Partiler de “uyarı”yla kapatılsa?..

Haberin Devamı

RTÜK’ün Emekli Tümgeneral Osman Özbek’in Kasım ayında yaptığı “PKK terörü” konulu konuşması için Her Açıdan’a gönderdiği sansürden farksız uyarıdan söz ediyoruz iki gündür...

Osman Özbek’in programda söylediklerinin çoğu ve “Laik rejimi değiştirecek Anayasa maddeleri” hukukçular tarafından, geriye kalanlar ise başta Deniz Baykal olmak üzere birçok siyasetçi ve gazeteci tarafından sık sık söylendi.

“PKK’yla işbirliği”nden söz etmesi ise mesele, Başbakan reddederken Cumhurbaşkanı Gül “PKK’yla kendini özdeşleştiren, APO’ya ‘liderimiz’ diyen” DTP ile görüştü. Bu durumda birileri şüphe taşısa haklı olmaz mı örneğin...

Ayrıca... RTÜK’ün üstelik canlı yayında söylenmiş bu sözler için programa, yapımcısına, sunucusuna, kanala uyarı göndermesi “ifade özgürlüğü”nün neresine uyuyor?

Bu sözlere programı durdurma cezası gelebiliyorsa siyasi partilere akıllarına geleni söyleyip yaptıkları, Anayasa’yı bile dikkate almadıkları için ceza verilmesi neden utanç oluyor?

İfade özgürlüğü sadece iktidarlar için ve güçlü siyasetçiler için mi vardır?

Büyük bir gazetede bir köşe yazısı şöyle diyor:

“Verilen ceza ile güdülen meşru amaç arasında ‘orantı’ var mı? Sözgelimi, parti kapatılmasa, başka yollardan laikliğin korunması mümkün değil mi? ‘Açık ve mevcut bir tehlike’ mi söz konusu? Bu tehlike farklı yöntemle bertaraf edilemez mi?”

Bunlar yargının bileceği şeyler ama açık bir tehlike varsa, Anayasa’ya karşı suç oluşmuşsa o zaman söylenecek bir şey kalmaz. Umarız parti “böyle bir tehlike yaratmadığını” açıklar da “farklı bir yöntem” seçeneği tercih edilir.

Ama “parti kapatma” davasında ortada yüksek yargı var ve hukukun üstünlüğüne (her ne kadar şimdilerde yapılmayan kalmadıysa da) itiraz edilemez.

ADI ÜSTÜNDE CANLI YAYIN

Oysa RTÜK’ün “1 uyarı”dan sonra bir canlı yayın programa, üstelik sunucusunun sorularında bir hata bulunmamış bir programa, konuşmacının söyledikleri (ve hiç de kişilik haklarına saldırı niteliği taşımayan) neden gösterilerek “durdurma cezası” verebilmesi, ortada yargı da olmadığı için basın özgürlüğüne sansür denebilecek, anti demokratik bir olaydır.

Medyası özgür olmayan, bir kurulun TV. programlarına “Ayağını denk al, söylenen herhangi bir cümleyi keyfime göre ‘kişilik haklarına eleştiri sınırı ötesinde’ bulurum ve yayını keserim” diyebildiği ülkede toplum da özgür olamaz.

İstediği fırsatta, ciddi ve “yargının da suç bulacağı bir durum” olmadan programları kesebilen bir kurul o toplumun haber alma hakkını kısıtlıyor demektir.

İSTEYİNCE “AB KRİTERLERİ”, İSTEYİNCE “SANSÜR”

Canlı yayınları bant yayını ile aynı sınıflamaya koyarak sınırlandırma getirmek hiçbir mantıkla mümkün değildir. Olmadığı gibi, “kapatma”, “durdurma” gibi bir ağır cezada “kişilik hakkına eleştiri sınırı ötesinde” olan bir cümleye ancak mahkemeler karar verebilir.

Gazeteciler kendilerine açılan davalarda yargıtaya gittikleri zaman “basının eleştiri sınırlarının sert, kırıcı hatta küçük düşürücü olabileceği” kararı çıkıyor. AİHM de benzer kararlar verdi.

RTÜK’ün kararları bu kadar keyfî oluyorsa ve bu da demokrasiye uygunsa, partilere de mesela bir uyarı gönderilse ve ikinci uyarıda kapatılsalar nasıl olur?

Canımız istediği zaman “Ama bizim her söylediğimiz, yaptığımız ifade özgürlüğüne girer” demek, AB kriterlerinden söz etmek canımız istediğinde de medya sansürüne göz yummak nasıl oluyor?

İfade özgürlüğü siyasi partilere var, medyaya (daha doğrusu medyanın “bir kısmı”na) yok mu?

“Şiddete teşvik” anlamı taşıyan bir şiir söz konusu olduğunda ifade özgürlüğü diye ayağa kalkmalı, karikatürümüz çizildiğinde basının ifade özgürlüğüne karşı mı çıkmalıyız?

Eğer bir canlı yayında “hatalı görülen konuşmacı”ya ekran yasağı yerine programa ekran yasağı konuyorsa, siyasi partiler yerine “hatalı görülen üyelerin cezalandırılması” da hiç gündeme getirilmemeli... Aksi tam çifte standart olur.

İktidar partisinin Anayasa’yı kolayın kolayı şekilde değiştirir ve “demokratikleştirir”ken Anayasa’nın RTÜK’le ilgili maddesini de demokratikleştirmesi gerekirdi. Şimdi de gerekiyor.

RTÜK’ün Her Açıdan’a verdiği uyarı basın özgürlüğüne, haberciliğine müdahale anlamındadır.

AİHM orada duruyorsa, sadece siyasetçiler için durmuyor, unutmasınlar.

Biz de hakkımızı arayacağız, hem de şimdiden!

(Not: RTÜK uyarısıyla ilgili olarak destek mesajları ve yorumları gönderen okurlarıma, izleyicilerime sonsuz teşekkürler.)

DİĞER YENİ YAZILAR