Son haftalarda 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın ölümü oğlu Ahmet Özal ve eşi Semra Özal tarafından yeniden gündeme getirildi ve öyle görünüyor ki daha uzun süre gündemden düşmeyecek. Özal, değerli ve deneyimiyle Türkiye’de daha uzun yıllar yararlı işler yapacak, engin vizyonu olan bir siyasetçiydi, erken kaybı gerçekten üzücüdür ama yıllar sonra neden bugün bu konunun gündemden düşmez hale geldiği de merak konusu olmaya başladı.
Ahmet Özal “Ben yıllardır bu konunun araştırılmasını istedim ama yapılmadı” sözleri örneğin... Evet, defalarca söylemiştir ama bugün olduğu kadar israrla gündemde tutmadı, medya da bugünkü kadar üzerinde durmadı. Acaba neden bugün birdenbire herkes tutum değiştirdi, nasıl oldu da bu kez iddiaları yeterli ilgiyle karşılaştı? Acaba normal vatandaşlar için bile böyle bir şüphe halinde Adli Tıp’ta veya ilgili her kurumda kan tahlili, saç analizi mümkün iken bir eski cumhurbaşkanı için bunca yıldır bu tahlillerin hiçbir şekilde yapılamaması ne derece inandırıcıdır?
Sadece ‘görünene, söylenene hemen inanmak’ yerine olayı sorguluyorum, çok soru var çünkü. Birbirini tutmayan açıklamalar da var, mesela amca Korkut Özal daha önce “saçların ABD’de incelendiğini ve zehirlenme sonucu çıktığını” söylemiş, Ahmet Özal bunu yalanlıyor. O zaman acaba Korkut Özal bu yalana neden gerek duydu, bunu yapmak ona ne kazandıracaktı, merak etmez misiniz? Ahmet Özal “Bana saç analizinin Türkiye’de yapılamayacağı söylendi, ancak FBI’da yapılabiliyormuş, bizim böyle bir analiz için maddi gücümüz yok” diyor ki bu da maalesef pek inandırıcı değil, Türkiye’de Alman Hastanesi’nde bile yapılabildiğini duymuştum ama diyelim ki yapılamıyor, o kadar kalabalık, hali vakti yerinde ve çevresi güçlü dostlardan oluşan Özal ailesinde bunca uzun yıllardır bir tahlil parasının denkleştirilememiş olması mümkün mü?
En çok dikkat çeken ise şu; Ahmet Özal son derece kesin bir dille ve tekrar tekrar “babasının ölmeden birkaç ay önce Houston’da kontrolden geçtiğini, kalbinde hiçbir sorun bulunmadığını” söylüyor. Oysa bundan birkaç yıl önce özel doktoru Cengiz Aslan, Semra Özal’la birlikte Habertürk’te “Özal’ın ölüm yıldönümü nedeniyle hazırlanmış” bir programa çıkmış ve “Houston’da ona kalbinde problem olduğunun doktorlar tarafından söylendiğini, acil olarak anjiyo yapılması gerektiğinin anlatıldığını buna rağmen Özal’ın önceden planlanmış programına devam etmekte israr ettiğini, kısa süre sonra geri dönüp anjiyo yaptırmaya da söz verdiğini” açıklamıştı. Seyahatin geri kalan bölümünde ise bacak damarındaki tıkanıklık nedeniyle zorlukla yürümüş ve acı çekmiş. Doktoru ve yakın dostu olan Dr. Aslan, Özal’ın ölmeden önce “Türkiye’nin sorunlarını çözmek için bir riski göze alacağım” sözleriyle ise “cumhurbaşkanlığını bırakıp yeniden siyasete döneceğini” kastettiğini söylüyordu. Yanında bulunan Semra Özal o gün “hayır, Houston’da ona kalbinde sorun olmadığı söylendi” dememişti çünkü bunu en iyi bilecek kişi doktoruydu.
BAŞKANLIK SİSTEMİ VE FEDERASYON MESELESİ!
Dr. Cengiz Aslan bu tartışmalar sırasında hastası ve dostunun sağlık geçmişi ile ilgili konuşmadı ama Ahmet Özal’ın bunları bilmiyor olması mümkün müdür? Değilse neden devamlı “Houston’da kalbinde sorun olmadığı söylendi” diyor, merak ediyor insan.
Bütün bu çelişki ve soru işaretlerine rağmen Turgut Özal’ın saç analizi ve gerekiyorsa otopsi en kısa zamanda yapılarak konu açıklığa kavuşturulmalıdır, Ahmet Özal “Otopsi tercihim değil, ölmüş insanı yerinde rahatsız etmemek gerekir” diyor ama konuşmalarında ciddi iddialar var ve tek çözüm buysa iddiaları sürdürmek yerine izin vermeleri gerekir. Bunun yapılmasındaki gerekliliğin önemli bir nedeni daha var.
Son günlerde merhum Özal’la ilgili TV programlarındaki bazı konuşmalarda adeta ölümünün gündemde tutulmasından istifade ile özellikle iki konuda; Güneydoğu’da özerk bölge ve ona paralel olarak gündemden düşürülmeyen başkanlık sistemi tartışmalarında “Bu iki konuyu zaten Özal da istemişti” diyerek sorumluluğa onu ortak etme gayreti göze çarpıyor. Satır aralarına öyle ifadeler konuyor ki (örneğin bir gazetecinin, Talabani’ye ‘Güneydoğu’yu da içine alan bir Kürdistan’ın kurulmasını onaylayacağını, böylece Kürt sorununun çözüleceğini’ söylemişti, ben Talabani’nin kendisinden duydum” açıklaması gibi) inanmak çok zor.
SONUNDA ORDUYA MI BAĞLANACAK?
Ayrıca, “Özal’ın ölmesini isteyenlerin Güneydoğu’da diyalog yoluyla çözüme karşı olanlar” ifadesi sık sık tekrarlanırken de katliamlar yapan terör örgütü değil de ordu kastediliyor gibi, şu anda açıkça söylenmiyorsa da yakında başlanacaktır, öyle görünüyor. Ahmet Özal’ın Pazar günü VATAN’dan Lütfü Özel’e verdiği röportajda da bu imalar var. Kısacası sonuç bir yerlere bağlanacak da ortam oluşturuluyor gibi.
Bu nedenlerle en kısa zamanda olayın aydınlatılması ve Turgut Özal’ın adının siyasi istismara konu edilmesinden kaçınılması gerekiyor bence.
Özal’ın ölümü neden şimdi gündemde?
Haberin Devamı

