Parti devletine adım adım...

Haberin Devamı

Ondan söz ederken “Başbakan Erdoğan” demek artık hiç içimden gelmiyor doğrusu... Çünkü 22 Temmuz’da seçimleri kazandığı akşam yaptığı ve “sadece kendi seçmeninin değil, herkesin başbakanı olacağını” söylediği konuşmaya, verdiği söze hiçbir zaman uymadı... İlk günden bugüne hep “AKP Genel Başkanı” kimliğiyle konuştu, davrandı.

Bugün onun da desteğiyle her tür hukuksuzluğu, yolsuzluğu, “Anayasaya göre suç” olduğu YSK tarafından bildirilen eylemleri alkışlaya alkışlaya, yine her tür hileye açık şartlarda bir seçime giderken “Laikliğe karşı eylemlerin odağı olduğu” Anayasa Mahkemesi kararıyla belirlenmiş AKP’nin Genel Başkanı çıkıp seçimden hemen sonra “Sivil Anayasa” hazırlayacaklarını ortaya atıyor. Daha önce yandaş bir hukukçular grubuna hazırlattıkları “devletin tüm kurumlarına, denetim görevi yapan yargı organlarına ve elbette ‘öncelikli görevi TBMM’nin yapabileceği hataları denetlemek olan’ Anayasa Mahkemesi’ne kendi seçtikleri isimleri yerleştirerek geride kalan denetimi de tümüyle ortadan kaldırmayı hedefleyen” taslak yeniden öne sürülecek.

Şimdiden, diğer bütün demokratik ülkelerde yapıldığı gibi “Anayasayı toplumun her kesimini temsil eden bir kurucu meclisin hazırlaması” önerisini reddederek “Ortada iktidar var, o hazırlar ama kurumlardan da görüş alır” benzeri ağız oyunları yapılmaya başlandı. Bu, Yavuz Atar ve diğer bazı Anayasa hukukçuları tarafından dile getirilen açıklamalar maalesef tam bir yanıltmacadır.

AKP, yargıdan YÖK’e, Emniyet’ten medyanın geniş bir bölümüne ve geri kalan tüm kurumlara kadar baskı ortamlarını, kadrolaşmasını ve “gerekli faaliyetlerini” tamamladı, şimdi sıra geride kalanlara geldi.

“Dokunulmazlıklar” mecbur olacakları gün gelene kadar asla kalkmayacaktır. “Sivil Anayasa’ya onu da koyacağız” sözü verilse bile son dakikada mutlaka bir oyun oynanacaktır. “Seçim ve Partiler” yasaları asla değiştirilmeyecektir. Kısacası ülkenin yıllarca beklediği hayati değişiklikler yerine tamamen Türkiye’yi bir “parti devleti” haline getirecek maddeler hazırlanacaktır.

SUSTURMAK YETMEZ, YOK ET!

Bu iktidar denetimini tümüyle ortadan kaldıracak, hedefe yaklaştıracak adımların sadece biri... Ve tabii en önemlilerinden biri de dev bir ekonomik kriz öncesinde devlet bankalarının içini boşaltmak pahasına ele geçirdikleri gazete ve TV kanalları ile kendilerine biat etmiş asla tek bir hatalarını, dünya çapındaki yolsuzluklarını bile dile getirmeyen, sırf kendi camialarından olduğu için bir çocuk tecavüzcüsünü dahi korumaktan çekinmeyen yandaş medyalarının “tüm medyanın yarısına yakınını oluşturmasına rağmen” bunu yeterli görmeyip geri kalan medyayı yok etme çabaları...

“Yüksek sesle konuşmak suçluluk psikolojisini gösterir” diyen AKP Genel Başkanı öfkeden değişmiş suratıyla bağıra çağıra yaptığı her konuşmada “kendi emrinde olmayan, bu nedenle de eleştirilerini açık açık yapma özgürlüğüne sahip” medyaya karşı halkı boykota çağırdı. Bu da yetmedi şimdi AKP; tamamen yasalara uygun şekilde yaptığı ve vergisini de ödediği bir satışı “vergi zamanında ödenmemiş gibi” göstererek Doğan Grubu’na 826 milyon TL’lik vergi borcu çıkarıyor ve böylece onu yok etme savaşı veriyor. Öncelikli olarak Doğan Grubu’nu, onun bünyesindeki TV’leri, gazeteleri susturma savaşıdır bu... AKP’yi eleştirdiği gibi tüm partilerin hatalarını sıralayan, millet adına “temiz toplum, temiz siyaset” denetimi yapan, çok şükür ki bunu halâ yapabilen, ülkenin en büyük medya kesimini susturma, yok etme, halkın dilini, gözünü, kulağını elinden alma savaşıdır... Bizi yönetenlerin demokrasiyle hiçbir ilgisinin olmadığını en bariz şekilde ortaya koyan bir olaydır.

KORKMAMIZ GEREKEN GÜNDEYİZ!

Hepiniz bu yapılanın tüm gücü tek elde toplama ve kendi istediği “tek parti, tek adam devleti”nin önündeki son engelleri kaldırma adımı olduğnu bilmek zorundasınız.

Eğer toplum bu kez de büyük tehlikeyi göremez, bir padişah gücüne kavuşma arzusunda olan AKP Genel Başkanı’nın aldatan sözlerine (yalanlarına demeyelim) kanarsa gelinen noktadan artık hiç kimse “geri dönüşü” sağlayamayacaktır.

Bu meslekte size asla yalan söylemedim, asla sebepsiz korku yaratmaya çalışmadım. Ama şu anda korkmamız gereken noktadayız. Bunu aklınızdan çıkarmayın, Tayyip Erdoğan’ın kendisini eleştiren basını yok etme gayretine hepiniz karşı çıkmalısınız.

DİĞER YENİ YAZILAR