Perşembe akşamı Uğur Dündar'ın Arena'sında çok ama çok enteresan bir tablo ile karşılaştık.
Zuhurat Baba Türbesi'nde seçimden bir yıl önce ve bir yıl sonra yaptığı çekimlerde işsizlik, enflasyon, vatandaşın duyguları açısından değişimi gözlemek üzere sorular soran Dündar'a cevap veren kadınlar arasında tartışma yaşandı.
Seçimden önce Türbe'de toplanan çok sayıda başörtülü kadın (başörtüler türban şeklinde değil, çene altından bağlı) göğüslerini yumruklayarak ağlıyor, işsizlik ve parasızlıktan çaresiz kaldıklarını, çocuklarının bunalıma girdiğini anlatarak koalisyon hükümetine beddua ediyorlardı.
Seçimden bir yıl sonra yapılan çekimlerde tablo değişmemişti. Tek bir fark dışında...
Başörtülerini aynı şekilde çene altından düğümle (eşarp) olarak bağlayan kadınlar aynı şikayetlerle ağlıyor "Açız, ailelerimiz, çocuklarımız aç. Bir daha onlara oy vermeyeceğiz. Değişen bir şey yok. Kendi maaşlarını arttırıyor, kendi eş dostlarını işe alıyor, halkı hiç düşünmüyorlar" diyorlardı. Fakat bu kez aralarında başörtüsünü türban şeklinde bağlayanlar da vardı. Onlar durumdan memnundu. Gidiş gayet iyiydi, sorun yoktu.
"Hükümet ne yapsın"dı.
Başörtülüler türbanlılara karşı
Bu iki grup kadın bir süre sonra aralarında kıyasıya tartışmaya başladılar.
Böyle bir tabloya ilk kez şahit olduğum için bana çok ilginç geldi.
Keşke Uğur Dündar programın o sahnelerini yeniden yayınlasa.
Bence hükümetin izlemesinde de toplum kadar yarar var. Siyasi başörtüsüyle diğeri arasındaki farkı görmeleri açısından!
Cumhurbaşkanı su içerse
Suyunu çıkardık bu işin haberiniz olsun. Söylenenleri, yazılanları görünce 'abarttık yani' dememek mümkün değil.
Bazı arkadaşlar Cumhurbaşkanı Sezer'in Anıtkabir'de imza defterinin başında su içmesini öyle büyüttüler, öyle büyüttüler ki duyan kıyamet koptu sanır.
Neymiş; "Ramazanda oruçluların karşısında nasıl su içer" miş.
Eh pes yani. Herkes oruç tutmak zorunda değil, bu her insanın kendi tasarrufunda olan bir karar, o bir yana.
Hasta olabilir insan. (Daha önceki törenlerde olmasa bile bu kez olabilir.) İlaç alıyor olabilir. Bu nedenle veya başka nedenlerle ağzı kuruyabilir. Yaş nedeniyle aşırı heyecan vücutta rahatsızlık yaratmış olabilir. Neticede Cumhurbaşkanı orta yaşın üstünde...
Ayrıca insan oruç iken su içen, yemek yiyenleri görmesi onu etkilemez. Tutmayanlar bunu bilmezler, Allah'tan bir sabır gelir insana.
Ve ayrıca sebebi ne olursa olsun size ne, bize ne?
İşte din inanç, devlet işlerinde her gün vatandaşların önüne sürülürse sonuç bu oluyor. Bir çentik... Bir çentik daha, bööylece çorap söküğü gibi gidiyor.
Hani ben de Cumhurbaşkanı Sezer'i ilk günden beri zaman zaman eleştirmişimdir ama doğruya doğru. Eleştirmemiz yanlış eleştirileri eleştirmemize de engel değil yani!
Bırakın dağınık kalsın!
Adalet Bakanı Cemil Çiçek'in konuşmasında hayati önem taşıyan bir nokta gözönüne çıktı. "Hayatî" kelimesi tam yerine oturuyor çünkü bu kanunlar insanların hayatıyla oynuyor. Yasalardaki boşluklar yüzünden sinemaya gitmek bile genç bir kızın ölüm nedeni olabiliyor.
Başa dönelim, hayati nokta şuydu; Bakan Çiçek yeni TCK tasarısının bazı maddelerine gösterilen tepkilerden söz ederken:
"Acele etmemizin nedeni var. 450 maddelik tasarıyı geri çekersek bu fırsat kaçacak. Bir daha ele alınması çok uzun sürecek" cümlesini sarf etti. Ağzından mı kaçtı bilmiyorum. Zira bir yasanın palas pandıras, vatandaşları arasında ayırımcılık yapacak, çocuk tecavüzlerini, cinayetleri arttıracak şekilde geçirilmesi için bu bir neden olamaz.
2001 yılında Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk tamamen aynı hataya düşmüş, bütün uyarılarımıza rağmen "Yeni Medeni Kanun bizim zamanımızda
geçsin. Hazır Meclis'e gelmişken bu fırsat kaçmasın"
telaşıyla işi aceleye getirmiş ve Medeni Kanun 17 milyon kadına haksızlık yaratacak şekilde çıkarılıvermişti.
Kadınları Medeni Kanun uygulamalarında görülmeyecek şekilde "2002'den önce evlenenler, sonra evlenenler" diye gruplara ayıran yasa maddelerini değiştirmek için hâlâ uğraşılıyor ve düzeltilmesi için daha kimbilir ne mücadele verilecek.
Onun için Adalet Bakanı'na 'Aman' dedim, 'Aman... Acele etmeyin, bırakın kaçsın. Üzerinde özenle çalışılarak tekrar gelsin Meclis'e. Bundan iyidir.'
İşte TCK tasarısını izleyen, yeni maddeleri doğru şekilde oluşturan hukukçuların en çok buna dikkat etmeleri gerekiyor.
Ceza yasaları da Medeni Kanun gibi, bir gece yarısı, herkes evinde uykudayken gizlice geçivermesin.
Böyle de hileler yapılabiliyor malûmunuz!
Önce ve sonra...
Perşembe akşamı Uğur Dündar'ın Arena'sında çok ama çok enteresan bir tablo ile karşılaştık
Haberin Devamı

