Haşmet Babaoğlu Pazar günü Mevlit Kandili nedeniyle, internetten aldığı "Hz. Peygamber size gelse" başlıklı bir metni köşesinde yazmıştı. Ben daha önce görmediğim için çok hoşuma gitti, etkilendim ve dikkatle birkaç kez okudum... Sonra da düşüncelere dalarak soruları kendime sordum.
Hz. Muhammed kapımızı çalsa ve bir süre kalacak olsaydı acaba o metinde yazıldığı gibi ortadaki gazete ve dergileri toplayıp yerine Kur'an'ı mı koyardım, CD'leri, kasetleri toplayıp Hadis kitapları mı çıkarırdım? O'na hepimizin en iyi halimizle görünmemizi ister ve hızlı bir faaliyete mi girişirdim?
"Hayır" dedi içimdeki ses... Olduğum gibi görünmek ister ama o birkaç günlük sürede O'nunla uzun sohbetler yaparak merak ettiğim konularda gerçeği öğrenmeye çalışırdım. Yatağımın başucundaki çekmecede duran Kur'an'ı hiç çıkarmazdım bile, zira bu kadar özel bir insanın zekasının nasıl olsa karşısındakinin inancını ve bilgisini konuşmasından çözmeye yeteceğini düşünürdüm. Yapay davranışları anında anlayacağını ve içinden gülebileceğini tahmin ederdim.
Hiç şüphesiz O'ndan Kur'an'ın, özellikle de farklı yorumlara açık olduğu için kimsenin tam olarak anlayamadığı bazı ayetlerinin doğru yorumunu isterdim. Günümüzde siyasetçilerin dini bile "özel alanından çıkararak" siyasi malzeme olarak kullandığını, kendilerinde toplumu "dindar olanlar/olmayanlar" diye bölme hakkını gördüğünü O'na içtenlikle anlatır, bunu önlemek için ne yapmamızı önerdiğini sorardım.
Müslümanlık gibi hoşgörülü bir dinin kitabındaki kadın/erkek ayırımını, erkeğe bazı durumlarda karısına karşı şiddete başvurma hakkı vermesini, üstünlük tanımasını ve içinde "şiddet" olan tüm surelerin tam olarak anlamını, nedenini, o günkü şartlar ortadan kalktığına göre hâlâ aynı şekilde geçerli olup olmadığını öğrenmek isterdim.
Öğrendikten sonra da ne güzel anlatırdım düşünebiliyor musunuz?
Aslına bakarsanız Peygamber'in kapımızı çalma ihtimalinde bizim olduğumuzdan farklı görünmeye çalışmamıza zaten gerek yok. Yalnızca Allah'a inanıyor olsanız dahi, O'nun her yaptığınızı görebileceğini, günde en az 40 kez kalbinizi yokladığını ve sizin gerçek yüzünüzü gayet iyi tanıdığını bilmeniz gerekir.
Bundan çekinmiyorsanız, O'nun Peygamber'inin evinize gelip sizi tümüyle "siz" olarak görmesinden niye çekinesiniz?
(Teşekkürler Haşmet Babaoğlu)
"Terör örgütü" dedirtemedik!
DTP eşbaşkanı Ahmet Türk Pazar günü "Her Açıdan" programında konuğumdu. TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı ve AKP Milletvekili Mehmet Dülger, OHAL eski Bölge Valisi ve eski DYP Milletvekili Hayri Kozakçıoğlu ile son yıllarda Güneydoğu'da birçok kez görev yapmış olan gazeteci Alper Uruş'un (ve ikinci bölümünde Dr. Ferhat Göçer ve orkestrası ile Sadettin Teksoy'un) katıldığı programda Ahmet Türk defalarca sormama rağmen "PKK bir terör örgütüdür" demeyi reddetti.
Başbakanla karşılıklı olarak basın yoluyla birbirlerine gönderdikleri mesajlarda DTP'liler kaçamak cevaplar verebiliyor, sorunun cevabı olmayan konuşmalar yapabiliyor ama televizyonda son derece açık ve net sorulan sorunun cevabının hiçbir şekilde alınamayacağı da aynı açıklıkla görüldü.
Ahmet Türk, inadın yarar sağlamayacağını, terörün durması için uzlaşmanın şart olduğunu söylüyor ama kendisi uzlaşma için gerekli olan o tek cümleyi bile söyleyemiyor. Bu da inat mıdır, örgütü sahiplenme midir, o konuda farklı görüşler olabilir ama ben onunla uzun sayılabilecek bir söyleşi sonunda şunu düşündüm: Güneydoğulu siyasetçi ve entelektüellerin daha önce de dile getirdiği gibi o bölgede PKK baskısından uzak şekilde siyaset yapmak oldukça zor.
Türk'ün 'Şu anda Hükümet sizinle masaya oturmayı kabul etse isteğiniz ne olacak?' soruma verdiği cevabın en kesin bölümü "genel bir af idi... Biraz üsteleyince bunun PKK için, Abdullah Öcalan'ı da içine alacak bir özgürlük talebi olduğu sonucu ortaya çıktı. "Bu istekler sağlanırsa ben garanti veriyorum, bir daha terör olmaz" sözleri de dikkat çekiciydi. Başbakanın bilgisine bir kez daha sunmuş olalım!
Peygamber bize gelseydi...
Haşmet Babaoğlu Pazar günü Mevlit Kandili nedeniyle, internetten aldığı "Hz. Peygamber size gelse" başlıklı bir metni köşesinde yazmıştı...
Haberin Devamı

