ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi Mark Parris’le Haziran’da yaptığımız bir konuşmada onun Wall Street Journal’da yazdıklarına benzer şeyler söylediğini konuşmanın ertesi günü yazmıştım.
Türkiye’nin hukukuna, yüksek mahkemelerine AB yöneticileri gibi müdahale ediyor “Türk mahkemeleri halkın iradesine saygı göstermeli, AKP için kapatılma kararı verilirse ABD’de buna karşı çıkanlar olacaktır” diyordu.
AKP veya bir başka parti için bırakın kapatma kararı verilmesini, kapatma davası açılmış olması bile üzücüdür, onlardan önce herhalde toplum olarak biz üzülürüz. Bu toplumun çoğunluğunun demokrasi anlayışı Mark Parris’inkinden daha az gelişmiş değildir. (Hatta hukuka saygı açısından bakacak olursanız daha ileridedir.)
İşte insanı asıl üzen de bu... Parris, ABD’li dostları, AB’de aynı baskıyı Türkiye’ye yapanlar kendilerini neden her konuda “daha gelişmiş” zannediyorlar ve neden asıl demokrasi başarısını “Müslüman çoğunluklu laik-demokrat bir ülke olmayı 85 yıldır başaran” Türkiye’nin gösterdiğini göremiyorlar, doğrusu bunu onlara tekrar tekrar sormak isterim... Sormamız da gerekir.
Mark Parris Washington’da bir toplantıda yine konuşmuş ve aynı sözleri söylemiş.
“Kapatma kararı çıkmasının ABD ile ilişkilerin tonunda bir değişiklik (ne demekse) yapacağını ve zaten duraklamış olan AB üyelik sürecini olumsuz etkileyeceğini” tekrarladıktan sonraki üç cümle çok ilgi çekici geldi bana:
1- Condoleezza Rice ABD yönetiminin Erdoğan hükümeti ile iyi anlaştığına inanıyor.
2- Eğer Başbakan Erdoğan başbakanlık yapamazsa o zaman Türk demokrasisini sorgularız.
3- En sonuncusu en önemli olanı: Kapatma ile ilgili karar Ağustos ortası veya 3. haftasında, tahminen bir Cuma günü çıkacak.
TÜRKİYE’YE YÖN VERİYOR
Öncelikle, daha birinci cümle bile diğerlerinin hangi amaçla söylendiğini anlatıyor. Demek ki ABD’nin isteği ve çıkarları doğrultusunda Parris de, Huntington gibi Türkiye’yi parmağıyla “istedikleri yöne doğru” itmekte (ve demek ki Egemen Bağış’ın “delikten aşağı itmeyin” sözü de pek gereksizmiş)...
İkinci cümle “AB ve ABD ile ilişkileriniz bozulur” baskısından daha yoğun bir demokrasiyi sorgulama baskısı içeriyor ki bu her şeyden önce Türkiye’nin hukukuna, yargısına saygısızlık olarak alınabilir, davaya müdahale sayılabilir (ki hukuken -daha önce yazmıştım- dış müdahaleler de kapatma nedeni olabiliyor.)
Ayrıca kendisine bir kez daha 2004’te bir partiyi kapatan Belçika ile iki partinin kapatma davası süren İspanya’yı hatırlatmak da gerekebilir.
En önemli olan ise gerçekten kapatma kararının tarihini neredeyse saatini, dakikasını söyleyecek kadar iyi bilmesi...
Daha iki gün önce Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç gazetecilerin “Ne zaman” sorularını:
“Kimse bilemez, ben de bilemem. Süre verilemez” sözleriyle cevaplamışken Mark Parris, Haşim Kılıç’tan bile daha iyi nasıl biliyor?
Kim ona bu haberleri veriyor?
Hukukçular “Bu şartlar altında Ağustos’a yetişmesi imkansız” derken o nasıl bu kadar emin?
Acaba Mark Parris’i de sorgulamak mı lazım, çok derin kaynakları var gibi görünüyor da...
Parris, Haşim Kılıç’tan iyi nasıl biliyor?
Haberin Devamı

