En çok mektup alan yazılarımdan biri ‘Kurtlar Vadisi’ne izin verilmemeli’... Bu benim görüşümdür tabii ve destekleyen çok sayıda okuyucu olduğu gibi tamamen karşı çıkanlar da var.
Karşı çıkanlar Polat Alemdar’ın üniversite mezunu, birkaç dil bilen bir ajan olduğunu, yolunu kestiği, öldürdüğü karakterlerin ise “vatan haini, mafya lideri” benzeri “katli vacip” tipler olduğunu ileri sürüyorlar. Bunlar arasında bana “Siz ülkenizin mafyadan temizlenmesini istemiyor musunuz” diye soranlar, “Kurtlar Vadisi Terör’ün PKK sorununun çözümüne katkıda bulunacağını” ileri sürenler bile var.
Bu okurlar neden Rambo, James Bond gibi filmlere veya içinde cinayet, tecavüz, adam kaçırma olan yabancı filmlere aynı şekilde “şiddet içeriyor” diye karşı çıkmadığımızı soruyorlar.
Birincisi; biz elbette ülkemizin mafyadan ve tüm kötülüklerden temizlenmesini istiyoruz ama bunların hep yasal yollardan yapılmasını ve kendine akla yakın bir neden veya yurtseverlik bahanesi bulan herkesin kendinde silaha sarılma hakkı görmemesini de istiyoruz. “Vatan, millet için” diye aklına esen herkesin beline silahı takıp çete kurarak can almasının çağ dışı, insanlık dışı, vahşet olduğuna inanıyoruz. O zaman işte, bugünkü durum ortaya çıkıyor; devlet midir, çete midir, derin midir, sığ mıdır anlaşılamıyor. İkincisi; James Bond, Rambo veya bir başka film içine vatan, millet, devlet kısacası milli duygular girmeden izlendiği için gençleri bir Kurtlar Vadisi kadar etkilemiyor, onları izleyip geçiyor, buradaki kahramanı ise yurtseverlik idolü haline getiriyorlar.
ÖĞRETMEN DİYOR Kİ...
Hatırlayacaksınız, dizinin 76 bölümünde 2400 kişi ölmüştü, yaralıların sayısını -af buyurun- bilmiyorum. Ama bir kumarhane baskınında 33 kişinin öldüğünü, öldürülen figüran sayısını ekipten bile bilen çıkmadığını, oyuncuların “her an öldürüleceğimizi bilerek oynuyoruz” dediğini, bölüm başına 32 ölünün düştüğünü biliyorum.
“Ücretli de olsa iş bulduğuna sevinen” bir ilkokul öğretmeni bakın ne yazıyor:
“Merhaba Ruhat Hanım,
Son yazınızda Kurtlar Vadisi’nin yayınlanmasının yanlış olacağını belirtmişsiniz. Valla çok doğru, çoğu konuda olduğu gibi bu konuda da size katılıyorum. Şu yarım dönemde öğrencilerimin doktor, öğretmen gibi meslekleri değil de Polat olmak istediklerini öğrendim. Daha 6-7 yaşlar bunlar, mini mini çocuklar, oyunlarıysa okulda bile adam öldürmece, kan dökmece, FEAR Half-life moduna geçme!... (Bu son söylediğim PC&konsol oyunları ki nasıl bir oyun olduğunu oynamadıkça tahmin edemezsiniz!) Bu çocukların aileleri asgari ücretle çalışıyorlar. Kızlar evlenmeyi, erkeklerse seri katil olmayı planlıyor. Resmen ‘Hojaam 10 yıl sonra beni Tv kanallarında göreceksin, valla azimliyim’ diyorlar (J ile yazmamın sebebi laubali konuşmaları)...”
Öğretmen mektubun devamında da duyduğu endişeleri dile getirmeyi sürdürüyor.
“Polat olmak isteyen” çocukların oranı yapılan araştırmalarda da çıktığına, Danıştay suikastini yapan Alparslan Aslan’a da arkadaşları Polat Alemdar dediğine, kendine makul bir sebep bulan Ogün Samast gibi katiller taklit edildiğine göre bilmem ki kim haklı, bilmem ki doğru nedir!
Libya’nın okulu ve eğitimde ayrımcılık!
Milli Eğitim Bakanı Libya Büyükelçiliği’nin bir apartmanda açtığı 70 öğrencilik okuldan habersiz görünüyor. İstanbul Milli Eğitim Müdürü Ata Özer:
“Bu okuldan haberim yok, konsolosluklar sadece kendi binalarında okul açabilirler. Ayrıca yalnız İngilizce/Arapça eğitim verilemez, Bakanlığın belirlediği sınırlar dışına çıkılamaz” şeklinde açıklama yapmıştı.
Deve konusunda da Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım Kaddafi’yi kendine örnek aldığına göre; nedir bu Libya hayranlığı ve abartılı hoşgörü (!) nün nedeni acaba?
Size de her şey çok abuk gelmiyor mu, yoksa ben hafiften paranoyaklığa doğru geçiş mi yapmaktayım?
Milli Eğitim’den söz açılmışken... İlköğretim okullarının kitaplarında hâlâ öğrenciler peşin peşin şartlandırılacak şekilde kız çocuklar resim ve metinlerde “evde kalan ve çocuk bakan, erkeğe bağımlı roldeki anne”, erkek çocuklar ise “dışarda çalışan, ekonomik güce sahip baba” olarak gösteriliyormuş.
Bu örnekler artık 21. yüzyıl Türkiye’sinde birçok evdeki anne/baba modellerine hiç benzemiyor. Ne zaman değiştirecekler merak ediyoruz.

