Bir de "Nobel Çelişkiler Ödülü" olsaydı kesin Cumartesi akşamı CNN'deki konuşmasıyla Orhan Pamuk bu kez tercih edilirdi. Onunla sohbeti yapan Tayfun Ertan hem çok iyi bir röportajcı, hem de Türk medyasına fazla rağbet etmeyen ama konuşmak için kendi programını tercih eden konuğunu mahcup etmeyecek kadar nazik bir insan... Ben de defalarca onun programlarında konuşmuş biri olarak meslektaşım Ertan'ın bu nezaketini iyi biliyorum.
Bununla birlikte Tayfun Bey'in yerinde ben olsaydım örneğin, konuşmacının birkaç saat içinde arka arkaya sıraladığı çelişkili cevapların hangisinin doğru olduğunu öğrenmek ve izleyenlerin de öğrenmesini sağlamak için o sorulan tekrarlardım.
Orhan Pamuk, fotoğraflarında verdiği "cool" görüntünün gerçekle ilgisi olmadığını fazlasıyla gergin ve sinirli haliyle ortaya koyduğu konuşmasında Türk toplumunun zekâsını ve dikkatim küçümseyenler sınıfından olduğunu da ortaya koydu. Ama biliyorsunuz bir süredir bizi çaktırmadan aldatmaya kalkanların aldatmacalarını yazıyoruz bu köşede... Öyle ya, demokrasilerde madem ki herkes düşüncesini "sonsuz özgürlükle" söyleyebilir, o zaman bu özgürlük sadece "enn demokrat" olanlara değil, her vatandaşa verilmelidir. Ve de kimse alınmamalıdır.
Çelişkiler ve aldatmacalar listesi
Baştan başlayıp kısaca aklımda kalan çelişkileri ve hataları özetleyeyim:
* Hakkında bir dava açılmışsa ve kendisi de sürekli tekrarladığı gibi haklıysa bu dava zaten doğru şekilde sonuçlanacaktır. Ama Orhan Pamuk sık sık konuyu AB'ye getirerek Salman Rüşdi'nin açıklaması benzen "Bu davayla Türkiye AB'ye giremez. Bu davanın AB yolunda Türkiye'nin önünde tıkaç olmasını istemiyorum" sözleriyle duygu istismarı ve baskı yaptı.
* Dün gazetelerde yayınlanan konuşma alıntılarında da farkedileceği gibi önce "Bu sözleri söyledim, arkasında duruyorum" dedikten sonra söz konusu mülakatta isviçreli gazetecinin kendisini sinirlendirdiğini, bu nedenle öyle konuştuğunu, gazetecinin de röportajı gıcıklık olsun diye bu şekilde verdiğini anlattı. İlerleyen dakikalarda ise bunlan unuttu ve ben "Biz Türkler öldürdük demedim" sözleriyle konuyu medyanın yanlış yazdığra, kendisini haksız yere suçlayıp, dışlanmasına neden olduğuna getirdi (sıkışan siyasetçilerin de her zaman saptığı yoldur bu; medya suçlu!)
* Burada hemen "Türkiye'de kimse söyleyemiyor o zaman ben söyleyeyimle başlayıp 'l milyon Ermeni, 30 bin Kürtle devam eden sözlerini Türk medyası İsviçreli gazetecinin röportajından aldı. Siz de zaten sözlerinizin arkasında olduğunuzu belirttiniz, o zaman neden değiştirerek medyayı suçluyorsunuz, doğru olan hangi sözünüz" sorusu sorulmalıydı.
* Aynı gazetecinin "Sizi neden bu kadar hırpalıyorlar" sorusuna "kimse söyleyemediği için belki, bana gıcık kapıyorlar" cevabını verdiğini söyledi. Oysa zaten aynı röportaj içinde 'gıcık kapılan' açıklamayı yapmıştı, bu nasıl mümkün olabilir?
* Orhan Pamuk gerek Ermeni iddiasının yıllardır tartışıldığı, bütün arşivlerin açıldığı Türkiye'de bu konunun tabu olduğunu defalarca tekrarlarken, gerek Avrupa Birliği ve diğer konularda olayların çok gerisinde kalmış olduğunu açıkça belli etti. Bu konunun tabu olmadığı anlatılmadığı gibi "Gerçek benim dediğim gibi olmayabilir" sözüne karşılık "emin olmadığı bir konuda, böylesine ciddi bir uluslararası meselede kesin rakamlar vererek konuşma hakkını kendisinde nasıl gördüğü" ve "bu rakamlara nereden, nasıl ulaştığı", bugün "30 bin rakamının içinde Türk askerlerinin de bulunduğu kanaatindeyim" dediğine göre o gün bunu neden söylememiş olduğu sorulmadı.
* Kısacası Pamuk bir yandan "Ermeni olayının Türkiye'nin AB'ye girişinde karşısına çıkmasını istemedim" derken, diğer yanda "önemli" bir yazar olarak Türkiye'nin "karşısına çıkarıldığı gibi haksızlığına inanılmasına" yardımcı olduğunun farkında değil gibiydi.
Önemli olan hata yapanın hatasını anlamış olmasıdır aslında... Ama acaba öyle mi? Bu yazının kısa bir devamı olacak.
Orhan Pamuk'un hangi sözüne inanmalı?
Bir de "Nobel Çelişkiler Ödülü" olsaydı kesin Cumartesi akşamı CNN'deki konuşmasıyla Orhan Pamuk bu kez tercih edilirdi. Onunla sohbeti yapan Tayfun Ertan hem çok iyi bir röportajcı, hem de Türk medyasına fazla rağbet etmeyen ama konuşmak için kendi programını tercih eden konuğunu mahcup etmeyecek kadar nazik bir insan...
Haberin Devamı

