Onu hep gülerken hatırlayacağız!

Mutlu ve aşık bir insandı o... "insan'dı her şeyden önce... Sonra aşık... Hayata, ülkesine, karısına, ailesine, dostlarına ve hatta horoz sesine bile aşık. Ne büyük bir özelliktir bu ve ne kadar az insanda rastlanan

Haberin Devamı

Mutlu ve aşık bir insandı o... "insan'dı her şeyden önce... Sonra aşık... Hayata, ülkesine, karısına, ailesine, dostlarına ve hatta horoz sesine bile aşık. Ne büyük bir özelliktir bu ve ne kadar az insanda rastlanan.

Herkes yaşar ama herkes yaşadığı dakikaları, sahip olduklarını ve hatta nefes almanın bile önemini takdir ederek yaşayamaz. "Ama o her şeye sahipti" dediğinizi duyar gibi oluyorum. Evet, haklısınız ama ne zenginler vardır, varlık içinde yokluk çeken, bir türlü tatmin olamayan. Hırsları, endişeleriyle, en mutlu günlerini bile zehir eden... Gülmekten, nezaketten, zerafetten, sevgiden nasibini almamış...

Sakıp Sabancı zengindi ama her şeyden önce "gönül zengini"ydi o. Zengindi ama ülkesini de zengin etmeyi, kalkınmış, sorunlardan arınmış görmeyi, buna öncülük etmeyi de en az kendini düşündüğü kadar düşünürdü. Ve en önemlisi bunun için arı gibi, sabahın erken saatlerinden başlayarak çalışırdı.

Çok iyi biliyorum çünkü dostluğumuzun dışında onunla defalarca röportaj yapüm. Sanat, siyaset, ekonomi, sosyal sorunlar, her konuda uzun sohbetlerimiz oldu. Yine defalarca onu müze, sergi gibi açılışlarda, toplantılarda sahnede konuşurken izledim. Hasta olduğu zamanlarda bile dudaklarından gülümsemesini, konuşmalarından esprilerini hiç eksik etmedi.

Ve biz yalnız bugün değil, o günlerde de "Ne renkli, ne keyifli, ne yararlı bir kişilik" olduğundan söz ettik. "Hat sergisi" için birlikte Los Angeles'a seyahat etmiştik birkaç yıl önce. Hani "insanların kişiliği seyahatte ortaya çıkar" derler ya, yolculukta da aynıydı. Her an, herkese karşı nazik, ilgili, neşeli.

Son röportaj
Son yaptığım röportaj 8 Eylül 2003'te yayımlanmış VATAN'da. Amerika'da geçirdiği ciddi böbrek operasyonundan sonra eşi Türkan Sabancı'yla birlikte aylarca New York'ta kalmış ve döner dönmez Atlı Köşk'te yakın dostlarına bir çay daveti vermişlerdi. Ben de bir dost olarak davetliydim ama aynı zamanda orada bulunan tek yazardım. Toplantı bittikten sonra onunla kısa bir konuşma yapmak istedim. Hemen "Tabii, olur" dedi olanca sevimliliğiyle...

Solgundu, yorgundu ve dinlenmesi gerekiyordu biliyordum. Onun için de saatler geçip, davet uzayınca "İsterseniz daha sonraya bırakalım" dedim. "Yook, konusalıım, konusalıım" dedi kendine has vurgularıyla ve onunla son röportajımızı böylece yaptık. "Houston'dakilere benzer bir sağlık merkezi kurma" hayalini o gün açıkladı. O günden sonra sağlığı hiçbir zaman tam düzelmediği için bir daha röportaj yapabildi mi bilmiyorum. Hatırlayamıyorum.

Hemşehrim Sakıp Sabancı o gün bana Amerika'dayken en çok neyi özlediğini şöyle anlatmıştı; "Türkiye'den uzaktayken hep özlemler vardı, meselâ döndüm, yalıdayım şimdi orada horoz var. O horozun sabahları ötüşü var ya, New York'ta böyle bir şey yok. Sadece onun bile insana neler verdiğini anlatmak... Ancak yaşayan bilir."

Memleketindeki horoz sesini özleyen sade vatandaş Sakıp Sabancı... Nur içinde yatsın, onu hep gülerken hatırlayacağım. Bu değerli insana Tanrı'dan rahmet, başta eşi sayın Türkan Sabancı olmak üzere ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyorum.

Bir yıldız doğuyor!
Artık şarkıcı yaratan yarışmaları izlemiyorum, ancak tesadüfen o anda rastlamışsam bir kısmına katlanabiliyorum. Geçenlerde Akademi Türkiye'de, yine tesadüfen adaylardan Cenk'in bir şarkısını dinledim. Olmaz böyle şey. Ses, rahatlık, sahneye yakışma, mikrofon hakimiyeti, görüntü, kısacası bir 'süper star'da hangi özellikleri ararsanız hepsi var. Bence Cenk, eğer aklını başına toplarsa şu anda mevcut sanatçıların büyük çoğunluğunu birkaç ayda geride bırakır.

'Aklını başına toplarsa' diyorum, çünkü daha hedeflerine ulaşmadan, henüz yola çıkmışken hemen gönül ilişkilerinin peşine düşüyor ve zaman kaybediyorlar. Nitekim ertesi gün gazetelerde bir genç kız adayla olan yakınlaşmasından söz ediliyordu. Sadece hedefe kilitlenmesi ve çok çalışması lâzım. Şimdilerde gençler aşkı işin, okulun ve her şeyin önüne geçirmeye pek meraklılar. Nedir bu aceleleri anlamak zor doğrusu!

DİĞER YENİ YAZILAR