Pamuk söylese soruşturma açılır mıydı?

Haberin Devamı

Öyle anlaşılıyor ki kesin karar verilmiş, CHP Genel Başkan Yardımcıları seçimden önce soruşturmalarla yıpratılacak. Dün haber gündeminde “Batum’dan önce diğer Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu’na ‘askeri mahkemenin verdiği görevsizlik ve tahliye kararlarını eleştirdiği’ gerekçesiyle ve Adalet Bakanı’nın onayı ile dava açıldığı” haberi vardı. Oysa bugüne kadar mahkeme kararlarını kıyasıya eleştiren iktidar milletvekillerine dava açıldığını hiç gördük mü? Tam aksine, hukukçuları “elbette mahkeme kararlarının da eleştirilebileceğini” ekranlardan tekrarladılar.

O zaman bu açıkça “çifte standart” değil midir?

LİBERALLER VE 301

Dün gelen çok sayıda okur tepkisinde Süheyl Batum’a “301’inci madde kapsamında” soruşturma açılması vardı. Bazı okurlarımız “Son yıllarda ileri demokrasi olduğu tekrarlanan bir ülkede bir siyasetçiyi söylemi nedeniyle suçlamak ne büyük çelişkidir. Onun sözleri tamamen ‘düşünce ve ifade özgürlüğüne girecek’ bir eleştiridir” derken bazıları “Orhan Pamuk çıkıp ‘Türk ordusu kağıttan kaplandır, içi boş bir yapıdır’ deseydi Başbakan suç duyurusu yapacak mıydı? Bir savcı soruşturma açmak istese Adalet Bakanlığı izin verecek miydi? Liberal denen isimler buna susacak mıydı” sorusunu soruyor.

ÖZGÜRLÜK... İLERİ DEMOKRASİ

Bazıları “AİHM tarafından da kusurlu olduğu söylenen ‘Hırant Dink davası sorumlusu bürokratlara’ hala soruşturma izni verilmezken Süheyl Batum’un ifadesi nedeniyle hemen izin veren bir hükümetin demokrasi getireceğine nasıl inanılır” diyor. Bir kısmında “yargının iktidara bağlanmış olmasının sonucu hemen görüldü” diyor. Mektupların büyük kısmında ise “Bu olayın bir turnusol kağıdı gibi ‘düşünce-ifade özgürlüğü isteyenler’in samimiyetini ortaya çıkaracağı, ne kadar demokrat ve özgürlükçü olduklarının anlaşılacağı” vurgusu var.

Bu soruşturma sineye çekilirse hükümetin de, liberallerin de “Türkiye’nin dünya ülkeleri arasında melez demokrasi sınıfına sokulmasını” onaylamış olacaklarını söyleyenleri de unutmayalım.

TÜRKÖNE VE DİĞERLERİ

Bugüne kadar TSK’ya iktidar partisi yöneticileri tarafından yapılan ağır hakaretleri (en başta darbeci, suikastçi ve hatta ‘kendi askerine suikast düzenleyen’ olmak üzere) hatırlatmıştım. Dün AKP Milletvekili Özlem Türköne’nin eşi ve Zaman Yazarı Mümtazer Türköne’nin daha önce ordu için söylediği ve kimseciklerin rahatsızlık bildirmediği “..kağıttan kaplan gibi yere serilmiş bir orduyla, bu kadar çaresiz ülke savunulamaz” sözleri haber gündemindeydi.

Bunu da görünce, Arınç’ın yargıdaki bir dava için, iddialar için söylediği “Allah’tan bu orduyla savaşa girmemişiz” sözünü hatırlayınca (“Ben onu bir avuç cunta heveslisi general için söyledim” diyor ama henüz kanıtlanmamış bir cunta iddiası nasıl rahatça ve kanıtlanmış gibi söylenmiş? Generallere, dolayısıyla orduya hakaret değil midir) yine “çifte standart demokrasisi” geliyor akla. Bakalım bugüne kadar başkaları için “301’inci madde” mücadelesi veren liberal, demokrat yazarlar ne yapacak?

Ya da Başbakan ‘Türköne için’ de suç duyurusunda bulunacak mı?

***


Hadım çok doğru karar!

Daha önce de AKP’li kadın milletvekilleri bu teklifi gündeme getirdiğinde desteklemiştim, yeri geldi tekrarlayayım. AKP’li kadın milletvekilleri “cinsel suçlarda cezaların arttırılması için” Meclis’e teklif sunmuşlar ve bu arada çocuk tecavüzcülerinin hadım edilmesi de gündeme gelmiş. Okuduğum kadarıyla tekliften tam “hadım etmek” anlamı çıkmıyor, tedavi filan diyor ama Sağlık Bakanı bu hadım çözümünü desteklemiş.

Bu çözümün doğru olduğuna, hatta ilaveten tecavüzcülerin, özellikle de çocuklara cinsel istismar yapan ahlaksızların en az 25-30 yıl toplumdan uzak tutulması gerektiğine ben de kesinlikle inanıyorum, küçücük çocuklara saldıran, onların ve ailelerinin hayatını karartanlar her cezayı hak eder. Teklifi getiren milletvekilerini kutlarım.

***


Kavgayı bırak, ‘eyalet’e bak!

Meclis’te AKP ve BDP milletvekilleri “sayın Öcalan” hitabı nedeniyle birbirlerine girmişler, yumruklaşma filan olmuş. İnanın bana göre hiç etkileyici tarafı yok bunların.. Bir yanda BDP-PKK ikilisinin “önce Türkiye’yi eyaletlere bölme, sonra oradan özerk bölgeye geçiş” hedefleri dururken.. BDP birdenbire “seçim sonrasına kadar taleplerine ara” vermişken.. AKP bu konuda ne kararlar alınacağını hiç söylemezken..

Ama ortaya aniden “başkanlık sistemi ve bu nedenle eyaletlere bölünme- seçilmiş valiler” tartışması çıkmışken.. Her zaman söyledikleri “sayın Öcalan” ifadesi için bu kez yumruklaşma hiç de inandırıcı gelmiyor bana.. Evet, doğrudur söylenmemeli ama bırakalım “sayın”ı filan da seçim sonrası yeni anayasada neler getirilecek ona bakalım. Mesela Sayın Başbakan bize, “eyaletler çok da gerekli değil, özellikle de bölünmesi istenen bir ülkede” dese ne iyi olur, acaba der mi? Der ise BDP ne yapar, ben onu meraktayım.

“Bir bölgenin verilmesi” yanında “sayın” hitabı yine de hafif kalır çünkü!

DİĞER YENİ YAZILAR