Okur mektuplarım o kadar birikti ki, bu ara biraz onların sesini duyurmak istiyorum. Zafer Yıldırım Cumhurbaşkanı ile ilgili bir düşünceden söz ediyor ki çok sayıda vatandaş aynı konudan rahatsız.
"Bir çok problemimiz var; Kıbrıs, AB, çöken binalar, işsizlik, ekonomik sıkıntı vb... Devletin başındaki Cumhurbaşkanı'mızın konularla ilgili olarak TV'lere bazen çıkması, olaylar ile ilgili görüş bildirmesi, yol göstermesi, olay bölgelerine gidivermesi, halkla bütünleşmesi gerekmez mi acaba? Yoksa tek görevi gelenleri karşılayıp sadece güven mektubu almak mı? Daha önceki cumhurbaşkanlarımız ne güzel ara sıra konuşup topluma moral verirlerdi" diyor Zafer Yıldırım.
Sonra da "Cumhurbaşkanı ve Başbakan eşlerinin de evde oturan insanlar olmamaları, sosyal konularda toplumu sürüklemeleri gerektiğini" söylüyor.
Ben de bu görüşe katılan vatandaşlardanım. Cumhurbaşkanları noter gibi sadece önlerine gelen kâğıtları imzalamakla yetinmemeli. Sayın Sezer'in son derece duyarlı bir şekilde görevleri ile ilgilendiğini, eşinin de bazı sosyal faaliyetlere destek verdiğini biliyoruz. Ama yeter mi? Bence hayır.
Birçok ülkede devlet başkanları ve eşleri önemli konularda toplumu yönlendirici aktif çalışmalarla ön plâna çıkarlar. Örneğin alkol, uyuşturucu, sigara kullanımı, fertlerin silahsızlanması, trafik gibi toplumsal sorunlarda bile onların en ön saflarda yer aldığını görürüz. Terör, savaş tehlikesi, doğal afet gibi daha ciddi sorunlarda da anında güven verici, sakinleştirici çabalarını izleriz.
Bizde son bomba olaylarında bile yabancı TV'ler açıklama alacakları bir devlet sorumlusu bulamadılar.
Pazar günü ABD Başkonsolosu David Arnette ve eşi ile bir yemekteydim. Başkonsolos'un eşi Türk Ceza Kanunu konusundaki çalışmalarımızı ve bana açılan davaları duyunca hemen ilgilendi:
"Kadınlar aleyhindeki bu konuşmalara ve kanunlara elbette halk ve basın tepkisiz kalamaz. Size hak veriyorum, bu tür kanunlar her ülkede kalabalıkların tepkisiyle düzeltilmiştir. Ben de bir kadın olarak size katılıp destek vermek isterim."
Eksik olmasınlar çoğu milletvekili, Komisyon üyeleri, hatta başkanları TCK davalarında doğru tarafta yer aldılar. Tepkilere destek verdiler ama ne bakan ve milletvekili eşlerinin, ne Başbakan veya Cumhurbaşkanı eşlerinin sesi çıkmadı.
Onlar Anadolu kadınının ve hatta büyük şehirlerde şiddete, tacize, tecavüze uğrayan kadınların, çocukların sıkıntılarını görmüyor, okumuyorlar mı?
Ülkelerindeki sorunlarla ilgili ABD Başkonsolosu' nun eşi kadar sorumlulukları yok mu?
Zafer Yıldırım çok haklı, bu sessizlik Türkiye'ye fazla gelmeye başladı!
Orada kimse yok mu?
Okur mektuplarım o kadar birikti ki, bu ara biraz onların sesini duyurmak istiyorum
Haberin Devamı

