Popülizm yapmak kolaydır!

Haberin Devamı

Sık sık TV’lerde konuşanlardan duyar, bazen köşe yazılarında okursunuz;

“Yeminli türban karşıtları”... “Türbana karşı değiller, dinimize karşılar”... “Başörtüsü hakkını savunmak demokratlık gereğidir”... “Laikler dindar insanların ibadetine karışıyor”... “Devlet katı laiklerin elinde”...

Bunlar ve benzeri sayısız “gerçekleri çarpıtan slogan” yıllardır Türkiye’de insanları aldatmak, düşman kutuplar yaratmak için kullanılıyor.

Oysa eğer söylenenlere hemen inanmayan ve derinliğine inceleyen, araştıran, anlamaya çalışan biriyseniz bunların “en kolay tarafından popülizm” olduğunu ve toplumu bölme amacıyla yapıldığını görebilirsiniz.

Şimdi de sıra kolay popülizm yaparak ülkeyi “hukuk konusunda” kutuplaştırmaya geldi.

PARTİ KAPATILMASIN AMA...

Sanki açılan dava bir yargı meselesi değil de halk ikiye bölünmüş, bir kısmı parti kapatmaya kalkmış gibi bir durum yaratıldı ilk günden beri...

Kimse “partiler kapansın” diye göbek atıyor filan değil ama “hukukun üstünlüğü tartışılır hale getirilmesin” diye çırpınanlar var, bu doğru...

AB temsilcileri (ki Ollie Rehn’in “Türkiye demokrasinin laiklikten önemli olduğunu göstermeli” zırvasından sonra Barosso “Zorla laiklik dayatılamaz”, Solana ise “Mahkeme mantıklı olsun” incisini saçmış. Kendi ülkelerinde bunları söyleyemezler) ile basını, ABD temsilcileri ile basını, Türkiye’de siyasi parti sözcüsü gibi çalışan “bir kısım medya” AKP’nin Refah Partisi’ne göre çok daha ılımlı olduğunu sürekli yazıyorlar (TRT’de program verilenlere bakınca medyadaki durum hiç şaşırtıcı değil...)

Tamam o zaman, ne güzel, demek ki “iddianame”nin kolayca çürütülme ihtimali var. O zaman yasama ve yürütmeyi denetleyen “yargı ve hukuk”a saygısızlığı had safhaya çıkarmaya ne gerek var?

Haydi bırakın içerdekileri, AB bu saygısızlığa kendinde nasıl hak görüyor? The Economist örneğin; “hukuk darbesi, ordu ve katı laiklerin öfkesi” gibi abuk lafları ne hakla edebiliyor?

Dünyanın hangi ülkesinde bu yapılabilir ki Türkiye susuyor? Almanya’da 2001 yılında NPD’ye kapatma davası açıldığında neden Avrupa basını bunun “demokrasiye aykırı” olduğunu bile hiç yazmadı, hiçbir tepki göstermedi, Alman hukukuna hakaret etmedi? Demokrasiyi şimdi mi hatırladılar?

(Devam edeceğiz.)

*****


Çömez’e demokrasi yok

AKP eski Milletvekili Turhan Çömez partiden ihraç edilmiş, AKP Konya Milletvekili Hüsnü Tuna’ya ise uyarı cezası verilmiş.

Çömez’in suçu “parti içi demokrasi ve çok seslilik” istemek, bir de herhalde bazı bakanlarla ilgili yanlışları seslendirmek... Kısacası gelişmiş bir demokrasinin gereklerine sahip çıkmak.

Tuna’nın yaptığı ise, neredeyse hiçbir laik-demokratik ülkede izin verilmeyecek olan “Hedefimiz türbanın her alanda, kamu kuruluşlarında da serbest bırakılması” sözü...

Hüsnü Tuna bu konuşma ile kapatılma davası iddianamesine madde eklemiş, Turhan Çömez olsa olsa partiye “artı” puan kazandırmıştır, ama işte değerlendirme bu!

Peki madem ki “gazete küpürleriyle” denerek hiçbir konuşma ve eylemin parti için hukuk davası nedeni olamayacağı ileri sürülüyor ve hep demokrasiden dem vuruluyor, o zaman aynı kişiler (ve AB) Çömez’e yapılanın çok haksız, çok anti demokratik olduğunu da aynı şiddette tepkilerle ortaya koyacaklar mı acaba?

Merakla bekleyelim.





DİĞER YENİ YAZILAR