Önce Türkiye’yi eğitin!

Haberin Devamı

Bugüne kadar yapıcı öneriler, projeler yerine hep tepkisel muhalefet yöntemini seçen Deniz Baykal’ın nihayet yapıcı tekliflerle ortaya çıkması memnuniyetle karşılandı.
Her ne kadar daha önceki söylemlerinden çok farklı görüşler içeriyor, gerçekten de yükseksen derece dönmüş gibi görünüyorsa da en azından öneri getirmesi açısından olumlu bir gelişme sayılabilir.
Bununla birlikte örneğin birkaç kez tekrarladığı “Onlar bizim gençlerimizi alıp eğitiyorlar, biz de Kuzey Irak’lı gençleri birer birer alıp eğitelim” önerisi gibi zamansız, gereksiz olanlar aynı zamanda rahatsız ediciydi.
Bugün hâlâ, 21. yüzyıl Türkiye’sinin köylerinde, kasabalarında ayakkabısı, kitabı, önlüğü olmadığı veya ailesinin durumu müsait olmadığı için okuyamayan binlerce öğrenci, kütüphanesi, laboratuarı, bilgisayarı olmayan yüzlerce okul var.
Üniversite harcını (200-250 YTL gibi rakamlar) yatıracak imkânı bulamadığı için son sınıftan ayrılan veya aç karnına sınava hazırlanan üniversite öğrencilerimiz var.
“Onlar bizim gençlerimizi alıp eğitiyor” diyorsanız önce bu fırsatı yok etmeyi, kendi ülkenizin gençlerine, okullarına imkân hazırlamayı düşünmek zorundasınız.
Lüks uçaklara, araçlara, saray gibi parti binaları donatmaya, cumhurbaşkanlığı köşkünü yeniden dekore etmeye, sadece “gelecekte kendini popülist politikalarla cumhurbaşkanı seçtirmek isteyen” parti liderlerine yarayacak referandumlara giden yüzlerce trilyonu yoksul bölgelerimize, gençlerimize harcamak zorundasınız.
Batı kentlerindeki imkânları Doğu’nun, Güneydoğu’nun en ücra köşelerine taşımak zorundasınız.
Gerçi bunları yapmak ve tüm demokratik hakları eksiksiz sağlamak da “Biz Kürtlerin temsilcisiyiz” diyerek ortaya çıkan DTP’yi memnun etmeye yetmeyecektir.
“Aksi takdirde terörden kurtulamazsınız” tehdidiyle istenenler bambaşkadır ama hiç değilse devlet “kendine düşen görevi” yerine getirmiş olacaktır.
Kısacası... Kuzey Irak gençlerini eğitmeden önce kendimizinkilere bakalım!

*****

Devlet madalyası miras mı kaldı?

İngiltere’de toplumun “Bu adamı neden onore ediyorsunuz” diye hükümete karşı çıktığı, basının ayağa kalktığı Suudi Arabistan Kralı’na bizde Devlet Şeref Madalyası verildi.
Hem de Cumhurbaşkanı Gül’ün protokolde görülmemiş şekilde havaalanına gidip bizzat karşılamasından sonra.
Peki bu madalya kimlere veriliyormuş:
“Türkiye Cumhuriyeti’nin bekası, ülkenin ve milletin bölünmez bütünlüğü, toplumun huzuru vb. için üstün feragat, fedakârlık, başarı ve yararlılık gösterenlere.”
Kadın vatandaşlarına insan değeri vermeyen ülkenin Kralı bunların hangisini, ne zaman, hangi olayda göstermiş? Bize ne hayır sağlamış?
Yoksa birilerine epeyce hayrı dokunmuş da biz mi duyamadık?
Veya Abdullah Gül Suudi Arabistan’daki yıllarında bir üstün hizmet gördü de onun karşılığını mı veriyor?
Nedir?
Türkiye’de “Ben yaptım oldu” siyaseti aldı başını gidiyor. Ama bu ülkenin şeref nişanı kimseye babasından miras kalmadığına göre herhalde millete bir açıklama yapacaklardır.

DİĞER YENİ YAZILAR