Pembe incili kaftan

Bayram için size bir öykü anlatmak istiyorum. Bilenler de hatırlamış olacaklar; Sultan Beyazıd'ın Şah İsmail'e gönderdiği elçinin öyküsü...

Haberin Devamı

Bayram için size bir öykü anlatmak istiyorum. Bilenler de hatırlamış olacaklar; Sultan Beyazıd'ın Şah İsmail'e gönderdiği elçinin öyküsü... Hem hoş, hem de özellikle tam şu sırada bilinmesi yararlı. Haydi birlikte geçmişe bir yolculuk yapalım. Bitmezse yarını da sabırsızlıkla bekleyeceksiniz, ona göre başlayın.

***

Sultan Beyazıd ata binmekten, silâh kullanmaktan hoşlanmaz sakin bir hayatı tercih ederdi. Vezirleri onun huzuru için ellerinden geleni yapmalarına rağmen, Anadolu topraklarının bir kısmında saltanat kurmuş olan Şah İsmail yüzünden başarılı olamıyorlardı. Çünkü Şah geçtiği yerleri kan, ateş, zulüm içinde bırakıyordu.

Sultan Beyazıd bu duruma seyirci kalamadı ve Divanı toplattı, zalim şaha bir elçi göndermeye karar verdiler.

Ama böyle cesur, mert, kendisine ve temsil ettiği devletine karşı hakaret ve saldırılara göğüs gerecek bir elçi bulunabilir miydi?

Yüksek ipek şiltelere diz çökmüş yorgun vezirler önlerindeki halının renkli nakışlarına bakarak düşünürken yaşlı sadrazamın sesi yükseldi:

"Yürekli bir adam gerekli paşalar... Biz onun sırmalara, altınlara, elmaslara boğarak gönderdiği elçisine padişahımızın elini öptürmedik, ancak dizini öpmesine izin verdik, kuşkusuz o da karşılıkta bulunmaya kalkacak...

Bütün vezirler ona hak verince sadrazam devam etti:

Yürekli bir adam!
"O halde bizden gidecek adamın çok yürekli olması gerek; öyle bir adam ki ölümden korkmasın, bu korkuyla hakaretlere boyun eğmesin."

Bu şartlara uyan bir elçi uzun süre bulunamadı. O arada kendini Osmanlı hakanıyla bir tutan, geçtiği yerlerde dikili ağaç bırakmayan kudurmuş Şah İsmail yıkılmış olan Akkoyunlu hanedanının yerine yerleşmiş, akla gelmedik canavarlıklarla sağa sola saldırıyordu. Bir gün vezirler yine düşünüp dururken içlerinden biri:

"Ben tam elçiliğe uygun bir adam biliyorum" dedi "babası benim yoldaşımdı ama devlet memurluğunu kabul etmez..."

Kim, ne iş yapar?

Tanımazsınız efendim; Muhsin Çelebi.. Biraz parası, pulu vardır, vaktini okumakla geçirir. Hiç büyüklerle ahbaplık etmez, büyük mevkiler istemez.
Niye?

Bilmem ama, belki "düşüşü" var diye.

Tuhaf...

Ama çok yüreklidir, ölümden çekinmez, bir çok kez savaşmıştır. Yüzünde kılıç yaraları vardır.

Bize elçi olmaz mı, çağırsak gelmez mi?

Bilmem. Ayağınıza gelmez. Şahla dilenci gözünde birdir, dünyaya minneti yoktur.

O halde biz de kendimiz için değil, devletine hizmet için çağırırız.

Deneyiniz efendim.

Etek öpmeyen elçi
Sadrazam o akşam kâhyasını Muhsin Çelebi'nin Üsküdar'daki evine gönderdi. Devlet hakkında bir iş için kendisiyle konuşmak üzere davet ettiğini yazmıştı.

Sabah namazından sonra Muhsin Çelebi'nin geldiğini bildirdiler.

"Getirin buraya" dedi sadrazam. İki dakika geçmeden odanın sedef kakmalı kapısından palabıyıklı, iri, levent, şen bir adam girdi. Bütün kullarının etek öpmesine, secdesine alışan Sadrazam bir an eteğine kapanılmasını bekledi. Kubbe vezirleri bile huzurunda iki büklüm dururlardı. Muhsin Çelebi bunu yapmayınca şaşırarak ona oturacak yer gösterdi. İçinden "Ne biçim adam, acaba deli mi?" diyordu.

Muhsin Çelebi ezilip büzülmeden rahat bir hareketle şilteye oturdu.

Sadrazamın "Tebrize bir elçi göndermek istiyoruz, sen gider misin?" sorusuna "neden ben?" diye soruyla cevap verdi.

Aradığımız gibi bir adam bulamıyoruz da.

Ben şimdiye kadar devlet memurluğuna girmedim.

Niçin girmedin?

Muhsin Çelebi biraz durdu, gülümsedi:

"Çünkü ben boyun eğmem, etek öpmem" dedi. "Oysa zamanın devletlileri mevkilerine el etek, hatta ayak öperek çıktıklarından çevrelerine de aynı şeyleri yapanları toplarlar. Yiğit, doğru, kendisine saygılı, vicdanlı bir adam gördüler mi, hemen kin bağlarlar, yıkmaya çalışırlar. Gedik Ahmet Paşa niçin hançerlendi paşam?"

Sadrazam dişlerini sıktı. Değil vezirken, daha derebeyiyken bile kimse karşısında böyle konuşamamıştı. Yine "Acaba deli mi?" diye düşündü. Deli değilse... Bu ne küstahlıktı. İçinden "Şunun kafasını vurdursam" diye düşündü. (Devam edecek)

DİĞER YENİ YAZILAR