Ortada söz konusu bir kompleks varsa eğer, bu ancak Türklük kompleksimiz olabilir. Dün okuduğum, hem de Türkiye'nin ünlü yazarlarının kaleminden çıkma yazıların veya haberlerin çoğunda bu kompleks ne yazık ki fazlasıyla mevcuttu.
Bir korku... Bir telaş... "İşte şimdi yandık"... "AB'ye girmek istiyorsak bu olmamalıydı"... "Türkiye'de demokrasinin olmadığı bir kez daha görüldü"... "Sınıfta kaldık, sınıfta kaldılar"... "Muasır medeniyetler seviyesine böyle çıkılmaz. AB'ye böyle girilmez"... "Bilimsel bir toplantı engellendi"... "Konferansa katılacakların hepsi özgür, vatansever tarihçiler"...
Olay nedir? Tek taraflı, tarihi yansıtmadan, kanıt göstermeden, Ermeni tezini gözü kapalı savunduğu bugüne kadar görülmüş, TV'lerde konuşmaları dinlenmiş insanların katılacağı bir konferans ertelendi.
Üç üniversitenin ortaklaşa yapacağı, Boğaziçi'nde olması istenmiyorsa kolayca başka bir mekâna kaydırılabilecek bir konferans. Ama bu yapılmamış.
Sözüm ona "Adalet Bakanı konuşmuş diye" durdurulmuş. Sanki Türkiye'de bir bakanın sözleri kanunmuş gibi veya Bakan "Ben bu konferansı polis gücüyle engellerim" demiş gibi, bir karar alınıyor ve suç günah keçisinin üstüne atılıyor.
Boğaziçi Üniversitesi Rektörü'nün, kararın asıl nedeninin Bakan'in sözleri değil, basında yer alan "Tek görüşe yer verilen bilimsel konferans olmaz", "Bu bilimsellik anlayışı tartışılır", "Futbol maçı anlayışıyla akademik konferans yapılmaz" şeklindeki yazılar, haberler ve diğer tarih profesörlerinin itirazları olduğunu açıklaması gerekir. Zira Bakan hiç konuşmasaydı da aynı itirazlar yapılacaktı, nitekim önemli bir kısmı onun konuşmasından önce yapıldı.
Öncelikle şunu söyleyelim ki konuşmacı listesindekilerin çoğu soykırım olduğuna (tarihi bilmeseler bile) kesin inanan isimler. Bunlar dışındakilerin çoğu konuyu derinliğine asla bilmeyen isimler.
Aralarında Osmanlı arşivlerine girerek inceleyen tek kişi Prof. Selim Deringil... Ve onun "soykırım olmadığını savunanlardan" olduğunu söyleyen "aydın" dostlar da çok yanılıyorlar. Deringil "Sistemli bir yok etme var" diyor. "Bu İttihat ve Terakki tarafından işlenmiş bir suçtur" diyor. Söylediği "soykırım" tarifidir.
AB'nin bir isteği yok! Konuşmacı listesinde konuyla ilgili tek "bilgi içeren yazısı olmayan" gazeteciler, I. Dünya Savaşı tarihiyle ilgisi olmayan akademisyenler var. Ama uzman akademisyenler yok... Dinleyici olarak bile davetli değiller.
Dinleyiciler de birkaç tane biliyor...muş gibi yapan konuşmacı tarafından seçilerek davet ediliyorlar. "Soykırım yoktur" diyenler dinleyiciler arasına alınmıyor.
Bu nasıl bilimsel toplantıdır? Burası Fransa mı?
Soykırım olmadığını söyleyen 353 Türk tarihçiye bile "Siz resmi söylemi benimsiyorsunuz" diyenler nasıl akademisyen? Sadece kendisinin ve kendisi gibi düşünenlerin "özgür tarihçi" olduğuna inanan akademisyen olur mu? Bernard Lewis, Andrew Mango, J. M. Carthy, Prof. Stanford Shaw ve Amerika'da toplanarak açıklama yapan 69 tarihçi de mi resmi söylemi benimsiyor.
AB'li bir yetkili Bakan'ın sözlerini geri alması gerektiğini söylemiş. Durum böyle olsa AB Dönem Başkanı Juncker "Sorunu Türkiye ile Ermenistan çözmeli, AB karışmamalı" der miydi?
Öte yanda "Konu çok vahim. Türkiye'nin nereye geldiğini gösteriyor" diyenlere haklı olduklarını söylemek isterim. Ama kastettiklerinden farklı şekilde bir vehamet var ortada...
Türkiye her fırsatta tokatlanacak bir şamar oğlanı değil. AB'nin gücü yetiyorsa önce Fransa'nın Türkiye'ye yaptığı "soykırım" haksızlığını kınasın. Yasalarından çıkarttırsın.
Muasır medeniyet Fransa'nın...
Kendisinin de demokrasiye, dolayısıyla insan haklarına saygılı olması beklenen Fransa'nın.
Hiçbir ulusal veya uluslararası mahkeme kararı olmadığı halde ve bu durumda hiçbir parlamentonun karar almaması gerekirken Fransa'nın nasıl aldığını sorsun.
Koca bir ulusun insan haklarını nasıl ihlâl ettiğini sorgulasın.
Bir yanda Türklük kompleksi, öte yanda AB kompleksi fena halde sıktı artık!
(Not 1: Böyle bir konferans yeterince bilimsel ise Ermenistan "iki ülkenin beraberce masaya oturacak" tarihçilerini de tek başına seçebilir. Kimse itiraz edemez, haberiniz olsun.
Not 2: Sevgili okurlar, yazılarda bazen'hece dışı'harf atmalar oluyor. Bir harf hatalı şekilde sonraki satıra geçiyor. Bunun bilgisayar sisteminden kaynaklanan bir hata olduğunu bilginize sunuyorum.
Not 3: Huntington'a sorduğum, cevapsız kalan soruları yarın vereceğim...)
"Özgür tarihçi" etiketleri nerede satılıyor?
Ortada söz konusu bir kompleks varsa eğer, bu ancak Türklük kompleksimiz olabilir. Dün okuduğum, hem de Türkiye'nin ünlü yazarlarının kaleminden çıkma yazıların veya haberlerin çoğunda bu kompleks ne yazık ki fazlasıyla mevcuttu
Haberin Devamı

