Peki ya erkekler Hıncal?

Ah, bayılıyorum onun bu kadınları/erkekleri genelleyen yazılarına... Hani oturtsanız bizi karşı karşıya, saatler sürer tartışmamız o yazılar üzerine...

Haberin Devamı

Ah, bayılıyorum onun bu kadınları/erkekleri genelleyen yazılarına... Hani oturtsanız bizi karşı karşıya, saatler sürer tartışmamız o yazılar üzerine...

Yine yapmış, yine genelleyivermiş kadınları bir oyundan yola çıkarak. Ve "Kadınlar (hep) böyle yapar" başlığını atıvermiş. Bunu yaparken polemik yaratacağından da yüzde yüz emindir, bilirim.

Zaten yaratmazsa, sorar o zaman: "Nerdesiniz kadın hakları savunucuları" diye... Onun için ben o sormadan yazmış olayım.

Demiyor ki Hıncal, oyundaki, öyküdeki düşünce Mozart'a attir ve her ne kadar Yekta Kara onu modernize etmişse de öykü aynı Ortaçağ öyküsüdür.

İki kız kardeşin, deli gibi aşık oldukları gençler askere gidince... Daha doğrusu gidiyormuş gibi yapıp kıyafet değiştirerek kızların karşısına yabancı gibi çıkınca kız kardeşler hemen yeni delikanlılara aşık olup onlarla nişanlanıyor, hatta nikâhlanmaya kalkıyorlar.

Ortaçağ'da... Genç kızların evde oturduğu ve 16-17 yaşına gelir gelmez tek düşüncelerinin "koca bulmak" olduğu yıllarda...

Tabiî Hıncal Uluç şimdi "Bugün farklı mı sanki" diyebilir. Ben de ona "Evet, çok farklı. Bugün; bilinçli, eğitimli, zekâ ve akıl düzeyi, kişiliği ve özgüveni çok daha gelişmiş, kendine saygılı bir gençlik var dünyanın her yerinde" derim.

Onunla da yetinmem "Sözkonusu 'karar değiştiriverme, güvenilememe' durumunu yalnızca kadınlara mâl etmek büyük bir haksızlık" derim. Eğer görüşünde israrlıysa, bu belki de onun hep aynı çevreler içinde kalmasından, tanıdığı kadınların da bu değerleri karıştıran, ilişkilerini duygudan, sevgiden, saygıdan çok çıkarlar üzerine inşa eden çevreden olmasındandır derim.

Tek başına ihanet
Ayrıca onların, o çevrelerdekilerin bile bu hale gelmesinde erkeklerin büyük rolü var derim. Bugün erkekler hâlâ, başka bir erkekle beraber olan kadınlarla ilgilenmemeleri gerektiğini düşünmüyorlar. Bakıyorsunuz dün başka biriyle ilişkisi olan, evleneceği söylenen bir kadın hemen yarın (abartı yok) başka bir erkekle beraber olabiliyor. Ve dahi henüz beraberken diğeri onu ayartabiliyor. Ortada bu duruma sebep olan hazır erkekler olmasa, erkekler daha dürüst ve kişilikli olsa kadın ihaneti tek başına nasıl başaracak?

Erkeklerin bir kısmı evliyken bile gözlerini fıldır fıldır etrafta döndürüyorlar. Beraberliklerinden memnun değillerse önce ayrılmaları, yalnız, bağımsız kişiler olarak yalnız kadınlarla ilgilenmeleri gerektiğini düşünmüyorlar. Ama bakın ben "erkekler" demiyorum, "bir kısmı" diyorum. İsteyenler "çoğu" da diyebilirler ama "hep" değil, "hepsi" değil.

Gençler arasında Hıncal'ın tarif ettiği türden kadınlar var elbette, erkeklerin de olduğu gibi... Özellikle Türkiye'de insanların gelirleri arasındaki uçurum, devletin çare bulamayışı, hükümetlerin gelir dağılımı, işsizlik gibi konuları çözemeyişi, nüfusun da fazlalığı nedeniyle rekabet tüm değerleri birbirine karıştırdı, çoğunu yok etti.

Üstüne bir de Batı türü yaşama özenti, medyada bu özentiyi körükleyen, küçük bir çevrenin yaptıklarını, hatalı yaşantı tarzını meşrulaştıran, yozlaşmayı hızlandıran program ve yazılar gelince toplum da bu hale geldi.

Yine de, münferit örneklere bakarak genelleme yapmaktan kaçınmak lâzım.

Yoksa, "öyküde askere gidenler kadın olsaydı, geride kalan erkekler aynı durumla karşılaştıklarında ne yaparlardı acaba" diye sormak da mümkün pek tabii ki!

Piknikli müzik ziyafeti
Yemyeşil ağaçlar arasında bir Pazar kahvaltısı...

Ülker'in bu yıl dördüncü kez düzenlediği Mozart Günleri'nin (tesadüfe bakın yine Mozart) 3. günü yapılacak konser nedeniyle, Topkapı Sarayı içinde yer alan tarihi Darphane binasının avlusuna toplanmış yüzlerce insan yiyeceklerini alıp masalara ve hatta çimenlerin üzerine yayılmışlar. Neşeli sohbetler, kahkahalar yükseliyor masalardan.

Biraz sonra binaya geçiliyor ve Bilkent Gençlik Senfoni Orkestrası eşliğinde ünlü Rus keman sanatçısı, Brüksel Kraliyet Akademisi Profesörü Valery Oishtrak ile 4 yaşında Karl Berger'in öğrencisi olmuş ve Valery Oishtrak'ın dedesi "20. yüzyılın büyük virtüözü" David Oishtrak ile çalışmış, Türkiye'nin gururu bir sanatçı; Ayla Erduran'ın konserleri dinleniyor.

Dedesi David'in efsanevi kemanını çalan Oishtrak ve Erduran'ı bu muhteşem konserde dinlemek orada bulunan herkes için gerçekten büyük bir ayrıcalıktı. Bilkent Gençlik Senfoni Orkestrası da bu iki "dünya çapında ünlü" sanatçıya büyük bir başarıyla eşlik etti. Kısacası benim için, yaşanan en güzel Pazar'lardan biriydi... Sanata önem veren kuruluşları bu yönleriyle çok takdir ediyorum.

Mozart Günleri bugün saat 20.00'de aynı yerde yapılacak olan Marian Petrescu Trio konseri ile bitecek.

DİĞER YENİ YAZILAR