Oohh, yasaksız demokrasi ne güzel!

Haberin Devamı

Daha neler duyacağız bu kanunsuz, kuralsız ülkede bakalım? Sevmeyiz biz kanun manun, demokrasi dediğin yasaksız olmalıdır.

Herkes, özellikle de yönetenler canının istediği her uygulamayı “demokrasi var” diye yapabilmelidir. Hele de karşılarında engel olacak kurum bırakılmamış, gerekli tüm köşeler ele geçirilmişse... Meclis çoğunluğunu örneğin ele geçirmek “millet iradesinin canının istediğini engel tanımadan yapabilmesi” olarak algılanmaya ve algılatılmaya başlamışsa.

O zaman işte “devlete, millete ait arazileri” yağmadan koruyan kanunlar şıpın işi değiştirilerek yerel seçim öncesinde (poşetle yetinmeyecek) seçmene veya “sen benim sırtımı kaşı, ben de senin” diyen zengin destekçilere dağıtılabilir.

İstisnasız her alanda yağmanın, talanın eksik olmadığı, “devletin malı deniz, yemeyen domuz” anlayışının asla temizlenemediği, şeffaflık, temiz yönetim sözleri vererek gelen hükümetlerin ne hikmetse anında bu sözleri unuttuğu, rüşvetin hiç bitmediği şanssız ülkemizde olan budur.

Kamu arazisini işgal eden ve üstüne siteler kuran “kanun tanımazlar”ın cezalandırılması için daha ağır yaptırımlar getirilmeliyken AKP’nin mevcut cezayı da kaldırdığını ve Bakan Şahin’in de bunu savunduğunu duyup “pes artık” dememek mümkün değil.

Sahillerin, ormanların bir daha geri dönüşü mümkün olmayacak şekilde işgalini sağlayacak, zaten taş yığınlarıyla dolmuş olan İstanbul Boğazı’nı tümüyle bitirecek bir değişikliği yapmaya hiçbir hükümetin hakkı yoktur. Türkiye’de “Ben yaptım oldu” uygulamaları çığrından çıkmıştır, bu değişiklik derhal durdurulmalıdır.

*****


Yanılıyorsun Ahmet Hakan!

Özellikle beni kızdırmak için yaptığına inanıyorum, yoksa “siyasi taraf” olmayacağımı, bugün medyanın -artık- büyük kesiminde olduğu gibi parti destekçiliği veya karşıtlığı yapmayacağımı, en uç ve benimkilere karşı görüşlere bile saygı gösterdiğimi, (çok aşırı olmamak şartıyla) alaycı takılmaları bile hoşgörüyle karşılayabildiğimi bilir (hatta bunu köşesinde yazarak kutlamıştır da beni...)

AKP’ye açılan kapatma davasından sonra da tüm yazılarım ve programlarımda olaya “somut eylem ve konuşmalar”la ilgili yorumlarım ile “yargıya, hukuka saygı” çerçevesinde baktığımı, o parti-bu parti hangisi olursa olsun partilerin kapatılmasını istemediğimi ama Anayasa’ya aykırı eylemlerin, söylemlerin kanıtlanması durumunda buna çözümün demokratik yolla, elbette birçok ülkedeki gibi yüksek mahkeme yoluyla bulunmasını da doğal karşıladığımı (Anayasa üzerine yemin ederek Meclis’e girenlerin Anayasa’yı ihlal etmemesi gerektiğine inandığımı) bilir.

Yalnız o değil, bugüne kadar yazdığımla çizdiğimle beni tanımış olan herkes bilir.

Ama Ahmet Hakan buna rağmen yine de kalkıp “AKP kapatılırsa kim ne yapar” başlıklı yazısında benim adımın karşısına “kapatma partisi düzenler” yazabiliyor.

Bunu neden yapıyor bilmiyorum ama sormak isterim doğrusu; Neden Ahmet Hakan?

Ve hangi yazıma, hangi konuşmama dayanarak?

*****


Terim’in bir özür borcu var

Çarşamba akşamı Avrupa Kupası yarı finalinde “Dünya ve Avrupa” şampiyonlukları olan Almanya karşısında da muhteşem bir maç çıkardık. Türk Milli Takımı’nın maçlarda son dakikaya kadar çelik gibi bir irade ve moralle gelmesinin tesadüf olmadığını biz de, dünya da gördü.

Ayhan’ın kafası kötü şekilde yaralandıktan sonra kanlar içinde tekrar sahaya dönmesi bence inanılmazdı. Ama daha inanılmaz olanına maçın sonunda şahit olduk.

Fatih Terim; zaten hakkı olan bir galibiyeti alamamanın yıkımı içindeki Milli Takım oyuncularına hemen o dakika, soyunma odasına girer girmez “Hakkınızı helal edin” diye veda etmesi, bir başka takıma gideceğini söylemesi Takım’da olduğu gibi şok üstüne şok yaşamaya pek alışkın halkımızda bile (ve tabii bende) şok etkisi yarattı.

Maçın bitiminden 5 dakika sonra konuşan bir futbolcumuzun “Kazanamamak ile Terim’in konuşması” şokunu aynı anda yaşadığını gösteren derin üzüntü ifadesi ve sözleri unutulacak gibi değil.

Dün gazeteler, köşeler Terim’i övüyor, ona özür borçlu olduğumuzu anlatıyordu.

Oysa kaybedilen maçlar sonrasındaki hazımsız tavırları, hele de özellikle yarı final maçı sonrasında öfkesini Milli Takım’dan çıkarması nedeniyle asıl Terim’in kendisi oyuncularına ve Türkiye’ye bir özür borçludur bence.

İsterse 10 yabancı takım onu davet etsin, bu yarattığı havayı değiştirmeyecek, hatalarını unutturmayacaktır.

Özür dilemediği takdirde!


DİĞER YENİ YAZILAR