Pakistanlı doktorlar Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan ve “2009 yılından beri” sanki mahkum olmuş, hüküm giymiş gibi hapis vaziyette tutulan dünya çapında ünlü cerrah Mehmet Haberal’ın serbest bırakılması için Başbakan Erdoğan’a çağrı yaptılar. Bunu yaparken, daha önce Batı ülkelerinden birçok doktorun yaptığı gibi onun “tıp bilimine olan katkılarını, hizmetlerini” anlattılar.
Mehmet Haberal’ın sadece bugün yapılan organ nakillerinin başlatılmasındaki rolü, bütün altyapıyı hazırlamış olması bile bir başka toplum için yeterlidir ama bizde “her başarı cezalandırılmalıdır” düsturu geçerli olduğundan Haberal’ın 4 yıla yakın süredir hapiste tutulması, hala suçlamak için delil bile gösterilememesi Türk toplumunu “Pakistanlılar kadar sorumluluğa” yöneltemedi.
Delil olarak da zahir Ecevit’in korumasının “tedavi sürecini uzatıp Ecevit’i görevini yapamaz hale getirdiğini” anlatıp durması kabul edilecek.. Sanki “Ecevit’in Beyaz Saray’da Clinton’la görüştüğü fotoğraftaki yaşlı ve beli bükülmüş hali”ne tüm toplum üzülmemişiz gibi, sanki son yıllarında onun “Türkiye’nin fırtınalı siyasetini çekemeyecek kadar yaşlandığını ve daha sağlıklı olan Rahşan Ecevit’in bunu kapatmak için yanında sürekli destek verdiğini” izlememişiz gibi onun görevini yapamaz hale gelmesinin suçu (kimbilir bu parlak suçlama fikri kimden çıktıysa artık) bir doktora yüklenecek.
AMAN MİLLETVEKİLLERİNİ BIRAKMAYIN!
Bunu söyleyenlerin kendileri de milletvekili.. AKP’de bu konu tartışıldı, muhalefet partilerinin isteğiyle çözüm arandı ve iktidar milletvekillerinin yüzde 65’inin “tutuklu milletvekilleri serbest kalmasın” dediği yazıldı.
Türkiye tarihindeki en kanlı ikinci darbeyi, “12 Eylül’ü” yapan generaller serbest, resmen-kayıtlı (ve “muhtıra” olarak tekrarlanan) 27 Nisan muhtıra sını veren general serbest, “uluslararası en büyük bağış soygunu”nun asıl failleri olarak bildirilenler serbest, yaşlı “çocuk tecavüzcüsü” ve tüm diğer tecavüzcüler serbest ama halkın oylarıyla seçilen ve tanınmış gazeteci, bilim adamı, general olan milletvekilleri (hüküm giymemiş oldukları halde) kaç yıldır tutuklu.. Buna rağmen diğer milletvekilleri “aman serbest kalmasınlar” diye oy kullanıyorlar.
NE ADALETİ, İĞRENÇ BİR TABLO BU!
Bakın son olarak Samsun’da; babası yurt dışında çalışan 17 yaşındaki kıza iki dayısı tarafından tecavüz edildi. Kızcağız 8 aylık hamileyken düşük yaptığı yazıldı ama düşük yapması için her türlü yolun “onun sağlığı hiçe sayılarak” denenmiş olması çok mümkün.. Kız ağlayarak olayı anlatıyor, bebeğin babasının “dayılardan biri olduğu” kanıtlanıyor ama iki dayı da önce tutuksuz yargılanıyor, sonra serbest bırakılıyor ..
Neymiş efendim; uzman “kızın ruh sağlığı yerinde değil” demiş, kızın annesi “tecavüzcüler dayı oldukları için” şikayetçi olmamış, kızın rızası olup olmadığı anlaşılamamış vs. vs.. Her tecavüz (cinayette bile) olayında suçluları cezadan kurtarmak için tüm yollar deneniyor belli de artık bu kadarı.. Dayıları tarafından tecavüzü sinir krizi geçirmeden anlatacak, “ruh sağlığı yerinde kalacak” bir genç kız, hem de çocuk sayılacak yaşta bir genç kız göstersin bu kararı verebilenler.. Böyle bir sefilliğe “rıza” gösterecek bir kız göstersinler.
