Biz de birleşip partilere mi bir uyarı mektubu göndersek bilmem ki... Bekir Coşkun’un Cumartesi günkü “Sanat dolu bir Meclis” başlıklı yazısı sorunu muhteşem bir ironiyle anlatıyordu yine... Keşke tamamını herkes okuyabilseydi, ben bir bölümünü (izniyle) alıyorum;
“Sayın üye... Rica ediyorum, ikide bir izleyici localarına dönüp ‘Adana’dan Osman bey hoş geldiler, şeref verdiler’ demeniz gerekmiyor. Burası Meclis (...) Ayrıca bu ‘istek okuma’ nereden çıktı anlamış değiliz. (...)
Sayın üye, sayın üye... Sözünüzü kesmek zorunda kaldım efendim... O sizin ‘kafa masa’ dediğiniz hükümet sıralarında oturan bakanlardır... Bununla birlikte bir hususu daha hatırlatmama izin veriniz, illa ‘Bana puan verin’ diye tutturmanız da usulsüz... Bir defa o ‘jürici Armağan’ değil, başbakan...”
Yazıyı kahkahalarla okudum. Partilerin, içinde bulunulan zor günleri hâlâ fark etmemiş de sanki kendilerine “eğlenecek bir ortam” hazırlıyormuş gibi milletvekili adayı olarak sanatçı peşinde koşmaları ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi.
Sadece şarkıcı, türkücüyle de kalmıyor, tam bir partiye oyunuzu verebileceğinize ikna olmuşken, “partinin tercihi” olarak adı geçen bir “olmayacak, olmaması gereken” aday sizi yine tereddüde düşürebiliyor.
Endişe içinde meydanlara çıkan milyonların mesajını asla almadıklarını, hâlâ güvenilemez durumda olduklarını düşünüyorsunuz.
OYUNCAK MI BU?
Türkiye gibi bin türlü zorlukla boğuşan bir ülkeyi idare etmek bu kadar mı kolay? Siyaset, ekonomi bilen deneyimli insanlar partilerin dışında tutulurken, milletvekili olmayı düşünen iyi yetişmiş hukukçular, profesörler, siyasetçiler beklerken sahnelerden veya geçmişi tartışmalı isimlerden aday seçmek çok mu gerekli?
Bunu ciddi sanatçıları (eğer adaylar “ciddi”yse) ve sanatı küçümsemek için söylemiyorum elbette, önümüzdeki çok kritik dönemde konulara hakim, bugüne kadar kafa yormuş, emek vermiş isimlerin tercih edilmesi gerektiğini söylüyorum sadece...
Ne CHP, ne de DP’nin bunu yaptığını görmüyoruz. AKP ise sadece oy kaydırmak için görüş olarak diğer partilere daha yakın veya liberal kişileri toplamaya çalışıyor.
Kadın adaylara gelince; “yıllardır hiç durmadan Türkiye için çalışan” isimleri kaç kez saydık; TKB Başkanı Sema Kendirci (aynı zamanda 87 örgütlü Ulusal Uyanış ve Dayanışma Platformu Başkanı ve aylardır Anadolu’yu dolaşarak mitinglerin alt yapısını hazırlayan, “müthiş hatip” bir sivil toplum önderi/hukukçu), Türkiye’de kadın hareketine ve kadınların kazanımlarına büyük katkısı olan Avukat Hülya Gülbahar, Avukat Canan Arın, Üniversite Öğretim Görevlisi Selma Acuner, KADER Kadıköy Şubesi Başkanı Benal Yazgan liste başında aday olması gereken birikimli isimlerdir.
Örneğin Selma Acuner Türk kadınını yurt içi ve dışında temsil etmiş, kadın hareketinin öncülüğünü yapmış biridir. Ortada dolaşan, önder gibi görünen birçok isimden daha fazla...
ALPAGO, AYKUT, KESİCİ...
Deneyimli siyasetçi kadınlardan eski CHP Milletvekili ve Bakanı Önay Alpago ile eski ANAP Milletvekili ve Bakanı İmren Aykut da kaybedilmeyecek, mutlaka CHP veya DP’den liste başı aday olması gereken isimlerdir. Neden davet edilmiyorlar?
Değerli isimlere başlamışken ekonomi ve siyaset bilgisi, dünya görüşü ile kusursuz bir siyasetçi olan İlhan Kesici’nin de bir partiye ısrarla davet edildiğini, birikiminin takdir edildiğini henüz duymadık.
İnsan merak ediyor; acaba bu partilere milletvekili adayı olacak kişilerde herhangi bir özellik aranıyor mu? Aranıyorsa hangileri?
Ve bu değerli siyasetçilerin kusuru ne?
Partilere uyarı!
Haberin Devamı

