Polis “suçlu” olursa!

Haberin Devamı

Çarşamba akşamı bir TV kanalında polisin “dur” ihtarını dinlemeyerek yoluna devam eden motosikletli genci tekme tokat dövme sahnesi gösterildi.

Bütün vücuduna aldığı darbelerle iç kanama geçirmesi ihtimali yüksek olan ve aslında doğru hastaneye götürülmesi gereken genç sonra polis otosuna bindirildi ve sorgulandı.

Hakaretlerle, hayvan muamelesi yapılarak...

Evet üzerinde kimliği, ehliyeti yoktu ve yeni aldığı motorun plâkası da olmadığı için korkarak kaçtığını söylüyordu, kısacası sorgulanması için ortada yeterli neden vardı ama ya o dayak?

Polisin bir “şüpheli”yi ve hatta suçu kesinleşmiş birini bile bu şekilde acımasızca, intikam alır gibi dövmeye hakkı var mı?

İkinci olay Galata Köprüsü’nde normal bir yazlık kıyafetle; bir tayt pantolon ve uzun tunikle balık tutan kadına önce güvenlik görevlisinin “bacakları güzelmiş” diye lâf atması, kadının “beni rahat bırakın” demesinden yarım saat sonra gelen polis ekibinin de “Böyle dekolte kıyafetle burada duramazsınız” diyerek ekip otosuna almasını anlatan haberdi...

O anda Köprü’de bulunan bir genç dayanamayarak “Hanımın kıyafetinde bir şey yok, neden rahatsız ediyorsunuz” deyince “Sen avukat mısın” diye gence de saldırmışlar.

Sonra zaten eşinden ayrıldığı ve çocuklarını göremediği için üzgün olan kadını -ne hakla sorgulayacaklarsa- alıp Küçükpazar Karakolu’na götürmüşler. Araçta saatlerce ifadesini almadan bekletilen Gülcan Köse isimli kadın iki polisin kendisini daha sonra Sarayburnu Otoparkına götürerek taciz ettiklerini, bir başka polisin de olanları cep telefonuyla çektiğini anlatarak şikayetçi olmuş.

Teşhis ettiği polisin üzerine saldırarak kendisini tekmelediğini söyleyen kadın korkusundan şikayetçi olmamış.

Sonra ne olmuş biliyor musunuz?.. Yine mağdurla suçlu yer değiştirmiş ve kadın hakkında “hayasızca hareketlerde bulunmak”tan 1 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldığını duymuş.

Bu kadarına “pes” denmezse ne denir?

Polisin neler yapabildiğini ekranlarda görebiliyoruz. Suçu ne olursa olsun çalıştığı karakol tarafından korunduğunu, polisin suçsuz çıkması için gerekirse suçsuz vatandaşın “suçlu” yapılabildiğini de biliyoruz.

Ama eğer bir devletin vatandaşları polisine bile güvenemez hale gelirse, durup dururken balık tutan normal giyimli kadına görevi güvenliği sağlamak olanlar “yalnız diye” saldırıya geçerse, şüpheli görülenler hastanelik edilirse o ülke de nasıl yaşanır onu bilmiyoruz. İstanbul Emniyet Müdürü bizi aydınlatırsa öğrenmiş oluruz.

*****

Bu kitap neden sattırılmıyor?

Prof. Dr. Zekeriya Beyaz’ın “İslâm ve Giyim Kuşam-Başörtüsü sorununa dini çözüm” isimli bir kitabı var. Başörtüsünün nasıl ve hangi nedenlerle türbana dönüştürüldüğünden, sonunda bir rejim sorunu haline getirilişine, bir din kuralı olmaktan da çıkarılıp “namus simgesi”ne çevrilişine ve Kur’an’da başörtüsü/tesettür emrinin var olup olmadığına kadar son derece detaylı bilgiler veren bir kitap.

O kadar açık, net bir üslupla yazılmış ki okuyan herkes rahatça anlayabilir.

Ama bu kitap uzun bir süredir sattırılmıyor. Ne zaman Beyaz Hoca’ya rastlasam, ne zaman programıma davet etsem ilk sözü bu oluyor ve sesini duyuramamanın, bu haksızlığı önleyememenin üzüntüsünü tekrarlayıp duruyor.

Sancak Yayınları tarafından çıkarılan bu aydınlatıcı kitabın satılması, okunması muhakkak ki radikal İslâmcı grupları rahatsız ediyordur. Öyle olsa bile bir kitabın satışı nasıl önlenebilir bunu anlamak mümkün değil.

Yeni Kültür Bakanı’mızın dikkatini konuya çekersek bir yararı olur mu acaba?

DİĞER YENİ YAZILAR