Oy pusulalarında neden ‘sandık numarası’ yok?

Haberin Devamı

Birkaç gün önce Yılmaz Özdil yazmıştı, çok haklı buldum ve bir kez de ben dikkat çekmek istedim. Özdil diyor ki;

“Nüfus cüzdanımız, ehliyetimiz, kredi kartımız, telefonumuz, herşey numaralı. Bilgisayarımız da (...) İlacın, tişörtün, yoğurdun, aklına gelen gelmeyen hepsinin numarası var, nerede, ne zaman, kim üretti, görebiliyorsun. Çek- senet numaralı. Fatura-makbuz numaralı. Seçmensin... Kütük numaran var. Adresin numaralı. Şu numaralı okulda... Şu numaralı sandıkta... Şu numaralı vatandaşsın. Sandık şeffaf. Şimdi gelelim hiç sorulmayan soruya... O şeffaf sandığa attığımız oy pusulası niye meçhul? (...) Her işimizde ‘numara’ dönerken ‘numarasız’ oylarımızda ‘numara’ dönmeyeceğinin garantisi nedir?”

Yılmaz Özdil “her oy pusulasına numara verilmesi”nden söz etmiyor, “sandık sandık dağıtılan oy pusulalarına neden sandık numarası konmadığını” soruyor. Şüphesini de belirterek; “Her seçimden sonra çöplükten toplanan oyların hangi sandıktan çöpe gittiği tespit edilemesin diye mi?”

Zaten parmak boyası kaldırıldı... Öte yanda milyonlarca fazla seçmen var ve nereden çıktıkları yine belli değil. Bir de üstüne oy pusulaları şüphe yaratıyor. YSK’nın görevi toplumu seçime güven duygusu içinde yollamak mıdır yoksa her konuda soru işareti üretmek mi? ‘Yakın tarihin en önemli seçimi’ denebilecek bir seçimde kabul edilmemeli bunlar!

*****


Kararsızlar karar vermeli!

Bir de her seçimdeki “kararsızlar” meselesi var. Bir süre önce “Bu seçimin çok önemli olduğunu, bırakın her şeyi bir yana ‘seçim sonrası yapılacağı söylenen yeni anayasa’ ile yapılacak değişiklerin taşıdığı hayati önemi” yazmış ve “Bu kez her vatandaş sorumluluğunu taşımalı ve mutlaka sandığa gitmeli” demiştim.

Bunu yazmamın nedeni yapılan araştırmalarda (hiç değilse kararsızlar için verilen rakama inanabiliriz umarım) hala sandığa gitmeyecek çok sayıda seçmen olduğunun görüldüğü ve onların oy kullanmasıyla sonuçların çok farklı çıkacağı ile ilgili haberlerdi.

KİME OY VERELİM?

Yazımın altına gelen bazı yorumlar arasında “sandığa gidelim de kime oy verelim, onu söylememişsiniz” diyen bir yorum gözüme çarptı. Bu sorunun cevabı “sandığa gidin de kime oy verirseniz verin, herhalde aklınızı kullanmadan vermeyeceksiniz. Ama bir o kadar önemli olan ‘oy kullanma oranının artması’dır” olacak.

Kararsızlar da “kararsızlık nedenlerini” bir tarafa bırakarak oy kullanmalılar, hiçbir neden bunu önlememeli!

*****


Hz Peygamber kimlerin namazını kılmazdı?

Beş yıl süreyle TV’de yaptığım Her Açıdan’ın izleyicileri hatırlayacaktır, Prof Dr Yaşar Nuri Öztürk’le hemen hemen her katıldığı programda bir nedenle tartışırdık. Onun azarlar tarzda konuşması, beni kızdırması ile başlardı tartışma ve her seferinde fena halde bozulurdum ama buna rağmen konuk olarak çağırmaktan hiç vazgeçemezdik. Çünkü ister sevin, ister kızın; Türkiye’de “dine ait bilgileri en iyi bilen ve toplumun en anlayacağı şekilde aktaran” isimlerin başında gelir Prof. Öztürk. En azından “ilk üç” arasında...

Birkaç gündür son yazdığı “Maun Suresi Böyle Buyurdu” isimli kitabını okuyorum ve tek bir sure için koca bir ciltli kitap yazılabiliyorsa “üç ayet, bir sure” okumakla dini öğrendiğini veya dinin gereklerini yeterince yerine getirdiğini sananların ne büyük hata yaptığını düşünüyorum. Bu kitapta “gerçek dindarlık” ile “dincilik” arasındaki fark, “dincilikte ‘öteki’ ilan edilenlerin nasıl ‘dinsiz veya din düşmanı’ gösterildiği”, inanan insanların işlediği “gizli şirk koşma” günahları ve daha birçok önemli bilgi var.

MAUN’UN İHLALİ KORKUNÇ!

Mesela; Maun Suresi’nin önemini fark etmeyenler bu kitabı okuduklarında ve “Hz Peygamber’in bu surenin ihlalcilerinin cenaze namazını kılmadığını, hırsızlık eden-kamu malı çalanların veya buna seyirci kalanların şehit bile kabul edilmeyeceğini, başkalarına zulüm-baskı-hayatını zorlaştırma gibi eylemlerin de ‘Maun ihlali’ne girdiğini” öğrenecekler.

Servetle, refahla azanlara hak görülen cezaları da.. Kitabı anlayarak okumak uzun sürüyor ama inanın değer, Yaşar Nuri Öztürk bu ölümsüz eser için kutlanmayı hak ediyor doğrusu!

*****


19 Mayıs, kutlu olsun!

Sevgili okurlarım, büyük önderimiz Atatürk’ün küçük bir tekneyle Samsun’a çıkarak Kurtuluş Savaşı’nın, özgür bir ülke olmanın ilk adımını attığı gün olan 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramınızı kutluyorum. Keşke onu ve yaptıklarını unutmaya çalışacağımıza değerini hakkıyla takdir edebilseydik!

DİĞER YENİ YAZILAR