Boğazın ışıklarının geri planda pırıl pırıl yanıp söndüğü bir pencerenin önünde yanyana oturuyorlar. Biri konuşurken, gizlenmesi imkânsız bir ilgi ve hayranlıkla yanındakini süzüyor diğeri... İzleyenlere sevginin dokunulmazlığını, aşkın erişilmezliğini hissettiren sımsıcak, büyülü bir görüntü....
Taze bir aşkı izlemekle yeni doğmuş bir bebeği izlemek arasında nasıl da benzerlik olduğunu düşündürüyor insana. Dünyanın yalnızca güzellik, mutluluk ve iyi duygulardan ibaret olduğu hissini yaşatan anlardır her ikisi de... Henüz doğmuş bir bebeğe bakarken heyecanlanmayacak, yüreği huzur ve mutlulukla dolmayacak insan var mıdır yeryüzünde?
Tamer ve Arzu Karadağlı çiftiyle bir arkadaş yemeğinde tanıştım ve o akşam insanlar hakkında üstünkörü bilgilerle değerlendirme yaptığımızda ne kadar yanılgıya düşebileceğimizi bir kez daha anladım.
Örneğin Arzu Karadağlı, magazin basınından şimdiye kadar edindiğimiz izlenime göre önce erkek arkadaşının, şimdi de eşinin kanatları altında, sessiz, kendi halinde, o ne derse yapan "Taşfırın erkeği'nin kadını" değil mi?... Hiç de öyle değil işte.
Önce Ankara Koleji'ni, ardından da Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nin İngilizce bölümünü bitiren, çocuk yaştan başlayarak TRT'de seslendirme yapan, çocuk oyunlarında rol alan, daha sonra dublaj işinde yıllarca çalışan, merkezi İngiltere'de olan Nikelodeon TV Kanalı'nın Türkiye temsilciliğini üstlenen, British Council'da uzun süre görev yapan bu ufak tefek, güleryüzlü genç kadın hiç de öyle erkeğin himayesinde, sessiz sedasız, yönetilecek bir tip değil.
Konuşmaya başladığı anda bilgisini, kültürünü, zekâsını hemen görüyorsunuz. Yine aynı anda, bu birikimi kendisi için olduğu kadar eşinin başarısını desteklemek için de kullanmakta kararlı olduğunu farkediyorsunuz.
İlkokula ABD'de başladıktan kısa süre sonra Türkiye'ye gelerek Ankara Koleji'nde liseye kadar okuyan ve tekrar ABD'ye dönüp eğitiminin geri kalanını orada tamamlayan Halûk, pardon Tamer ise İngilizceyi bir Amerikalı kadar güzel konuşuyor. Tam 8 ayrı aksanda... Ancak Amerikalı bir tiyatro ustasının başarabileceği şekilde.
Dünya sinemasından ve ünlü aktörlerinden bol bol söz edilen sohbet sırasında zaman zaman yaptığı taklitlerde, sözkonusu filmlere yaptığı doğal geçişlerde İngilizcesini ve oyun yeteneğini, açıkçası oldukça zor etkilenen bir grup olarak takdirle ve hayretle izledik.
Yakından da George Clooney'e benziyor mu? Evet benziyor. Hatta arşivden resimlerini çıkarıp yanyana koysanız şaşırtacak bir benzerlik var aralarında.
"Kim 500 milyar ister" yarışması ve "Yılan Hikâyesi"ndeki Memoli'nin rolü önce ona teklif edilmiş. Bunları reddettiği için sonradan pişmanlık duysa da, onları reddettikten sonra "Çocuklar Duymasın" ı kabul ettiği ve komedi tarzına geçmiş olduğu için "herşeyin bir zamanı olduğu"na inanıyor.
Bir şeye daha inanıyor; ünlü sanatçıların da özel yaşamlarına saygı duyulması gerektiğine. Evlendikleri günlerde basında fazlasıyla yer almış olmaktan hâlâ çok rahatsız. Bundan sonra özel yaşamla, sanat ve iş yaşamlarını daha da özenle ayıracaklarından söz ediyor (Doğru karar!)
İste "Taşfırın erkeği Halûk"un hayranları için bir mini gözlem, bir doğal -ve gizli- röportaj. Ben bu iyi yetişmiş, çalışkan, yetenekli çifti çok sevdim. Sizin de zamanla onları çok yönlü özellikleriyle, daha da iyi değerlendireceğinize inanıyorum.
Şimdilik... Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine!
Kim kimdir?
Türkiye'nin, yaptıklarda toplum, iş, siyaset, kamu alanlarında etkili olmuş, başarısını kanıtlamış isimlerini içinde toplayan 'Who's who in Turkey' (Günümüz Türkiye'sinde Kim Kimdir Biyografi Ansiklopedisi) yayın sekreterliğinden bir ay önce mektup geldi. Şöyle diyor;
"Değerli muhatabımız Sayın Ruhat Mengi, Büyük Biyografi Ansiklopedisi'nde biyografinizin bir madde halinde yayınlanması, Kim Kimdir Yayın Yönetimi tarafından kesinlikle gerekli görülmektedir. Çalışmalarınızla toplum hafızasında hakkınız olan yere esasen ulaşmış bulunduğunuz kuşkusuz olmakla birlikte, Kim Kimdir'in taşıdığı özel anlam gereği günümüz toplumunun ilerlemesinde kendi alanlarında belirgin hizmeti geçen insanları toplu olarak içermesi ve onları hayatlarının ve çalışmalarının çeşitli aşamaları ile gelecek kuşaklara tanıtma işlevi gören kalıcı bir belge olması böyle bir eserde sizin biyografinizin de bulunmasını ihmal edilemeyecek bir zorunluluk olarak ortaya çıkarmaktadır..." Ve devam ediyor.
Sadece bu sözler bile insanın fazlasıyla gurur duyması için yeterli. Gelecek kuşaklara tanıtılmayı hakedecek işler yapabildiysek ne mutlu bize. Daha henüz cevabımı yazmadım ve istenen bilgileri iletmedim (fazla detay isteniyor, yaş filân soruyorlar örneğin, daha oraya ne yazacağıma karar veremedim. Kadınlara sorulacak soru mu bu Allahaşkına?) ama dün de 'Kim Kimdir'den bir yeni yıl kutlaması alınca bu mutluluğumu sizlerle paylaşmak istedim. Muhteşem bir duygu bu!
Söyleyin haksız mıyım?
Baban hazır!
Okullar, öğrenciler birinci sömestrin sonuna hızla yaklaşıyorlar. Sınavlar aralıklarla sürüyor. Bu fıkrayı, sınavları fazla ciddiye almayan ve bu nedenle sene sonunda sürprizle karşılaşabilecek genç okurlarımız için seçtim.
Ömer uzak bir kentte yatılı okulda okuyordu. Sınıfta kalınca telefonla annesini aradı:
"Alo, alo kimsiniz? Ben Ömer"
"Ben de annenim. Oğlum nasılsın, iyi misin?"
"İyi değilim anne, sınıfta kaldım. Ne olur, ben eve gelmeden babamı hazırla..."
Annesi bir an durakladıktan sonra kızgınlığı anlaşılan ses tonuyla cevap verdi;
"Baban hazır, asıl sen kendini hazırla!"
Özel bir çift
Boğazın ışıklarının geri planda pırıl pırıl yanıp söndüğü bir pencerenin önünde yanyana oturuyorlar. Biri konuşurken, gizlenmesi imkânsız bir ilgi ve hayranlıkla yanındakini süzüyor diğeri...
Haberin Devamı

