişmemek" işte bütün mesele bu! Diyelim ki değiştiler, meselâ bazı AKP milletvekilleri "Topluca Anıtkabir'e gidelim, iyi olur" diyorlarmış. Evet gerçekten de iyi olur ama "Ata'ya saygı duruşunda sap gibi ayakta durmaya gerek yok" diyen Genel Başkan'larını ne yapacaklar? Onu tahteravanla taşımayı mı deneyecekler?
AKP iktidarı döneminde 'olmaması, yapılmaması' gereken herşey yapıldı. Yeminlere sadık kalınmadı; rejim tartışmaları partinin zirvesindekiler tarafından başlatıldı ve sürdürüldü. Yolsuzluklar fazlasıyla artarak devam etti, ekonominin gerçek durumu halktan gizlendi, pembe tablolar çizildi, kadrolaşma en uç noktalara çıkanldı.
Sağlıktan, eğitime, kültüre, güvenliğe kadar her konu arap saçına çevrildi. Ne 'Seçim ve Partiler' yasaları değiştirildi, ne de 'dokunulmazlıklar' kaldırıldı.
Kısacası bu "eski tas, eski hamam" durumunda Türkiye'nin tek kurtuluşu parti genel başkanlarının "Ben başkan olacağım" bencilliğini bir yana bırakarak sağda ve solda birliğe gitmesidir.
Aksi takdirde (farklı görüşteki partilerin koalisyonunun nerelere varacağını geçmişte deneyip ağzımızın payını da aldığımıza göre) barajı geçseler bile en ufak bir aksaklıkta bunu yapmadıkları için suçlanacaklarını unutmasınlar.
Rahşan Hanım neden hastanede değil?
Rahşan Ecevit "sağlı sollu ittifak" için siyasi parti genel başkanları ve Süleyman Demirel'le görüşmelere başlamış...
Haberin Devamı

