Oldu-bitti sistemiyle karşı karşıya! (2)

Perşembe günü yazımın ilk bölümünde; "Demek ki Türkiye'ye bir tek parti iktidarının gelmesi, yönetimi hükümdarlık haline getirmeye yetebiliyor" demiş ve 'duble yol'dan söz etmiştim.

Haberin Devamı

Perşembe günü yazımın ilk bölümünde; "Demek ki Türkiye'ye bir tek parti iktidarının gelmesi, yönetimi hükümdarlık haline getirmeye yetebiliyor" demiş ve 'duble yol'dan söz etmiştim. Başbakan Erdoğan "hükümdarlık" iddiamı doğrulamış bu arada. Kendisine teşekkür ederim. Şimdi devam ediyoruz...

Son haberlere göre YÖK başkanı arük Milli Eğitim Bakanı'na bağlanıyormuş. ÖSYM Başkanı'na bile ne yapacağını artık Bakan söyleyecekmiş. Duyulunca kıyamet kopmasaydı rektörleri de kendileri atayacak, böylece bırakın özerk üniversite hayalini, üniversiteler tamamen iktidar yönetiminde olacaktı. Peki YÖK başkanının Bakan'a bağlanması kararı duyulup, tartışılıp, neyin doğru olduğuna karar verildi mi? Hayır. Hükümet istedi, oldu.

Meslek liseleri meselesi
Arkadan meslek liseleri mezunlarının (başta imam hatipliler olmak üzere) üniversiteye girişlerindeki puanlama sisteminin değiştirilmesi konusu geliyor. Plân o kadar kolay başarılmakta ki şaşmamak mümkün değil. Bu konuda yapılan itirazlarda imam hatiplere karşı olmak gibi bir temel neden yok aslında ama şöyle bir neden var; bu kadar önemli bir kararın eğitimcilerle yeterince tartışılması yapılmadan, TV'lerde bu kararın ne gibi sakıncaları, yararları ve engelleri olduğu halka duyurulmadan neden şıpın işi oldu bittiye getiriliyor? Bir kere (eğitimcilerin de defalarca tekrarladığı gibi) üniversiteler için bir hazırlık formasyon dönemi vardır ki bu ancak klasik lise eğitiminde olur. Meslek liselerinde normal liseye eşit bir formasyon veriliyorsa o zaman da o meslek lisesi olamaz. Zira lise formasyonu zaten o kadar ağır ki, öğrencilerin çoğu yetişebilmek için kurs ve özel öğretmene ihtiyaç duyuyor. Hem sıkı bir meslek eğitimi alıp, hem de diğerini aynen başaran çocukların ancak süper öğrenci, okulların da süper okul olması gerekir. İkincisi; "Biz imam hatipten veya meslek lisesinden çıkıp üniversite sınavını kazanıyoruz, size ne" deniyorsa, o zaman ortaokul mezunu bir öğrenci liseyi okumadan üniversite sınavını kazansa o da üniversiteye girmeli midir?

Yani iş, sınav kazanmakla biter mi? Üç; bu kararla, örneğin sadece imam yetiştirmek amacıyla başlatılmış olan okullar, laik-çağdaş eğitim yapan devlet okullarına "paralel" ve aynı konumda yaygın bir dinî eğitim alanı açmayacak mı? Bu durumda Tevhid-i Tedrisat kanunu ile güvence altına alınmış olan tek tip ve laik eğitim nasıl korunacak? Ve sonuncu olarak, bütün o meslek okullarında laboratuvar, atölye ve malzemelere harcanan trilyonlar oradan çıkan öğrenci başka mesleğe yöneldiğinde ziyan olmuş olmayacak mı?

Bu fakir milletin parasını havaya savurmaya kimin hakkı vardır? Soru öyle çok ki bitmek bilmiyor. Kim cevaplayacak?

DİĞER YENİ YAZILAR