Öyle bir film ki ancak müzik tutkusu olanlar sever... Ancak daha önce müzikalini görmüş olanlar tam olarak değerlendirebilir, bunlar eksik oldu mu o dört dörtlük, üç dalda Oscar'a aday gösterilen filmi "Başrol sanatçıları iyi oynayamıyordu" diye tek cümlede özetler ve geçersiniz.
Anlayanlar ise o filmi birkaç kez aynı keyifle izleyebileceklerini düşünürler. Yine de Opera'daki Hayalet gibi; Broadway ve Covent Garden tarihinin en uzun süre devam eden, 17 ülkenin 100 şehrinde sergilenen ve 80 milyon kişi tarafından izlenen, dünya çapında 3.2 milyon dolarlık gişe hasılat yapan, "bütün zamanların en başarılı şovu" olarak kabul edilen ve hâlâ kapalı gişe oynamakta olan The Phantom of the Opera' müzikalinin filmini her şeye rağmen zevkine uygun bulmayanlar olabilir tabii, o zaman da "zevkler tartışılmazmış" demek gerekir.
Pazar akşamı G-Mall sinemasında seyrettiğim film beni büyüledi.
Gaston Leroux'nun aynı isimli kitabından yararlanarak Andrew Lloyd Weber'in yazdığı müzikali yıllar önce ilk kez, Weber'in onun sesinden ilham alarak bu müzikali yazdığı söylenen eski eşi Saralı Brightman ve Michael Crawford'un oyunlarıyla izlemiştim. O kadar kusursuzlardı ki o günden sonra defalarca izlediğim müzikalde bu sanatçılardan başka hiç kimse bence onların başarısına erişemedi... Buna rağmen çekimi ve hazırlıkları yıllar süren, kadın başrol oyuncusunun 16 yaşında bulunup, 19 yaşında oynadığı filmi de kusursuz buldum. Sadece muhteşem sesleri ve sarkılan dinlemek için bile görmeye değer. (Mini Driver dışındaki sanatçıların kendi sesleri...)
Son haftaların en güzel filmlerinden biri, çocuklarınıza da izletmenizi öneriyorum.
Operadaki Hayalet'i sanatseverler anlar!
Öyle bir film ki ancak müzik tutkusu olanlar sever...
Haberin Devamı

