Prestije bak, hizaya gel!

Haberin Devamı

Obama’nın Türkiye’ye gelmeye karar vermesinin “Ermeni Soykırım iddiasının ABD Kongresi’nden geçmeyeceğine” yorulması bir yanlıştı, bazı iktidar yandaşı gazetelerin “Davos olayı Türkiye’nin prestijini arttırdı, bakın işte Clinton geldi, şimdi de Obama geliyor” şeklindeki sevinçten göbek atan yorumları ikinci büyük yanlış.

ABD’nin kafasında 40 tilki dolaşıyor, bunlardan herhangi biri, örneğin; Türkiye’ye birden sırt çevirirlerse “oy uğruna yorgan yakan” Türk hükümetinin ülkeyi inat uğruna (ve halkın ABD’ye tepkisinden de yararlanarak) iyice batıdan koparması, İran başta olmak üzere Ortadoğu ülkeleriyle birlik olması ihtimali olabilir.

Gerçi onlar da Türkiye’nin AB yerine Ortadoğu ile kaynaşmasında sakınca görmüyorlar ama BOP diye, “ılımlı İslâm” diye arkadan ittirdikleri Türkiye’de laik rejimin tehlikeye girer noktaya geldiğini ve gidişin kontrolden çıktığını da artık gayet net şekilde görüyorlar. Her ne kadar Nazlı Ilıcak ve onun gibi düşünenler hâlâ “Bundan ulusalcılar korkuyor, rejim tehlikede filan değil” diyorlarsa da yargı ve medya dahil tüm kurumların iktidar baskısı altında olduğu ABD İnsan Hakları Raporu’nda da yer aldı.

Yani bunun ulusalcılıkla filan ilgisi yok (kaldı ki ülkesini düşünen, cumhuriyet ilkelerinin, rejimin korunmasının önemine inanan herkese “ulusalcı” damgası vurdukları da biliniyor), gözü olan kafası çalışan herkes tablonun farkında.

İş dünyasından üniversitelere, sivil toplum kuruluşlarından yargı ve medyaya kadar “tepki gösterebilecek tüm sivil kurumların” kuşatıldığını ve hatta daha önce “Ananı da al git” diye azarlanıp gözaltına alınan Mersinli çiftçi Mustafa Kemal Öncel’in “Başbakan konuşacak” diye haksız şekilde tekrar gözaltına alınması gibi akıl almaz baskılarla halkın da susturulduğunu ABD de görüyor, tüm dünya da... Artık bu olaylar eskisi gibi “kol kırılır, yen içinde” saklanamıyor. Anında dünyanın öbür ucunda izliyorlar.

Bütün bunların yanında devlet memurlarının bile baskıyla mitinglere yollanması, her alanda “hukuk tanımaz” ve dikta baskısını ya da gerçek bir “baskıcı padişah” yönetimini andıran gidiş saklanacak gibi değil.

“PROBLEMLİ MÜTTEFİK”

“Davos prestijimizi arttırdı, Hillary Clinton geldi, Obama da geliyor” diyenler Washington Post’un dünkü başyazısını da gördüler mi acaba? ABD’nin en önemli gazetelerinden biri olan W. Post, Türkiye’yi Mısır’la birlikte “ABD’nin problemli iki müttefiki” olarak gösterdikten sonra Clinton için şunları yazmış:

“Yeni Dışişleri Bakanı, Türkiye’de halen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından kuşatma altında tutulan basın özgürlüğünün liberal destekçilerini de şoke etti. Başbakan Erdoğan dahil üst düzey hükümet yetkililerinin iktidar partisi ile bağlantılı yolsuzluk iddialarını yayınlayan medyaya karşı çirkin bir kampanya yürüterek ‘Rusya’nın bağımsız medyaya yönelik tavrına benzer’ bir manevra ile 500 milyon dolarlık bir vergi faturası çıkarttı.”

Bundan sonra da Clinton’ın, Erdoğan tarafından ABD İnsan Hakları Raporu’nda “Türk yargısı ve medyasına uygulanan baskı” sorulduğunda verdiği cevapların kabul edilemez derecede hafif olduğu ve kendi Bakanlık Raporu’nun altını oyduğu anlatılıyor.

Acaba Washington Post’un gördüğünü ve ABD raporunda söz edilen “baskıcı yönetimi” Obama bilmiyor, görmüyor olabilir mi?

Türkiye’ye gelme kararı mutlaka “iktidarın eylemlerini desteklemek” anlamına mı gelir, “prestij”i mi gösterir, biraz düşünmeleri lazım!

DİĞER YENİ YAZILAR