Paşa da soruşturulmalı, bakan da...

Vatan'ın haberi manşetten vermesinin üzerinden birkaç gün geçti, olay halen yargıda ve Türkiye sonucu merakla bekliyor

Haberin Devamı

Vatan'ın haberi manşetten vermesinin üzerinden birkaç gün geçti, olay halen yargıda ve Türkiye sonucu merakla bekliyor.

Deniz Kuvvetleri Eski Komutanı İlhamı Erdil Paşa'yla ilgili yolsuzluk iddiasından söz ediyorum. Gerçekten de şok edici bir iddia bu. Halkın en güvendiği, en temiz kalmış kurum olduğu söylenen ordunun içinde de ihale baskısı, rüşvet gibi olayların olabileceğini ya da olduğunu düşünmek bile kâbus gibi geliyor insana.

Yani yozlaşma öyle boyutlarda ki hiç bulaşmadığı tek kurum kalmamış... mı? Yani bu menhus hastalıktan toplumumuzu kurtarmak, medeni ülkeler gibi dürüst, ilkeli bir düzen kurmak böylesine zor... mu? Bunu mu düşünelim, buna mı inanalım?

Trafiğinden, kapkaçına, adi soygunundan kendi bankasını soyanlara, belediye soygunlarına, bakanından paşasına Türkiye sonsuza kadar soyulmaktan kurtulma işiyle mi uğraşacak?

Veya bir yanda dişiyle tırnağıyla kuruş kuruş kazanarak yaşayan millet sonsuza kadar yolsuzluk yapanların Hazine'de açtığı katrilyonlarca liralık açıklan ek vergilerle mi kapatmaya çalışacak?

Her neyse dediğim gibi, bir Deniz Kuvvetleri Komutanı'nın adının yolsuzluğa karışması 1.5 milyon dolarlık çifte katlardan söz edilmesi üzüntülerimizin üstüne tüy dikiyor. Ama buna üzülsek de sevinebileceğimiz bir şey var; suçlanan bir paşa da olsa olay ortaya çıkıyor ve soruşturuluyor. Sonunda iddialar doğru çıkar ya da çıkmaz orasını bilemiyoruz.

Ama demokrasi işliyor. Peki paşaya işleyen demokrasi siyasetçiye aynı şekilde işliyor mu? Önemli olan ve üzerinde çok ciddi olarak durulması gereken nokta bu.

Bir bakanın veya milletvekilinin yasa dışı girişimi, yolsuzluğu ortaya çıktığında, belgelerle ortaya konsa bile olay örtbas ediliyor. Parlamenter dokunulmazlığı zırhının arkasına gizlenilerek sanki hiçbir şey olmamış gibi yola devam ediliyor. Meclis isterse dokunulmazlığı kaldırıyor, çoğunluk eldeyse ve istemezse kaldırmıyor.

İşte her fırsatta insan haklarını gündeme getiren bir hükümet acilen bu eşitliğe, insan haklarına aykırı durumu ortadan kaldırmalı. Her vatandaş eşit şartlar altında yargı önüne çıkabilmeli.

Dokunulmazlık konusunun gündemden kaldırılmasına sessiz kalmamak gerekiyor, hazır zamanı gelmişken hatırlatayım dedim.

Sahi, İstanbul Belediyesi'nde geçen dönemde yapılan yolsuzluklar ne oldu, o konu tümüyle kapandı mı yoksa hâlâ askıda mı?

Suçlananların tümü görev başında da, merak ettim.



Ne Sümela kaldı, ne Kapadokya!
Bilmeyen kimse yoktur sanıyorum, çünkü Trabzon'daki Sümela Manastırı yalnız Türkiye için değil dünya için de eşi benzeri görülmemiş değerde bir tarih kültür mirasıdır. Dimdik bir yamaçta kayalar arasında, nasıl inşa edilebildiğine akıl sır ermeyen, içi paha biçilmez fresklerle dolu, 1600 küsur yıllık muhteşem bir eser.

