TESEV Başkanı Can Paker’in VATAN’a verdiği röportajda irdelenecek çok nokta var ama özellikle “Toplumun sadece yüzde 30’unun laik olduğu, bunlara elit de denebileceği” cümlesi ilk bakışta dikkati çekiyor.
Bu “yüzde 70’in laik olmadığı” ki bundan “laik rejimi de istemediği” sonucuna varabiliriz, nereden çıkmış bilmiyorum. Ama eğer TESEV yeni bir araştırma yaptıysa bile bunda bir hata olmalı diye düşünürüm.
Bırakın geçen seçimde yüzde 53’ten fazla seçmenin diğer partilere oy vermiş olmasını, AKP’ye çeşitli nedenlerle oy verenler arasında da Türkiye’nin laik-demokratik rejiminin korunmasını isteyen esaslı bir yüzde olduğuna hiç şüphe yoktur.
Bunun yanında laik olmak neden “elit” olmayı gerektiriyor, “liberal demokrat” olmanın şartı laikliğe karşı çıkmaktan veya “eğitimli, saygın, seçkin, birikimli” anlamına gelen “elit”i, dolayısıyla bu özellikleri reddetmekten mi geçiyor o da hiç belli değil. Ve çok anlaşılmaz...
“Elit”i “zengin” anlamında alıyorlarsa bunu diline dolayanların hepsi zengin. AKP yöneticileri, milletvekilleri, destekleyen tüm gazeteciler para içinde yüzüyor. Ülkenin en büyük holding patronlarının çoğu AKP’yi destekledi ve hâlâ destekliyor.
O zaman bu ne demektir ki devamlı tekrarlanmakta ve yabancı basının, AB temsilcilerinin de tekrarlamasını sağlamaktalar.
Ayrıca, laikler için böyle “süslü, zarif ve dışlayıcı” deyimler kullanıldığına göre acaba AKP ve onu destekleyen grupların laikliğe karşı olduğunu mu anlamamız gerekiyor.
Dediğim gibi, çok “anlaşılmaz” var, çok!
AKP medyası hızla büyüyor!
Biliyorsunuz STAR gazetesinin üçte bir ortağı Ethem Sancak Tayyip Erdoğan’a çok yakın bir isim ve son günlerde dedikodusu bitmeyen, yine AKP’ye çok yakın bazı gazetecilerin “Başbakan’la yemek buluşması”nda da oradaydı.
Yemeğin hemen ertesinde öğrendik ki Ethem Sancak STAR gazetesinin tamamını alıyormuş. Herhalde bunu yapacak imkana sahipti de daha önceden almadı, yoksa neden şimdi tam “Sabah- atv”nin de AKP’ye ait olmasından hemen sonra bunu yapsın?
Zira parası olmasa da daha önce alabilmesi mümkün olmalıydı. Çalık’ın Sabah’ı alacak parası olmayıp son gün Katar Şeyhi’yle ortak olarak ve devlet bankalarından 750 milyon dolar kredi verilerek alması mümkünse, bunun üzerine bir de “gazete alacak imkanı yokken” kendisine krediyi veren Halkbank’ı bile almaya kalkıyorsa bu da rahatlıkla (!) olabilirdi.
Son haber “Bugün” gazetesinin sahibi de “Kanaltürk”ü almış. Ne güzel değil mi?
Yakında Bahçeşehir Üniversitesi’nde Amerika Barış Enstitüsü ile ortak bir uluslararası medya sempozyumu yapılacak. Onlara Türk medyasını nasıl anlatmalıyız acaba;
“Yarısından çoğu iktidar medyasıdır” desek basın özgürlüğünün Türkiye’deki içler acısı halini anlatmaya yeter mi dersiniz?
“Türkçe ezan” baskı mıdır?
Pazar günü yaptığımız “Her Açıdan” programı yine büyük bir ilgiyle izlenmiş. Çok sayıda teşekkür mektubu geldi, bu kadar yararlı bir program olduysa ne mutlu bize...
Bazı konuşmalara gelen tepki mektuplarını ise ayırdım, örneğin “Türkçe ezan” okunmuş olmasının bir baskı olarak görülmesine veya “cumhuriyetten sonra inananlara baskı yapıldığı”nın söylenmesine, “dinsizler” vurgusu yapılmasına tepkiler var. Bunları daha sonraki programlarda tekrar inceleyeceğiz, izleyicilerimiz hiç merak etmesinler.
İlgilerine çok teşekkür ediyorum.

