Özel TV'ler kamu yararına kullanılmalı!

Elim titriyor, kusura bakmayın yazım çirkin oldu" diyerek bitirmiş mektubunu Adnan Dik isimli yaşlı okurum. Eğer ciddi bir rahatsızlığı yoksa o yazı ancak 75 yaşın üstünde bir elden çıkmış olabilir zira. Adnan Bey oturmuş ve "Türkiye'de şiddet" konulu bir mektup yazmış kendini zorlayarak

Haberin Devamı

Elim titriyor, kusura bakmayın yazım çirkin oldu" diyerek bitirmiş mektubunu Adnan Dik isimli yaşlı okurum. Eğer ciddi bir rahatsızlığı yoksa o yazı ancak 75 yaşın üstünde bir elden çıkmış olabilir zira. Adnan Bey oturmuş ve "Türkiye'de şiddet" konulu bir mektup yazmış kendini zorlayarak.

"Her sabah gazetemi alır almaz baş sayfaya bir göz gezdirir, sonra sizi dikkatle okurum" sözleriyle başladığı mektubunda (ki bu sözlere çok teşekkür ediyorum Adnan Bey) tecavüz ve cinayet olaylarının sebebinin eğitimsizlik ve Meclis'te kadınların yeterince temsil edilmeyişi olduğundan söz etmiş.

"550'nin 150'si kadın olsaydı yazdığın bu kötülükler olur muydu?" diyor. Herhalde olmazdı, her ne kadar Meclis'e giren tek tük kadın siyasetçi arasında bile erkek anlayışına sahip olanlar görülmüş ve görülüyor ise de genelde kadın çoğunluğu en azından şiddeti önleme konusunda daha atak ve kararlıdır.

Dün ve önceki gün gazeteler yine taciz, tecavüz, kadınlara seks şantajı, tecavüz ettikten sonra öldürme gibi haberlerle doluydu. Diyorum ya, arkası hiç kesilmiyor, savaşta olsak ancak bu kadar kurban verilirdi. Abartmıyorum, bunlar basının seçip duyur dukları, bir de duymadığınız yüzlercesini düşünün.

"ÖLDÜRMEK İSTEMİYORUM"
Önceki gün en önemli haberlerden biri Mardin'de bir üniversite öğrencisinin, ailesi tarafından 'ablasını kaçıran adam' için tetikçi seçilmesine rağmen "Kimseyi öldürmek istemiyorum, bu vahşete ortak olmak istemiyorum. Ablamı bulun ve beni kurtarın" çağrısını duyuran haberdi.

Şimdi düşündüğünüzde "Ne yapsınlar yani bu adamı öldürmesinler de" diyebilirsiniz. Bunun da en önemli nedeni aileye gelecek çevre baskısı ve ailenin "namus" konusunda duyacağı öfkedir. Bir de şöyle düşünün;

Eğer kız ve kadınları kaçırana, tecavüz edene hiçbir indirim uygulanmadan ağır hapis cezaları verilmiş olsaydı ve birkaç tane de örneği görülmüş olsaydı kaçıran adam bu kadar rahat karar verebilir miydi? Güldünya'yı öldüren ağabeyleri yakalanıp ağır şekilde cezalandırılsa, ömür boyu hapse mahkûm olsa, Mardinli öğrencinin ailesi erkek evlâtlarını kolayca ateşe atabilir miydi?

Güneydoğu başta olmak üzere şiddete uğrayan, kaçırılan, tecavüz edilen kadınları derhal aileden alıp doktorların, psikologların, eğitimcilerin bulunduğu "sığınma evleri"ne yerleştirecek ve istedikleri takdirde yaşamlarını oralarda sürdürmelerini sağlayacak kurumlar olsaydı aileler bu kadar çaresiz kalır mıydı?

"Ölüm kararı" veren ve cinayeti genç bireylere (genellikle çocuklara) işleten aile büyükleri, kendilerinin de cezalandırılacağını bilseler bu kadar kolay karar verebilirler miydi? (Kan davalarının ağır cezalarla büyük ölçüde önlendiğini hatırlayın.)

Ve en önemlisi, devlet topluma tecavüz ve töre cinayeti denen cinayetler konusunda sürekli bir eğitim sağlasa bu olaylar azalmaz mıydı? Türkiye'de TRT bile bu konularda yeterince aydınlatıcı program yapmıyor. Özel kanalların çoğu ise "yarışma, eğlence programı, magazin, haber" dışında hiçbir konuya yer vermiyor. Varsa yoksa reyting!

Oysa en önemli iletişim aracı olan medyanın kamu yararına kullanılması, eğitim konusunda hiç değilse belli bir sorumluluk üstlenmesi şarttır. Madem ki kendileri bunu göremiyorlar, RTÜK veya hükümetin (her kim yapacaksa) bir zorunluluk getirmesi gerekiyor. Sonsuza kadar topluma sadece göbek dansı, şarkı ve yarışma izleterek varlıklarını sürdürmelerine seyirci kalınamaz. Üç maymunları oynamayı bırakalım da eğitelim artık!

DİĞER YENİ YAZILAR