Perdeyi duymuştuk da, lolipop?

Haberin Devamı

Geçenlerde bir okurum Türkiye’de pek tanınmış bir hoca efendinin türbanlı ve türbansız olanları “perdeli ve perdesiz ev”e benzettiğini yazmıştı.

Perdeli olanın gizliliği var, “özeli”ni koruyor, diğeri ise açıkta (sözüm ona), isteyen bakabilir, hakkıdır. Bu çirkin mesajları alan sapıklar, caniler tabii bu mesajları da alınca yalnız bakmakla kalmıyor, saldırma hakkının da olduğunu sanıyor.

Mısır’da ise “türban lolipop gibidir, kağıdı açarsan sinekler üşüşür” benzetmeli bir türban kampanyası yapılmış. Bizde de dev sokak panolarıyla “giyinmek güzeldir” temalı bir türban reklamı yapılmıştı, onu hatırladım.

İşte hep vurguladığımız, önce “isteyen taksın, devlette de okulda da taksın”la başlayan hareket sonra aile ve çevreyle de sınırlı kalmıyor, devlette de, her alanda da bu baskılara dönüşüyor.

Türbansızsan çıplaksın veya “sinekler üşüşür” ...

İki koca yalan... Türban takmadığı halde ölçülü giyime dikkat eden, aklı başında hiçbir kadın çıplak değildir, bu bir... Sadece saçı kapatmak kadını daha korumalı yapmaz (artık saç dışında tesettür çok değişti, giyimler hemen hemen aynı... Ama hele bir gelişme sağlansın ona da izin kalmaz merak etmeyin.)

Sineklere gelince... Artık bu medeni dünyada onlara Sheltox, Detan kullanmak, haddini bilmeyen sineği (sıradan sinekten farklı olarak kullanabileceği bir beyin olduğuna göre) ağır şekilde cezalandırmak, onlara “kendi sineğine bakmayı, başka sineklere saygılı olmayı, her yere konamayacağını” öğretmek dururken neden konacağı yerleri terbiye etmeye çalışıyorlar ki?

“Erkekleri durduramazsınız”mış, hem de öyle bir durdurursunuz ki... Yeter artık kadınları aptal yerine koyup aldattıkları!



***




STATTA düğün... Kim ödüyor?

Çanakkale’nin Kepez Beldesi Belediye Başkanı (AKP) İsmail Yaşar Oğuz 7 yaşındaki oğluna stadyumda, 4 bin 500 davetlinin katıldığı bir sünnet düğünü yapmış.

Çocuğa takı takmak isteyenlerin uzun kuyruklar oluşturduğu düğünde 1000 altın takılmış.

Haber ve fotoğraf, düğünün kendisi gibi pek görkemli ama elin ağzı torba değil ki büzesiniz; ya bu ülkede bilinenin dışında çok trilyoner var, ya da devlet belediye başkanlarına da özel kalem müdürlüklerine olduğu gibi çok bonkör davranıyor.

Bu 4-5 bin kişilik ve kilolarla, sandıklarla altının mevki-makamdan yararlanılarak toplandığı düğünler Türkiye’de daha önce görülmezdi. Son yıllarda, her ne kadar gösteriş aşırılık, israf dinen de haram ise de, bununla ilgili kesin emir var ise de, başkalarının sahip olamayacağı şeyleri göstererek üzme yasaklanmazsa da (örneğin; bırak düğünle toplamayı aile içinde bile bir tören yapılarak hediye verilemeyen yoksul çocuklar) özellikle fakir fukarası bu kadar çok bir ülkede yapılanın yanlışlığı su götürmez ise de bu gösteriş adeti giderek yayılır oldu.

Dinden de bahsetmemin nedeni “dini en iyi biz biliriz, en dindar biziz” diyenlerin döneminde bunun yapılmasıdır, yoksa her bilinçli insan düz mantıkla da gösterişin bu boyutunun yanlış olduğunu bilir.

Şimdi tabii sormak isterim (ve toplum adına cevabını beklerim); Stadyum Belediye Başkanı’na sünnet düğünü için nasıl açıldı, bir kira ödendi mi?

4500 kişinin yeme içme, eğlence paraları kimden çıktı; milletten mi, Başkan’dan mı?

Başkan’dan ise kendisinin mal varlığı, zenginliği nereden gelmektedir?

Tabii trilyoner olabilir de, Belediye Başkanı olunca kaynağını anlatmak zorundalar şüphesiz!



***




Bilinçli izleyici...

Geçen Pazar Her Açıdan’ın sezon finalini yaparak yaz sonuna kadar programa ara verdik. Pazar akşamı katıldığım (ve 200’ün üstünde konuk olduğunu tahmin ettiğim) kalabalık toplantıda bu son programımızla ve genelde hepsiyle ilgili duyduğum takdir ifadeleri, ertesi gün okur ve izleyicilerimden gelen teşekkür ve kutlama mesajları ne kadar doğru bir program seçimi yaptığımı bana bir kez daha gösterdi.

Her Açıdan, özellikle sezonun son aylarında günün en çok izlenen ilk 100 programında (tüm kanallar ve saatler dahil) ilk 20’nin altına hiç düşmedi. Son haftalarda yeri 10, 11, 14 arasında değişti ve nihayet final programında kendi rekorunu kırarak (ve bazı bölümlerde “29 share”e yükselerek) AB izleyici grubunda 9. oldu.

Bu program aynı zamanda Türkiye’de bilinçli, gerçekleri öğrenmek isteyen ve kaliteli program ayırımını yapan büyük bir TV izleyici kitlesi olduğunu da gösterdi... Bugüne kadar “kendisine verileni tartışmasız kabul eden, yıllar boyu buna alıştırıldığı için daha çok magazin, yarışma programı ve dizileri tercih eden” bir izleyici çoğunluğu olduğuna, tartışma programlarının ise (bazı istisnai durumlar hariç) genelde belli bir izlenirlik seviyesinde, (ortalama en çok 40-50 gibi) kaldığına inanılıyordu.

Öyle olmadığı ve ayrıca Türk izleyicisinin ülke sorunlarıyla çok yakından ilgilendiği de görüldü. Yıl boyu aralıksız ve çok ağır, aynı zamanda çok titiz bir çalışma temposuyla bu “özel ve özgün” programı hazırladık.

Din konularının da en iyi din bilimciler, uzmanlar tarafından en doğru ve net şekilde anlatılmasına, anlaşılmasına çalıştık. Sizler de bunu takdir ettiğinizi gösterdiniz.

Gelecek sezon aynı gayretimiz, birlikteliğimiz inşallah devam edecek. Hepinize bir kez daha sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.

DİĞER YENİ YAZILAR