Kaçak Kur’an kursunun, kaçak binasında ölen öğrencilerin yoksul ailelerin çocukları olduğunu, ailelerin kursa ikna edilmesinde “bedava yemek ve yatacak yer” bulmuş olmalarının, çocukların Kur’an öğrenmesi kadar önemli rol oynadığını bilmeyenler bile günlerdir yapılan yayınlardan öğrendiler.
Ben konuyla ilgili yazımda “Hiç değilse bu felaketler, acaba zamanında yapılan uyarılara kulak tıkayanlara gerçeği anlatıyor mu, bundan bile emin değilim artık” demiştim. Dün gazetede ölen çocukların ailelerinin konuyu yazan, ihmalleri ve “kanunda yapılan kaçak Kur’an kursu değişikliği”ni eleştiren, sorumluları suçlayan gazetecilere: “Bizim çocuklarımız şehit. Dansta, balede ölmediler ya, size ne oluyor” sözleriyle kızdıklarını, kızacak hedefi şaşırdıklarının da farkında bile olmadıklarını görünce öyle düşünmekle yanılmadığımı anladım.
Dinci (yani köktendinciliği, İran, Suudi Arabistan benzeri bir din devletini isteyen) gazetelerin yazdıkları, kaçak kursları korumak için yasa çıkaranların konuşmaları beyinlerine öyle işlemiş ki gerçeği görmeleri, yalanlardan kurtulmaları çok zor. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ülke çapında denetimli, düzgün 7300’den fazla Kur’an kursu varken kaçak kurslara destek verenlerin bu olaydaki büyük sorumluluğunu, hatta suçunu anlamaları çok zor...
Dün Hürriyet’te eski Diyanet İşleri Başkanı ve eski AKP milletvekili Tayyar Altıkulaç’ın konuşması vardı. Doğal olarak dinin ve dini öğrenmenin önemini en iyi bilenlerden biri olması yadsınamayacak (Başbakan’ın “ulema” dediği kişilerden biri olan) Altıkulaç: “Kaçak Kur’an kursları açanlara verilecek cezayı hafifleten TCK değişikliğinin yapılmaması için çok ısrarcı oldum, ancak arkadaşlara dinletemedim. Bu vesileyle izinsiz Kur’an kursları, pansiyonlar ülke gündemine getirilmeli, elinizi vicdanınıza koyarak gereken yapılmalıdır” demiş.
Konunun dinden çok “siyasi çıkarla ilgili bir dayatma” olduğunu yeterince anlatıyor değil mi?
DANSLA KUR’AN’IN NE İLGİSİ VAR?
Ölen öğrencilerin şehit olup olmadığını Allah’tan başka kimse bilemez, günahsız küçük çocuklar olduklarına göre zaten herhalde yerleri cennet olacaktır. Ama acaba her ibadet yapanın ibadet esnasında (veya yolunda) ölmesinin şehitlik sayılacağını söylemek mümkün mü, öyle olsa bile bu “ölümlerin nedenini sorgulamamayı” veya “dansta, balede ölmediler” demeyi gerektirir mi bunlar anlaşılması gereken konulardır.
Dans ve bale öğrencileri kaçak bir binada ölselerdi “Kur’an okumak yerine dans ediyorlar, iyi oldu” mu diyeceklerdi? “Kur’an okuyanlara dans yasaktır veya dans ediyorsan ibadet yapamazsın” diye bir din kuralı mı var? Kim yanıltıyor insanları, kimin işine yarıyor bu provokasyonlar? Bunların hepsi dini siyasete alet ederek toplumu bölen, oy uğruna acımasızca vatandaşların kafasına yanlış mesajlar yerleştirenlerin sorumluluğudur.
DİN İLE ALDATMAK!
Ulemanın, yani din bilginlerinin görüşlerine başvurulmasını türban nedeniyle söylemişti Tayyip Erdoğan, onun laik bir rejimde “siyasi kararlara dini, din adamlarını referans gösterme” hakkı yoktur ama biz gazeteci olarak din bilimcilerin görüşlerini alabiliriz. Ben Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk ile başka bilim adamlarının da görüşünü aldım.
Hepsi aynı konularda birleşiyorlar. Bu olaylara çok üzüldüğünü, Türkiye’de gelinen noktanın çok acı olduğunu söyleyen Yaşar Nuri Öztürk olayı şöyle yorumladı:
“Ailelerin acılarına iştirak
ediyor, ‘şehitlik’ten söz etmelerini anlıyorum. Allah herkese istediğini verir ama şehitliğin yeri ve kıstasları vardır. İhmalle olmuş büyük bir acıyı dinin kavramlarına sığınarak kapatmak insaf, vicdan işidir. Din birilerinin kanun dışı olayları, ihmalleri mazur göstereceği bir oyuncak değildir, kim buna karar verebilir, Allah’a mı sordular? Kur’an dediğinizde bütün yanlışlar, kötülükler meşruluk mu kazanıyor?
Bize düşen işimizi doğru yapmaktır. Diyanet İşleri ‘Bizde kaydı yok, kaçaktır’ derken, ülkenin Başbakanı ‘Ne demek kaçak, Kur’an’ın kaçağı mı olur’ diyor... Buna arka çıkmak adeta teşvik anlamına gelir.”
Üzgün bir sesle bunları anlatan Öztürk “Bakın, yazık oluyor bu güzel dine ve ülkemize... Türkiye düşmanları bile bu noktadan, din üzerinden kolayca zarar verebileceklerini anladılar, Türkiye’yle oynuyorlar. Aklı egemen kılmak isteyen, tarihteki en güzel din olan dinimizle aklı yerlerde süründürerek tarihin en büyük günahını işliyorlar” diyerek bitirdi konuşmasını...
Tarihin en büyük günahı!! Bu sözü çok iyi düşünmesi gerekenler var.
Ölen öğrenciler “şehit” mi, ulemaya sorsunlar!
Haberin Devamı