Ben maalesef artık bu ülkede mahkeme kararlarının çoğuna saygı duymuyorum, inanmıyorum. Ama bir yanda bu olaylar dururken “aranan suç henüz bulunamadığı için hala tutuklu olan seçilmiş milletvekilleri” nin tutuksuz yargılanmasına karşı çıkanların “bu kararlarının nedeni”ni halka kesinlikle açıklama borçları olduğuna inanıyorum!
Bay Daniel’in “oyun”u!
Efendim birdenbire ortaya fırlayarak anlattıklarıyla Ergenekon soruşturmasını başlatan ve asıl adının (ya da sonradan edindiği adı, bilmiyoruz) Daniel olduğunu da imzasıyla belli eden Haham Daniel Tuncay Güney’-in Mustafa Mutlu’ya yazdığı mektubu dün gördük.. Gerçi kendisi Mutlu’nun yazısında yanlışlar olduğunu öne sürerek düzeltmeye kalkmış ama onun mektubunu düzeltmek için neredeyse grup çalışması gerekir, her cümlede (bilinçli veya bilinçsiz) ayrı bir gaf var.
Kendisiyle başlayan ve yıllardır yüzlerce insana işkence çektiren, özgürlüklerini alan, aile boyu mağduriyetler ve hatta ölümlere neden olan Ergenekon soruşturması için “Bu bir oyun” diyor. Bu oyunun “organize, örgütlü oyun” olduğunu anlatacak şekilde; “Ve oyunda herkes üstüne düşeni yapar” diye devam ediyor. (Haham Daniel olayın başlamasının arkasından hemen ABD’ye kaçıp ortadan toz olduğu için ona göre oyun tabii..)
“Kemalizm iflas etmiştir” buyuruyor ki bu “Kemalizm” tanımı son zamanlarda sadece “gerçekten ideoloji sayan bir grup insanı” tarifte değil, ‘Atatürkçülüğü, ona duyulan saygı ve sevgiyi, ilkelerine devrimlerine bağlılığı ideolojik havaya sokmakta’ kullanılır oldu, kendisi de aynını kastediyor ve bu da haddini bilmezliğin daniskasıdır. Atatürkçülük onun gibi “ABD’den gazel okuyan bir hahamın” lafıyla mı bitecek?
GLOBAL PATRON ABD VE BAŞKANLIK!
Ve geliyor Türkiye’nin bugün de ABD tarafından yönetildiğini ve yeni anayasada neler olacağını anlatan sözlere.. “Ekonomi ve siyasi hayatı yönlendiren global patronlar başkanlık sistemi istiyor, rejim değişiyor. Kürtler haklarını alacak”..
ABD’de korumaya alınan ve söyledikleriyle Türkiye tarihinde unutulmayacak olaylara sebep olan Daniel Tuncay Güney böylece ABD’nin niyetlerini, bu niyetlerin mutlaka gerçekleştirileceğini, gerçekleşecek niyetler arasında Kürtlerin özerklik talebinin de olduğunu” bir çırpıda anlatmış..
Hiç değilse yeni anayasada nelerin olacağı böylece netleşti, “toplumsal sözleşme” denmesine rağmen topluma hiçbir bilgi verilmiyor, öte yanda (bizler dahil) birileri safça “başkanlık olur mu, olmaz mı” tartışması yapıyor.. Bari ondan “nasılsa olacağını, kararlaştırıldığını” öğrenmiş olduk. Baksanıza adam “güçlüyüm, gücümü kullandım, kullanıyorum” diyor ve gerçekten de sözüyle ülke altüst oluyor. ABD’nin istediğini yaptıracağını o söylemeyecek de kim söyleyecek?

