Oylarımız çöpe mi gidecek?

Son günlerde Anayasa değişikliklerinden referanduma, seçimlerden AB ve ABD’nin Türkiye siyasetine fazlasıyla burnunu sokmasına, merkez sağ ve soldaki birleşme ve ittifaklara kadar öyle önemli gelişmeler oluyor ki hangisine el atacağımızı bilemiyoruz

Haberin Devamı

Son günlerde Anayasa değişikliklerinden referanduma, seçimlerden AB ve ABD’nin Türkiye siyasetine fazlasıyla burnunu sokmasına, merkez sağ ve soldaki birleşme ve ittifaklara kadar öyle önemli gelişmeler oluyor ki hangisine el atacağımızı bilemiyoruz.

İyi ki yazılar dışında bir de “Her Açıdan” var da köşede tamamen anlaşılmayan konuları televizyonda uzmanlarla tartışabiliyorum. Bu haftanın en çok konuşulan ve merak edilen konularından biri 22 Temmuz seçiminde oy kaybına neden olacak durumlar...

Şu anda internette “Sakın kütüklerinizi bulunduğunuz ilden başka yere nakletmeyin, oyunuz çöpe gidebilir” diyen e-postalar dolaşıyor.

Gerçekten de bu konu son derece önemli. 2002 seçimlerinde “4 milyon mükerrer oy kullanıldığı” Bülent Tanla tarafından açıklandıktan sonra Yüksek Seçim Kurulu Başkanı da bu konuyla ilgili bir açıklama yaptı ve; “Değişik nedenlerle seçmen kütüğünden 1 milyon 310 bin kişiyi sildiklerini ama 4 milyon mükerrer oyun gerçeği yansıtmadığını” söyledi.

Bu cevap birçok “neden” ve “nasıl” sorusu içeriyor:

YSK Başkanı Muammer Aydın “Seçmen kütüğünü bilgisayar ortamında düzenledik ve bunu yaparken de bazı kayıtları sildik” dedi.

Neden silindi?

Seçmenlerin tamamı bilgisayara geçirilemediğine göre (%30 civarında) geçmeyenlerin oylarını nasıl bir tehlike bekliyor?

YSK bu açıklamayı neden Bülent Tanla’nın iddiasından önce yapmadı?

Bunlar dışında “oylarını tatil beldelerinde kullanmak üzere kütüğünü bulundukları illerden alan seçmenlerin oylarının çöpe gitmesi ihtimali var mı?”

Yüksek Seçim Kurulu mevcut nüfus dağılımına göre milletvekili sayılarını belirlediğine göre tatil nedeniyle sahil illerine kayacak on binlerce seçmen oyuna göre o illerin milletvekili sayısı mı değişecek?

Değişmeyecekse oylar ne olacak?

Kütüğünü başka ile aldıranların isimlerinin silinmeyip “mükerrer oy” şeklinde bir seçim hilesi mümkün olabilir mi?

Bunun gibi çok fazla soru kafalarımızı kurcalıyor.

AB son haftalarda bir yandan Türkiye’nin iç siyasetine aşırı müdahalede bulunurken diğer yanda özellikle Sarkozy’den sonra “Türkiye için AB’nin hayal olduğu” yönünde yapılan konuşmalar da öyle... (Ki Merkel bile Türkiye’yi savunma mecburiyeti hissediyor.)

Biz onların siyasetine karışmıyorsak onlar nasıl bize yol gösterebiliyor ve siyasi olaylarımızı kendi kafalarına göre yorumlama hakkı görebiliyorlar?

Bütün bu çok önemli soruların cevaplarını ve İzmir Mitingi’nin naklen görüntüleri ile haberlerini bu hafta “Her Açıdan”da izleyeceksiniz. Türkiye’nin önde gelen Avrupa Birliği uzmanlarından Prof. Dr. Cengiz Aktar, “4 milyon mükerrer oy” iddiasının sahibi kamuoyu araştırmaları uzmanı ve CHP Milletvekili Bülent Tanla gibi stüdyo konuklarımız yanında Ankara’dan YSK Başkanı Muammer Aydın, emekli Büyükelçi ve Yazar Gündüz Aktan, Paris’ten Vatan yazarı Mine Kırıkkanat, Arı Grubu Brüksel Temsilcisi Murat Felek de Her Açıdan’a telefonla katılacaklar. Pazar sabahı 11.50’de STAR’da olacağız, merak edenleri bekliyoruz.

*****

Blair ve bizimkiler!

Benzer bir yazıyı seneler önce Margaret Thatcher “Partim oy kaybediyor” diyerek süresi bitmeden 2 yıl önce parti liderliğinden ayrıldığı zaman da yazmıştım.

Aradan uzun yıllar geçti, Blair’in aynı nedenle, “partisinin oy kaybını görerek” daha Başbakanlığının bitmesine 3 yıl varken siyaseti bıraktığını görünce yine dayanamadım.

17 yıl geçiyor, ne Türkiye’de durum değişiyor ne İngiltere’de... Orada genel başkanlar toplumlarına ve partilerine karşı sorumluluk duyuyorlar ve “kayıp”tan önce, tehlikeyi farkeder etmez kendileri çekiliyorlar.

Bizde ise anlamaları için kendileriyle birlikte ülkenin de dibe vurması gerekiyor. Acaba Türkiye’deki liderlere siyasi hayatları devam ederken Thatcher, Blair gibi liderlerin biyografilerini okuyup bitirme zorunluluğu mu getirmeli bilmem ki!

DİĞER YENİ YAZILAR