On yıl kadar önce gördüğümde hayranlıkla izlemiş ve "Umarım koruyabiliriz" demiştim kendi kendime. Koruyamadık. Ne yazık ki o da bakımsızlıktan olabileceğinin en kötüsü bir durumda şu anda. Geçenlerde bir fotoğraf yayınlandı. Orada açıkça görünüyor. Kuşaktan kuşağa aktarılması ve bir dünya hazinesi olarak korunması gereken değerli fresklerin üzerine aşk mesajları, kalpler, isimler kazınmış. O güzelim resimlerin yüzleri oyulmuş.

Burada asıl mesele içeri girip bu işleri başaranların dangalaklığı değil yalnız, oraya görevli diye konulanların (o da varsa eğer) ilgisizliği. Uzun zaman alacak bu kazıma işlemleri nasıl böylesine rahatlıkla yapılabiliyor? Gezenlerin yanında tek bir memur bile yoksa demek ki bu insanlar daha ileri gidip başka ilginç eylemler de yapabilirler. Aynı olay, tarihi kalıntıların üzerine isim ve aşk ilânı kazıma ilginçliği(l) Kapadokya'da da var. Bu nasıl iştir anlamak mümkün değil. Meraklılarının, tarihe saygısı olanların binlerce kilometre katederek dünyanın öbür ucundan görmek için geldiği, bir başka ülkede olsa azami dikkatle korunacak en önemli tarihi eserlerimiz "Güzin abla" köşesine döndürülüyor. Ve kimsenin de umurunda bile değil.

Kültür Bakanlığı daha önemli neyle meşgul bu arada, bilen var mı?



Tatlı hayat!
Cengiz Semercioğlu önceki gün köşesinde Tatlı Hayat dizisinden söz ediyor ve İhsan rolünde Haluk Bilginer ile hizmetçi rolündeki Asuman Dabak'ın diziyi sürükleyen isimler olduğunu, kimsenin Türkân Şoray'ın oyunundan etkilenmediğini söylüyordu. O kendi görüşüdür, saygı duyarım ama... Örneğin ben Türkân Şoray'ın bu dizideki fazla öne çıkmayan, bununla birlikte son derece sevimli tiplemesini beğendiğimi belirtmek istiyorum. Diziler tüm oyuncuların kendine düşeni hakkıyla yaptığında başarılı oluyorlar. Nitekim "Friends" dizisini veya "Asmalı Konak"ı ele aldığınızda "şu oyuncu iyi, bu o kadar iyi değil" demiyorsunuz. Kimi daha baskın rolde, kimi biraz daha geride, ama sonuçta hepsinin başarısıyla istenen çizgi yakalanıyor. Türkân Şoray dizi ilk başladığında, sinema ile TV dizisi arasındaki farktan ötürü bu tür oyuna alışık tiyatrocular arasında biraz acemilik çekmişti, doğru. Bunu kendisi de söyledi zaten. Ama sonra alıştı ve giderek rahatladı. Çok az dizi izlememe rağmen onların "Tatlı Hayat"ını kaçırmıyorum. Ve Türkân Şoray'ı da diğerleri kadar başarılı buluyorum. Söylemeden geçemedim, maksat sanatçılara haksızlık olmasın!



Seksi erkek!
California Üniversitesi'nin 3653 kişiyle konuşarak yaptığı araştırmanın sonucuna göre... Çok önemli bir sonuç bu; kadınlar erkeğin ev işi yapmasını veya sorumlulukları paylaşmasını (bunu ben ekledim, mutlaka öyle olmalı) çok çekici buluyorlarmış.

Erkekler bugüne kadar tam aksinin doğru olduğuna, maço, ev işiyle filân alâkası olmayan, "aman lâf olur" diye eşine asla yardım etmeyen erkek türünün kadınlar tarafından cazip bulunduğuna inanarak
nasıl zaman kaybettiler ama... Hiç değilse bundan sonra akıllarını başlarına toplasınlar.

Haydi bakalım sıvayın kolları beyler... İşte bu akşam için size bir menü;

Kadınbudu köfte, bezelyeli pilav, cacık...

Kadınbudu köfte nasıl yapılır bilmiyor musunuz? Siz de hiçbir şey bilmiyorsunuz, nasıl çekici bulunabilirsiniz ki bu durumda?

Haydi bir ipucu vereyim; ev hanımlarının mutlaka yemek kitaplan da vardır. Arayın biraz etrafı!

DİĞER YENİ YAZILAR